Dua

İsmail | . | SIZDEN GELENLER

Gecenin karanlığı gibi zindan kalbim
Korkularımın arzularımın esiri
Günler güller gibi solar kabre doğru
İbret almaz dünyaperest kalbim


Dua

Kayhan | . | SIZDEN GELENLER

Bir gün akşam gitmek istersen
Güzel, tatlı rüyaya
Bin, gez,dolaş
İçten gelen duanla
 
Dua öyle bir iksirdir ki
Açılır sırları kainatın
Anlarsın dünyadaki gayesini
Zayi olan fani hayatın
 
Elemlerle geçen yıllar
Dua ufkunda söner
Yemyeşil, süslü baharlar
Dua aydınlığında bekler
 
Dua bir yakarıştır
Her şeye gücü yeten Makama
Zorlukla geçen her anda
Bir deva reçetesidir her merama
 
Dua olmasa ne fayda
Ehemmiyeti olmaz hayatın
Bir bir geçen zamanda
Mevla’ya olsun yakarışın
 
O icabet ki seni alır
Azizlerden aziz eder
Ondan uzak kaldığında
Bir garip zavallı biter
 
’Sen esirgeme rahmetini
Üzerimden Rahim Rabbim
Eksiltme bir an sevgini
Gönlümden Habib Rabbim’

Dua

Mihrali | . | SIZDEN GELENLER

Hangi kelimeye el uzatsam kırılıp dökülüyor. Ben neyleyim Allah’ım, bu çaresizliğimle…

Günahkârım! İsyankarım! Rabbim, “Ya Settaru ya Allah, Ya Gaffaru Ya Allah” diyerek Sana sığınıyorum. Tek dileğim yolumu şaşırmadan rahmetine, mağfiretine, affına, merhametine, şefkatine erişebilmek, sığınabilmektir. Evet ben nefsime mahkum oldum, günah işledim. Sana (celle celâluhu) gafil oldum, olmaz olaydım.

Ama işte tevbemle kapındayım. Günahların, gafletin, ümitsizlik bulutlarının her tarafımı sardığı şu zamanda bu azametli kapıları hangi anahtarla açarım bilemem.

Rabbim, ben fakir kulun, elleri boş Sana geldim. Tevbeme gözyaşımı ekliyorum. Ne olur Rabbim beni bir başıma koyma, geri çevirme.

Şimdi elimden gelen, bu dar vakitte, gözümde yaşlarla Sana ulaşacak kelimelerin peşinden koşmak.

Ya Gafuru Ya Allah! Ya Rahîmu Ya Allah! Ya Şefîku Allah! Derman ya Rabbim.

Ellerim, gözlerim, beynim, kalbim… bu yaşıma kadar tek tek bütün azalarımla Sana isyan ettim. Ama içimden gelen bu değil, can verdiğin, kulun olarak yarattığın ben bu değilim; “semi’na ve asayna” diyen ben değilim Rabbim.

Kimi zaman oldu unuttum, dünya beni Senden (celle celâluhu) uzaklaştırdı ey Rabbim ama gönlümün emeli Sensin.

Unuttuğum o ayetlerini her duyduğumda “semi’na ve atayna” demiştim. Yüreğim hala bu istikamet üzere ya Rabbim.

Bu gözyaşlarım, isyanlarımdan dönüşlerimin birer göstergesi ey Rabbim.

Tevbemle Sana geliyorum, gidecek ne başka yerim var ne gitmek istediğim başka bir menzilim.

Kalbimde Senin sevgin…

Allah’ım beni tekrar ve tekrar Sana döndür, gayrıya tahammülüm yok.

Allah’ım gönlüme derman ver, iman ateşini tekrar yakayım. Tekrar Senin rızan peşinde koşan bir kul olayım.

Bu dua aciz bir kulundan… Ellerinde, gönlünde günah karası var ama ne olur Rabbim, ne olur beni Kendine kul eyle, ne olur beni Kendine kul eyle.

Yüreğim daha fazla dayanmaz korkarım, ne olur beni küfür zindanlarına, günah bataklığına terk etme.

Ben aciz kulun, gözyaşlarımla, tevbemle kapındayım…


Dua

Mustafa İbiş / Amasya | . | SIZDEN GELENLER

Göğe yükselsin du’an, yere kapansın beden,
Süzülsün gözlerinden boncuk boncuk damlalar,
Toprağı ıslatsın ki gözünden akan yaşlar,
Umulur ki Yaradan belki seni bağışlar.

