Çocuk ve Yakı

Mehmet Erdoğan-İstanbul | . | SIZDEN GELENLER

Çocuk

Bir gül tomurcuğu taze bir nefes,
Dünyaya ağlayıp gelen bir çocuk.
Bir cennet kevseri, melodi; enfes,
Ezelden ebede, umut, yolculuk.

Solmazın rengini taşır çehresi,
İlahi güzellik aynada akis.
Yine o iklimin özüdür sesi,
Ne perde örtülü, ne vardır bir sis.

Güneşten yansıyan ay ışıkları,
Nasıl berrak, temiz, taze, safidir.
Mest eder seyreden tüm aşıkları,
Zira kökü gizli, sır ve hafidir.

İşte böyle ırmak böyle bir nehir,
Bu taze varlığın hayat tablosu.
Bakışı bir şafak, duruşu fecir,
Nefesi sonsuzdan çağıl çağıl su.

İşte ben içimde böyle bir çocuk,
Taşımak isterim canlı kalmaya.
Bana olsun her an zengin bir ufuk,
Kavuşuncaya dek yüce Mevla’ya..


Yakı

“Şakı bülbülüm şakı,
Söyle karayı, akı,
Nağmen yaraya yakı,
Şakı bülbülüm şakı”

Susma açsın taze güller,
Dem tutsun bütün bülbüller,
Çekilsin maddeden tüller,
Belli olsun mana farkı.

Kına değil bağrında kan,
Seni dinler bütün cihan,
Sen Hak için kavrul ve yan,
Gayri sözler karga gakı.

Sende bahar neşidesi,
Sende hesap endişesi,
Umud ve korku şivesi,
Dillendir hukuku, hakkı.

Seni söyleten derdindir,
Notası Hak-Halk sevgindir,
Bu aşkın kaynağı dindir,
Ne şaraptır, ne de rakı.

Tarif et sen miraçları,
Aydınlatan siraçları,
Cennet hullesi, tacları,
Beyan eyle tam Burakı.

Nağmelerin her dudakta,
Evlerde, dağda, çardakta,
Gül bitirir çöl çorakta,
Yıldızlardan gelir yankı

“Şakı bülbülüm şakı,
Söyle karayı, akı,
Nağmen yaraya yakı,
Şakı bülbülüm şakı”