5. Nağme: Klorak

Herkul | | HERKUL NAGME

Klorak

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, her hadiseyi bir mesaj olarak algılayan ve her vakıadan ibretler çıkaran bir insandır. Bugünkü dersten iki misal aktarmak istiyoruz:

  1. Hocamızın küçük vantilatörünün kabzası az lekelenmiş. Zat-ı alileri lekeyi giderebilmek için biraz klorak istedi. Elindeki ıslak bezle kabzayı silerken şöyle dedi:

“Küfür kalbin içine nüfuz etmiş bir lekedir; onu klorak çıkarmaz; fakat, günah yüzeydeki bir kir sayılır, vakit geçirilmeden üzerine tevbe klorağı dökülürse onu temizlemek mümkündür.”

  1. “Mescid-i Dırâr” ile alakalı değişik tefsirleri arz ettiğimiz esnada, bir arkadaşımız Rasûlullah’ın (aleyhissalatü vesselam) kendisine “el-Fasık” dediği, Müslümanlar aleyhinde dolaplar çeviren Ebû Âmir’in ismini zikretti. Tam ismin telaffuz edildiği anda salonun kapısı gürültüyle çarpıp kapandı: Hocamız şöyle dedi:

“Evet, o (Ebu Âmir) nifakı sebebiyle kendi üzerine kapıyı ebediyyen kapattı.”

4. Nağme: Yanık Tesbih

Herkul | | HERKUL NAGME

Yanık Tesbih

Bugünkü derste Tevbe sûresinin 61-72. ayetlerinin on küsur eserden hazırladığımız tefsirlerini Hocamıza arz ettik ve kendilerinin yorumlarını dinledik.

Hocamız her ayetle alâkalı pek güzel açıklamalar yaptı ama kalblerimize en çok tesir eden husus en sonda anlattığı hadise ve ondan çıkarttığı ibretti:

Bir Hak dostu büyük vecd içinde tesbih çekiyor; Sübhânallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber dedikçe kâinatın zerrelerinin de kendisiyle beraber zikrettiğini duyuyormuş.

Bir aralık yanındaki talebe aklına gelmiş ve ona da işittirircesine sesini yükseltmiş. Tam o esnada Hazretin önünde manevi bir perde açılıvermiş, başka bir buud aralanmış.

Bakmış ki elindeki tesbihin her tanesi bir yıldız gibi ışık saçıyor, parıl parıl parlıyor; sadece bir tesbih tanesi ise adeta simsiyah, yanık ve kupkuru görünüyor.

Hazret hayretle meseleyi anlamaya çalışırken bir ses duymuş:

Yıldız gibi olan taneler sırf Allah rızası için yaptığın zikirle çekilmiş olanlar;

o kupkuru ve simsiyah tane ise “duysunlar, desinler, görsünler” düşüncesiyle nurunu kaçırdığın zikirden geriye kalan.

Muhterem Hocamız bunu anlattı ve ekledi:

Tesbih telafi edilebilir fakat ya nuru kaçırılan ömürlere ne demeli?!.

Allah muhafaza, ya bir ömür, hizmet ediyoruz zannedip de hep görünmede kalmışsak ve ötede hayatımızın tesbih tanelerini kapkara ve kupkuru bulursak, nice olur halimiz!..

2. Nağme: Sonsuz Nur’dan Sonsuz Nur İçin Selam

Herkul | | HERKUL NAGME

Sonsuz Nur’dan Sonsuz Nur İçin Selam

Kıymetli dostlar,

Geçen gün Muhterem Hocamızın “Sonsuz Nur” adlı eserinin Ezher Üniversitesi’nde ders kitabı olarak okutulduğunu bildiren bir kısa mesaj neşretmiştik. Dün o dersi veren Arapça Belagat Hocası Fethi Hicazî’nin bir mektubunu aldık. Hazret, Sonsuz Nur derslerine devam etmesi için müşevvik olan bir rüyayı ve selamı yazmış; sizinle paylaşmak istedik:

Fethi Hoca, Ezher Camii Osmanlı revaklarında siyer derslerine başladıktan bir hafta sonra adeti olduğu üzere ziyaret için köyüne gitmiş. Orada bulunduğu sırada birisi yanına gelerek kendisini  bir Hak dostunun gönderdiğini ve şu rüyasını nakletmesini istediğini söylemiş:  

İmam Şaravî ile beraber bir yerde oturuyorduk. Ona “Buraya teşrif etmenizin hikmeti nedir?” dedim. İmam Şaravî şöyle cevap verdi: Beni Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz gönderdi. ‘Sonsuz Nur derslerine başlaması vesilesiyle git Fethi Hicazî’ye selamımı bildir’ dedi.

Yaptığı Sonsuz Nur derslerinin henüz maruf olmadığı, çok az kimse tarafından bilindiği o günlerde böyle bir müjde alan Fethi Hicazî Hoca diyor ki: “Rüyayı gören bu zatla tanışmıyorduk. O da Allah Rasûlü’nün selamını ulaştırmak için beni epey aramış ve bir aracıyla bana bu mesajı göndermiş. Bu kutlu haberi derslerin devamı adına bir işaret ve bişaret olarak kabul ettim.