Mülk O’nun beden O’nun, elimizde ne varsa
Bende tek olan varsa o da göğe yükselen dua,
Dua mü’minin kurtuluş ümidi, Dua mazlumun elindeki silahı,
Dua hak aşığının Rahman’a yaklaşması

Dua ile ruhun kurtulur cendereden.
Dua ile bedenin kurtulur işkenceden,
Ey azgın hodbin nefis ne istiyorsun benden.
Sen zevkimi alıyorsun ruhuma işkenceden.
Sana karşı silahım Rabbım’a yalvarmaktır.


Dua

Fatma Çakmak | . | SIZDEN GELENLER

Kadın biraz zorlanarak da olsa yere serili olan, kahverengi, tüyleri hafiften dökülmüş halıyı toplayıp kaldırdı, balkona götürüp silkeledi.

Kendi kendine mırıldandı:
- İşte yine güneş batıyor ve ben de yine bütün gün hizmetçi gibi ev işi yapmakla sabahı akşam ettim. İki çocuk bir eş, bak bakabilirsen… Ne ütüsü bitiyor, ne yemeği, ne de evin temizliği… Gençliğim bitti gitti ama; hala bu işlerin sonu gelip bitmedi… Oooof! Allah’ım of!.. diyerek iç çekti.
Salonun yerlerini silip, yeşil halısını serdi. Daha sonrada kızının odasına girdi. Odanın duvarları pembeye boyanmış, aynı renkte perdelerlede süslenmişti.
Odanın içi dağınıktı oyuncaklardan geçilmiyordu. Bir tarafta kızının oyuncak bebekleri bir tarafta da çıkarttığı elbiseleri duruyordu.
Kadın yorgun bakışlarla odayı süzdü:
–Oooof be!.. Kızım sanada bir türlü öğretemedim, odanı toplamayı diye mırıldandı.
Küçük kız daha ilkokula bu yıl başlamıştı. Bir yandan her gün okula gitmek, bir yandan da akşamları öğretmenin verdiği ödevleri yapmaktan, odasını toplamaya vakit bulamıyordu.
Bütün gün oyuncaklarından uzak olduğu için; akşamları ilk işi odasına gelip oyuncaklarıyla oyun oynayarak hasret gidermekti. Oyun oynarken bütün yorgunluğundan kurtuluyor stres atıyordu.
Ama tabi bunu büyüklere anlatmak çok zordu.
Kadın kızının odasının camını silmek için elindeki kovanın içine biraz deterjan koydu.
Sonra kovayı alıp pencereye doğru hızla yürüdü.
Birden kendini yerde buldu, kovadaki su olduğu gibi yerdeki kırmızı halıya döküldü, her yer ıslandı.
Kadının ayağı kızının yerdeki oyuncak bebeğin beşiğine takılmıştı.
Kadının öfkesinden, düz ince dudaklarını buruşturdu, küçük kahverengi gözlerini kıstı ve bağırarak:
– Eli kırılasıca kızım!… Allah senin belanı versin!.. Kaç kere sana söyledim oyuncaklarını ortalığa dağıtma!..
Zorlanarak ayağa kalktı, ıslanan halıyı toplayıp, kuruması için balkona astı. Yerleri kuruttu.
Odanın içindeki oyuncakları toplayıp sepete koydu. Elbiselerini alıp dolaba astı. Daha sonrada mutfağa gidip akşam yemeğini hazırlamaya başladı.
Bir saat sonra kapı çaldı. Gelen oğlu Can’dı.
Can ilköğretim 5. sınıfa gidiyordu. Bu gün son iki dersleri boş olduğu için eve erken gelmişti. Normalde kız kardeşi Eceyle geliyorlardı. Can:
- Anne karnım çok acıktı dedi. Özlem hanım:
–Tamam oğlum hemen sofrayı hazırlıyorum.
Hemen masanın beyaz örtüsünü topladı.
Önce salatayı getirdi, sonrada tabakları ve çorba tenceresini getirip masaya koydu.
Bir tabak çorba doldurdu. Sonra da oğlunu çağırdı:
-Can, gel yemeğin hazır çabuk ol!.. Soğutmadan ye!..
Can ellerini yıkayıp masaya oturup yemeğini yemeye başladı.
Bu arada telefon çalmaya başladı. Can, kalkıp telefona baktı. Telefon eden okulun müdürüydü. Can koşup mutfakta olan annesini çağırdı.
Özlem hanım telefonun siyah ahizesini sehpadan alıp kulağına götürdü.
–Efendim buyrun!.. Müdür bey:
