234. Nağme: Hz. Abbas’ın Fazileti ve Hz. Ömer’in Mahviyeti

Herkul | . | HERKUL NAGME

Sevgili dostlar,

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye şu soruyu sorduk:

“Hazreti Ömer efendimiz yağmur duası yaparken Hazreti Abbas efendimizin (radiyallahu anhüma) elini kaldırıp onunla niyazda bulunuyor. Bu onun -tasavvuftaki ifadesiyle- Hazreti Abbas’ı Hakk’ın muradı görmesiyle mi alâkalıdır?”

Muhterem Hocamız öncelikle Hazreti Ömer’in Hazreti Abbas’ı, onun da Hazreti Ömer’i çok sevdiğini, hatta Hazreti Ömer efendimiz vefat ettikten sonra Hazreti Abbas’ın (radiyallahu anhüma) onu rüyada görmek için adeta can attığını; fakat, hemen her zaman o arzuyla gözlerini yummasına rağmen tam kırk gün (bazı rivayetlerde altı ay) boyunca onu hiç göremediğini, nihayet onca zaman sonra Hazreti Ömer’i rüyasına misafir ettiğinde bu gecikmenin sebebini sorunca Allah Rasûlü’nün Halifesi’nin “İşin içinden ancak sıyrılabildim; hesabım yeni bitti!” dediğini anlattı.

Daha sonra Hazreti Abbas’ın faziletlerini hatırlatan muhterem Hocamız, iman ile beraber Allah Rasûlü’ne yakın olmanın insanı bambaşka bir büyüklüğe taşıyacağını; bundan dolayı Hazreti Hamza, Hazreti Abbas, Hazreti Ali ve Bedir şehitlerinden Ubeyde b. Haris gibi insanların dünyevî kıstaslarla tartılamayacağını vurguladı. Ayrıca, Efendimiz’in amcası ve aynı zamanda süt kardeşi olmasının yanı sıra, Hazreti Abbas’ın Mekke fethine kadar müşriklerin arasında yaşamaya tahammül edip Rasûlullah’a haber taşıdığını, hatta bu uğurda esir düşmeye bile katlanıp İslâm’ın ikbal dönemine zemin hazırlayanlardan biri olduğunu belirtti. Hazreti Ömer’in de Hazreti Abbas’a karşı hem Rasûl-ü Ekrem’in amcası olması hem de ortaya koyduğu fedakârlıklardan dolayı çok büyük bir saygı ve muhabbet duyduğunu ifade etti.

Muhterem Hocaefendi daha sonra Hazreti Ömer dönemindeki kuraklık hadisesini ve yağmur duasını anlattı:

İkinci Halife devrinde bir ara Mekke ve Medine kuraklıkla kavruluyor ve günler geçmesine rağmen bir türlü yağmur yağmıyordu. Hazreti Ömer çok zaman, başını yere koyar, gizli-açık, sesli-sessiz münacaat ve tazarruda bulunurdu. Yanından ayırmadığı Eslem onun halini anlatırken diyor ki, “Hazreti Ömer’i çok defa secdede hıçkırıklarla kıvranırken ve tir-tir titrerken görüyordum; şöyle niyaz ediyordu: Öyle zannediyorum yağmursuzluk benim günahlarım sebebiyle! Allahım! Ümmet-i Muhammedi benim günahlarımdan dolayı mahvetme.” (Hangimiz memleketin başına gelen bela ve musibetleri kendi günahlarımızdan biliriz. Kaçımız “Bu kuraklık benim günahlarım sebebiyledir. Bu bela ve musibetler benim yüzümden milletin başına yağıyor. Allahım beni affet. Günahlarım yüzünden masum insanları mahvetme” deriz?) Evet, kuraklık ve kıtlık uzayınca, halk Hazreti Ömer’e müracaat etti. Yağmur duasına çıkmasını istediler. Hazreti Ömer birden, bir şey hatırlamış gibi koştu. Gitti, Hazreti Abbas’ın evine vardı. Kapısını vurdu. “Gel benimle” dedi. O’nu bir tepeye çıkardı. Orada, Hazreti Abbas’ın ellerini tutup, yukarıya kaldırdı. Sonra dudaklarından şu sözler döküldü: “Allahım! Bu Senin Habibinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver.” Sahabi diyor ki, “O el, daha aşağıya inmeden yağmur yağmaya başladı. Biz yağmurla, selle birlikte evlerimize döndük.”

İşte Hazreti Ömer’in bu tavrı, öncelikle mahviyet ve tevazuundan kaynaklanmaktaydı; sonra da Hazreti Abbas’a karşı hüsn-ü zannının, onu Hakk’ın muradı görmesinin neticesiydi.

05:30 dakikalık bu enfes hasbihali ve dün akşam muhterem Hocamız kitap imzalarken çektiğimiz iki fotoğrafı dualarınıza vesile olması niyazıyla sunuyoruz.

Muhabbetle…

Muhterem Hocamız kitap imzalarken:

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi kitap imzalarken

Muhterem Hocamız kitap imzalarken:

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi kitap imzalarken

İndir:     mp3

Tags: , , , , ,