302. Nağme: Vahşet, Üç Aylar ve Vazifemiz

Herkul | . | HERKUL NAGME

Kıymetli arkadaşlar,

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlamalar hepimizi derinden sarstı; ülkemizin huzurunu hedef alan ve masum insanların canlarına kıyan vahşet, yüreklerimizi yaraladı. Terör, her nerede ve ne amaçla yapılırsa yapılsın, sulha karşı menfur bir sabotajdır ve bunu, ancak insanlıkla alakası olmayan caniler gerçekleştirmiş olabilir. Bu menfur saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı diliyor, yaralılara Hazreti Şafi’den acil şifa dileniyoruz.

Aslında mübarek üç ayları karşılamanın inşirahını yaşayacak, muhterem Hocamıza da bu mevzuyla alakalı sorular sorup bu kutlu zaman dilimini daha güzel değerlendirebilmenin yollarıyla ilgili bir nağme yayınlayacaktık. Maalesef, buranın saatiyle sabah dersi esnasında aldığımız acı haber, bu mülahazalarımızın üzerine bir karabasan gibi gelip oturdu. Dolayısıyla bugün sadece ülkemizin huzuru, patlamada ahirete yürüyenler ve yaralılar için dua talebiyle iktifa etmenin; ayrıca, daha önce neşrettiğimiz bir Bamteli’ni nazara vermekle yetinmenin uygun olacağını düşünüyoruz

Üç Aylar ve Vazifemiz” başlıklı sohbeti dikkatlerinize arz ediyoruz: http://www.herkul.org/index.php/bamteli/bamteli-arsiv/7361-Üç%20Aylar%20ve%20Vazifemiz

Soru: Son hutbede de okunan “Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar” başlıklı makalenizde üç ayların çok derinden duyulması ve bir ganimet bilinmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu bereketli günlerin heyecanını içte duyamama eksikliğini nasıl giderebiliriz? Hem fert planında hem de Kur’an hizmeti adına, bu dönemi en verimli şekilde değerlendirebilmemiz için neler tavsiye edersiniz?

-Cuma namazının sıhhat şartlarından birisinin de hutbe olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler. Cuma vaktinde camide hazır bulunsa da, hutbeyi dinlemeyen bir insan Cuma namazını kılmamış, sadece öğlenin farzını eda etmiş sayılır. En önemli ibadetlerden biri Kur’an okumaktır; fakat, hutbe irad edilirken bu da yapılamaz. Ayrıca, dünya kelamı hesabına söylenen her söz hutbeyi ifsat eder. (02.05)

-Günümüzün nesillerindeki en büyük eksikliklerden biri de meseleleri merak etme ve anlama gayretinin olmayışıdır. (03.03)

-Şimdiye kadar üç aylarla ve mübarek gecelerle alâkalı çok şeyler söylenmiş ve yazılmıştır. İnsanın bunları duyması ve okuması güzeldir; fakat asıl müessir olan husus insanın onları anlamaya, içine sindirmeye ve öğrendiklerini uygulamaya çalışmasıdır. (04.41)

-Merak, anlama gayreti ve sahip çıkma cehdi olmayınca, en güzel makaleler bile bir kısım süslü ve fantastik ifadelerden ibaretmiş gibi algılanır. (06.00)

-Kur’an-ı Kerim’e Allah kelamı olarak bakmazsanız, kafanıza takılacak ve sizi dalalete götürecek çok hususla karşılaşabilirsiniz. Fakat, onu İlahî Kelam olarak benimseyip içine girdiğiniz ve nüzul keyfiyetine nazar ettiğiniz zaman Kur’an’dan çok istifade edersiniz. (07.50)

-Üç ayların ganimetinden pay alabilmeniz için evvela onlarda bir ganimetin bulunduğuna inanmanız lazımdır. (08.35)

-Kur’an talebeleri için üç aylar iman hizmeti adına çok önemli bir vesiledir. Bu aylarda, kendimizi bulma yolundaki faaliyetlere hız verilmelidir. (10.42)

-İnsan isterse ve gayret gösterirse, bu aylarda günahlarından sıyrılabilir, dinin hakikatine ulaşabilir, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine liyakat kesbedebilir ve Allah’a yakın olabilir. Hizmet erleri, bu kutlu zaman dilimini işte bu gayelere matuf olarak değerlendirmelidir. (12.45)

-Yapacağımız programlarda insanları bir adım daha Allah’a yaklaştırmıyorsak abesle iştigal ediyoruz demektir. İnsanları eğlendirmek ve onlara hoş dakikalar geçirtmek bizim vazifemiz değildir; sadece cismaniyete hitap eden programlar bizim için zaman israfı sayılır ve günaha girmemize sebebiyet verir. (13.45)

-İnsanların eğlenmeye açık yanları vardır; bu açıdan, programlarınıza gösterecekleri alâka sizi aldatabilir. Oysa ki, davetinize icabet eden insan sayısı az olsa ve halk ortaya koyduğunuz faaliyete alâka göstermese bile önemli olan doğru şeyler yapmanız ve doğrunun peşinde olmanızdır. (15.43)

-İnsanları derinleştirmeye talip olmalı ve onları marifet hesabına doymazlığa alıştırmalısınız. Bütün muhataplarınızı birer “Hel min mezid – Daha yok mu?!.” kahramanı haline getirmelisiniz. Her meseleyi kendinizi bulmaya, özünüze ermeye ve insanları Cenâb-ı Hakk’a yönlendirmeye vesile kılmalısınız. (18.19)

-Allah’a götürmeyen ve Rasûl-ü Ekrem’e ulaştırmayan yollar bâtıldır. (19.53)