- Hemen okula gelebilir misiniz, çok acil bir şey oldu kızınızla ilgili bir konu, dedi.
Adamın sesi çok üzgün geliyordu. Özlem hanım:
–Ne oldu müdür bey, kızıma bir şey mi oldu? Müdür buraya gelince konuşuruz, dedi ve telefonu kapattı. Özlem hanım:
–Ne yapacağını şaşırmıştı hemen gidip ceketini giyindi anahtarı ve çantasını aldı. Can’a seslenerek:
–Oğlum ben sizin okulunuza gidiyorum sakın kimseye “kim o?” demeden kapıyı açma diye tembihte bulundu. Can:
–Tamam anneciğim dedi
Kadın hızla okula doğru yürüdü.
Okul evlerine çok yakındı ama; nedense bu gün yol hiç bitmiyordu.
Okula giden yolun üstü, okuldan çıkmış öğrencilerle doluydu. Özlem hanım:
- Acaba bu kız ne yaramazlık yaptı da beni bu saatte müdür çağırıyor, yoksa bu kızın dersleri zayıf diye mi çağırıyorlar?..
Böyle düşünürken okulun bahçesine ulaştı.
Okulun bahçesi gül fideleriyle süslenmişti.
Gökyüzüne uzanan çınar ağaçları okulun akciğerleri olmuşlardı.
Çocuklar kalabalık kentin beton binalarının arasında oynayabilecek bir yer bulamadıklarından yaz tatillerinde bile gelip bu okulun yeşil bahçesinde oynarlardı.
Kadın hızla okulun mavi demir kapısını açtı; ikinci kata çıktı ve müdürün odasının kapısını çaldı.
Odada müdür ve bir de bir öğretmen vardı. Müdür kendisine korkulu merak dolu gözlerle bakan kadını, daha fazla merakta bırakmamak için, hemen olanları anlattı.
Kadın duydukları karşısında şok olmuştu ne diyeceğini şaşırmıştı.
Gözyaşları iri iri akmaya başladı; bir süre sonra zayıf bedeni oturduğu yere yığılıverdi. Öğretmen hanım kadının yüzüne biraz kolonya sürdü.
Öğretmenlerden biriyle hemen okulun yakınındaki hastahaneye gittiler.
Genç sarışın öğretmen hanım da sakin bir ses tonuyla.
-Sakın kızınızı gördüğünüzde panik yapmayın ve bağırarak ağlamayın; bu çocuğu daha çok korkutur Özlem hanım tamam anlamında başını öne doğru salladı.
Bildiği bütün kelimeleri unutmuştu, nasıl konuşacağını da bilmiyordu
Nihayet hastahaneye gelmişlerdi.
Hastahanenin girişindeki hostes onları acil bölümüne götürdü.
Özlem hanım odaya girdiğinde kızı Ecenin yataktaki süzgün halini görünce göz yaşlarına hakim olamadı.
Kızı annesini görünce çok sevindi:
-Anneciğim!.. dedi
Annesi kızına sarılıp öptü.
Sargı beziyle sarılı elini göstererek anne bak elim kırıldı dedi.
Özlem hanım çok üzgün bir şekilde kızının yattığı yatağın yanındaki sandalyeye oturdu daha önce bir kitapta okuduklarını hatırladı.
“Nefisleriniz aleyhinde dua (beddua) etmeyiniz, çocuklarınız aleyhinde dua (beddua) etmeyiniz ola ki Allah’ın duaları kabul ettiği saate denk gelir, istediğiniz kabul edilir (ağzınızdan çıkan beddua kabul olur)” Hadis-i Şerif
Burada yapılan dua alehte yapılan bedduadır.
Ama; artık geriye dönüş yoktu; bu pişmanlık bir işe yaramıyordu.
Kadın o kötü sözü söylediği anı hatırladı evet kızının odasına girdiğinde ayağı onun oyuncağına takılıp yere düştüğünde canını acısıyla “eli kırılasıca kızım, Allah senin belanı versin” diye beddua etmişti.
Dua saatine denk geldiği için onun bu ettiği dua da kabul olmuştu.
Ama o kötü bir dua etmişti.
Bu kıymetli saatte biricik kızına beddua etmişti..
Annesi kızına tekrar baktı, ona sımsıkı sarılıp öptü!..
-Affet beni kızım!.. Lütfen affet beni!..
Daha sonra doktor küçük kızın eline tekrar pansuman yaptı evine yolladı.
Bir süre sonra küçük kızın eli iyileşti.
O da annesi de çok mutlu oldu..


