223. Nağme: Modern Köleler, Hazreti Musa’nın Asâsı ve Yed-i Beyzâsı

Herkul | . | HERKUL NAGME

Sevgili arkadaşlar,

Bugünkü dersimizin fıkıh bölümünde Ali el-Kârî hazretlerinin, “Fethu Bâbi’l-inaye bi şerhi’n-Nukaye” adlı kitabından “Mükâtebe” bahsine başladık. Tefsir faslında ise, Allâme Elmalılı Hamdi Yazır hazretlerinin “Hak Dini Kur’an Dili” isimli eserinden Kasas Sûresi’nin 29-38. ayetlerinin tefsirlerini okuduk. Sabahki derslerimizden derlediğimiz 8:30 dakikalık nükteleri günün nağmesi olarak sunuyoruz.

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, önce Hazreti Bilal efendimizin temcidi olarak bilinen

تَيَقَّظُوا تَيَقَّظُـوا يـَا نِيـَامُقَدْ هَزَمَ اْلفَجْرُ جُنُودَ الظَّـلَامِ

“Ey uyuyanlar.. uyanın uyanın!.. Fecir, karanlık ordularını bozguna uğrattı!”

şeklindeki sözlerine imada bulunarak “Ey büyükler.. küçük ve mütevazi kalın.. küçük ve mütevazi kalın!..” sözleriyle başlayıp tevazu ve mahviyetle alâkalı mühim hakikatleri dile getirdi. Haddini bilmezliğe düşenlerin maksatlarının aksiyle tokat yiyeceklerini belirtti.

Bildiğiniz gibi, “mükâtebe” sözlükte iki veya daha fazla kişinin herhangi bir konuda karşılıklı olarak yazışmalarıdır; fıkıhta ise, köle ile sahibi arasında yapılan bir akiddir; bir köle veya cariyeyi belli bir meblağ karşılığında hürriyetine kavuşturmak için yapılan anlaşmanın unvanıdır; buna “kitabet” de denir.

Muhterem Hocaefendi, mükâtebe bahsi okunurken malum köleliğin artık mazide kaldığını, fakat günümüzde de modern köleliklerin yaşandığını ifade etti. Geçtiğimiz günlerde de üzerinde durulduğu üzere, bazı ülkelerin ve kimselerin mut’a adı altındaki kapalı zina, örtülü fuhuş sistemini kullandıklarını, pek çok insanı onunla vurduklarını, fotoğraflarını çektiklerini, sonra da onlara “Bizim aleyhimizde olursanız medyaya verilir bunlar” dediklerini.. ve böylece o insanları adeta köleleştirip istediklerini yaptırdıklarını anlattı.

Kıymetli Hocamız, tefsir dersinde ise, özellikle şu ayetlerle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu:

فَلَمَّا قَضَى مُوسَى الْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِ آنَسَ مِن جَانِبِ الطُّورِ نَاراً قَالَ لِأَهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَاراً لَعَلِّي آتِيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Mûsâ (aleyhisselam) müddeti tamamlayıp ailesiyle yolda giderken, dağ tarafında bir ateş fark etti. Ailesine, “Durun! Ben bir ateş farkettim. Gideyim belki yol hakkında bir bilgi alır veya bir ateş koru getiririm de ateş yakıp ısınma imkânı bulursunuz.” dedi.

(Kasas, 28/29)

اُسْلُكْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ وَاضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِقِينَ

“Elini koynuna sok! Şimdi çıkar: İşte kusursuz, pırıl pırıl ışık saçıyor. Yılana karşı korkudan ötürü tavır alma saikiyle kanat gibi açılan kollarını kendine çekip toparlan, korkma artık! İşte bunlar, Rabbin tarafından Firavun ile onun ileri gelen yetkililerine gönderilen iki mûcizedir. Onlar gerçekten iyice yoldan çıkmış bir gürûhtur.”

(Kasas, 28/32)

Dualarınıza vesile olması istirhamıyla…

İndir:     mp3

Tags: , , , , ,