Dua

Seval Suna | . | SIZDEN GELENLER

Selam sana ey yeni gün ve selam sana ey gece, bugün dertliyim biraz bir yanım yarım sanki…

Anlatamadığım adını koyamadığım bir hüzün bu, sanki nefesim düğümleniyor ve sanki bir yanım yok gibi. En sevdiğim bana uzak en sevdiğim sanki bensiz kalmakta hissiyatım anlaşılmıyor sanki. Ya da hissettiğim duygular artık önemsiz. Bağırılan bir ben ve bağıran bir dünya aynı tende buluşmaktan uzaklaşmış bir ruh…

Evet dünya evet dünyam suretlerim duruyor bedenim mevcut ama ruhum takvada hayal aleminin en derin yerinde kimsesiz çaresiz ve acınacak halde

Neydim ne oldum dercesine ruhum uzaktan bana bakıyor ey Rab ey Yaradan ben ki kapına gelmiş aciz kulum her yanım harabe her yanım yarım, bedenim var ama ruhum sanki yok bir eksik var sanki artık yanmıyorum.

Ey gökleri ve yerin Yaradan bir çiçeğe tohumdan var eden Rab Sana döndüm Sana geldim en aciz yanımla, en günahkar halimle, tövbe etmeye geldim.. kapına geldim.. dileklerimi sıralayacak yüzüm kalmadı. Her gün tövbe edip her gün aynı külfete boğulmaya devamım her şeyi biliyorum ama Senden uzağım ne olur Allahım aşkınla yandır yak beni kan damarlarımda kan yerine Senin aşkın çağlasın Sana olan aşkım ukbada diğer alemde bilmediğim tür yerde tüm dilde dolaşsın. Kapına geldim ya Rab kıtmirin olmaya geldim, kapının bekçisi olmaya geldim.. çevirme ya Rab çevirme!..


Dua

Mustafa Arslan | . | SIZDEN GELENLER

Dua, kişinin acizliğini idrak edip işlerin üstesinden gelecek mutlak kudret sahibine sığınarak, dertlerin çözümünü arzetmesidir. Dua kulluğun özüdür. Dua ihlasla yapılan bir ibadettir. Kul ellerini açıp gözyaşlarıyla “Rabbim!” dediği anda ötelerden bu yalvarmasına cevap gelir ve umulmadık yerden kendisine sahip çıkıldığı görülür.

Duanın kabulü için olmazsa olmaz şart ihlaslı olmaktır.

Cenab-ı Hakk her duaya cevap verir. Eğer dua edilirken ihlaslı olmak gibi gerekli şartları taşımıyorsa kabule layık olmayabilir.

Dünyaya ait işler duaya maksat olmuşsa yine duanın kabulü zorlaşır. Çünkü dua bir kulluktur. İbadet ise sadece Allah rızası için yapılır. Mesela: yağmur duası yağmur yağması için yapılmaz. Allah rızası için yapılır. Dilerse ve hikmeti iktiza ederse yağmur da verir. Ama dua ettikten sonra yağmur yağmazsa “duamız kabul olunmadı” denmez. Çünkü Allah rızası için değil de dünyevi menfaatler için yapılan dualar zaten makbul değildir.

Duanın Adabı

Dua uygun olmayan bazı yerler dışında müsait her yerde yapılabilir. Dua edecek şahsın mümkünse abdestli olması, kıbleye doğru diz çökmesi, dua atmosferine girmesi, duadan önce ve sonra Cenab-ı Hakk’a hamdetmesi, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat ü selam okuması -ki salat-ü selam makbul bir dua olduğu için kabul edilen iki dua arasında söylenenler de inşaallah kabul görür- me’hazin kudsiyetinden dolayı Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde zikredilmiş veya büyük zevatın ifadeleriyle dua edilmesi, istenilen şeylerin çok iyi düşünülmüş olması gibi hususlara dikkat etmek gerekir. Biz hakkımızda neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyoruz. İyi zannettiklerimiz kötü, kötü zannettiklerimiz de iyi olabilir. Onun için dualarımızı hakkımızda hayırlı olacaksa kabulünü niyaz etmemiz gerekir.

Duada isteklerimizi Allah’tan istememiz gerekir. Büyük zatların türbelerini ziyaret sırasında taleplerimizi Rabbimize iletir oradaki zevatın hürmetine dualarımızın kabulünü Allah’tan isteriz. Yoksa o mezarlarda yatan şahıslardan talepte bulunmak tehlikeli bir husus olur. Yalnız Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) Cenab-ı Hakk bazı tasarruflar vermiştir. Biz de buna binaen Peygamber Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaat talebi gibi bazı şeyleri isteyebiliriz.

Duayı mütezellilane söylemek gerekir. Nasıl iki dilenciden birisi sert bir şekilde bir şey isteyince muhatapları kızar ve onu kovarlar. Yalvararak talepte bulunana ise acır ve boş çevirmezler. Dua eden O’nun kapısının azat kabul etmez kölesi ve dilencisi olarak yürekten gelen ifadelerle, gözyaşlarıyla yalvarmalı ki kapıdan eli boş ayrılmasın.

Herkes kendisine gıyabında dua edecek dostlar edinmelidir. Çünkü habersizce yapılan dualar çok samimi olur ve kabulü kuvvetle muhtemeldir.

Dualarda yer zamanın büyük ehemmiyeti vardır. Mekke, Medine gibi mübarek beldelerde, üç aylar, kadir, mirac, regaib, berat gibi mübarek gün ve gecelerde ve Ramazan-ı şerif gibi kutlu zaman dilimlerinde yapılan duaların kabulü daha kuvvetle muhtemeldir.

Kabul için dua edecek şahsın samimiyeti ve yaşantısı çok önemlidir. Onun için toplumumuzda Allah dostu olduğuna inanılan zevattan hususi dualar istenir.

Dua ve İsa’nın Ağzı

Hazreti İsa’a (aleyhisselam) bir adam gelip:

“Ya İsa! Bana ölüleri dirilttiğin duayı öğretir misin?” demiş. Hazreti İsa (aleyhisselam) da adama istediğini öğretmiş. Adam öğrendiği duayla hemen sesini çok duymak istediği bir akrabasının mezarının başına gitmiş ve başlamış Allah’ın elçisinden öğrendiği duayı okumaya. Fakat kaç defa okumasına rağmen mezarda hiçbir hareket görememiş. Sonunda ölünün dirileceğinden ümidini kesmiş ve soluğu Hazreti İsa’ın (aleyhisselam) yanında almış ve:

“Ya İsa! Bana yanlış dua öğretmişsin. Bana ezberlettiğin duayı falanın mezarı başında okudum dirilmedi” demiş. Hazreti İsa (aleyhisselam) adama şu cevabı vermiş:

“Hayır! Ben sana yanlış dua öğretmedim. Dua aynı dua da ağız İsa’nın ağzı değil” demiş.
 
Bela İstemek

Çeşitli devirlerde Müslümanlığa inandığı için maddi ve manevi sıkıntılara uğrayan şahıslar vardır. Bunlar inandıkları davadan dolayı başlarına gelenlere sabreder ve hallerinden şikayet etmezler. Kahr u lutfu bir bilirler. Bu onların amel defterlerine öbür alemde karşılarına çıkarılmak üzere sevap olarak yazılır. Başta Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Bilal-i Habeşi, Yasir, Sümeyye, Ammar, Habbab Bin Eret, İmam-ı A’zam Ebu Hanife, Ahmet Bin Hanbel, İmam-ı Serahsi, Bediüzzaman Hazretleri gibi. Bu onların imtihanı idi. Başarıyla sıyrılmasını bildiler.

Bazı şahıslar yanlış olarak eskiden Müslümanların çektikleri sıkıntıları düşünerek daha çok sevap kazanmak için onların başlarına gelenleri istiyor, sonra da dayanamıyor ve tamamen kaybediyorlar. Bela ve musibet istemek doğru değildir. Fakat geldiği zaman isyan etmeden sabredip dayanmak esastır. Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) istediği gibi neden dünyada afiyet ahirette af istemeyelim ki? Namazların son oturuşunda okuduğumuz ve Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) en çok okuduğu dualar içerisinde dünyada ve ahirette iyilik istemek yok mudur?

“Dua Ettim Kabul Olmadı” Denir mi?

Bazen ellerimizi bütün samimiyetimizle Rabbimize açar, zahir ve batın yapmamız gereken her şeyi elimizden geldiği kadar yaptıktan sonra neticeyi Rabbimize havale eder ve teslim oluruz. Bazen hikmeti iktiza eder, istediklerimizi aynen verir. Bazen daha iyisini verir. Bazen isteklerimizin bize zararı olduğunu bildiğinden vermez.

Mesela siz rahatsızlandınız. Tedavi için doktora gittiğinizde orada gördüğünüz bir ilacı istediniz. O ilaç hastalığınıza deva ise doktor onu size verir. Bazen daha iyi ilaç vardır. Onu verir. Bazen orada istediğiniz ilaçların hepsi size zararlıdır. Siz isteseniz de doktor onları size vermez. Siz doktora: “Bana istediğim ilacı niçin vermiyorsunuz?” diyebilir misiniz?

Bazen duanın kabulü zaman ister. İsteklerinizin şartlarının oluşması önemlidir. Oğlunuzun hemen üst seviye bir şahıs olmasını istiyorsunuz. Bu hemen olabilir mi? Kaç sene ister. Zamana karşı sabır da önemli bir husustur.

Kavli Dua Fiili Dua

Bir Ramazan Bayramı günü üç hoca arkadaş Konya’da Ramazan’ın son on gününü umrede geçirmiş sanayici bir arkadaşlarını ziyarete gitmişlerdi.

Bayramlaşmadan sonra ev sahibi hoca arkadaşlara şöyle bir soru yöneltmişti:

• Yeryüzünün Hazreti Adem’den beri Allah’ın evi olarak kulluk yapılan en kıymetli mekanı Kabe değil mi? Hocalar:
• Evet! Diye cevap verdiler. Ev sahibi:
• En kıymetli zaman dilimlerinden birisi Kur’an-ı Kerim’de adına bir sure bulunan içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi değil mi? diye sordu. Hocalar yine:
• Evet! diye cevap verdiler. Bunun üzerine ev sahibi:
• Hocalarım! Ben Kadir gecesinde Kabe’de idim. İki milyon civarında Müslüman vardı. Başta imam olmak üzere:
• Allahım! Müslümanlara yardım et! Allahım! Kafirleri zelil et! diye gözyaşlarıyla yalvarıyorlardı. Onlara baktım. Çok samimi Müslümanlardı. Adeta dua sırasında içleri kaynıyor gibiydi. Allah bu duaları neden kabul etmiyor da dünyanın her tarafında Müslümanlar eziliyor? diye sordu.

Hocalardan birisi bu soruya şu cevabı verdi:

• Dua kısım kısımdır. Kavli dua fiili dua. Yani sözle yapılan dua, davranışlarla gösterilen veya sebeplere tevessül edilerek yapılan dua. Bu iki duanın mutlaka beraber olması lazım. Sözle yapılan yani kavli dua çok önemlidir. Fakat sadece o kifayet etseydi; Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini açarak

“Allahım! der ve derdini ifade ederdi yedi kat göklerdeki meleklerde “amin” derlerdi. Meseleler hallolurdu. Fakat kavli duanın yanında sebeplere de riayet ederek amansız fiili mücadeleye girmiştir. Bu devirde kavli duanın yanında fiili dua ihmal edilmiştir. Müslümanların yapması gereken Fiili dua eğitime imkanlarını seferber ederek milli ve manevi değerlerine bağlı bilim adamları yetiştirerek bilim ve teknolojinin zirvesini yakalamaktır. Ülke içerisindeki insanlarla asgari müştereklerde bir araya gelerek birlik ve beraberliğimizi sağlamaktır. Dünya medya ağlarına sahip çıkararak insanların doğru bilgi edinmesini sağlamaktır. Fakirlikten kurtulup dünya ekonomisine yön verecek hale gelmektir.

• Eğer bunları yapmamışsak, dünyanın her tarafını çil çil kubbeli camilerle doldursak, sabahtan akşama kadar Kur’an-ı Kerim okuyup ezberlesek, akşamdan sabaha kadar ağlaya ağlaya Kabe’yi tavaf etsek, Ravza’da sabahtan akşama kadar salavat getirsek ihtimal sevap kazanabiliriz. Fakat dünyada kölelikten kurtulamayız. Kölelikten kurtulmanın yolu kavli ve fiili duayı beraber yapmaktır. Kim fiili duayı hakkıyla yerine getirirse o cihana hükmeder. İstersen şu an dünyaya şöyle bir bak. Milyonlarca şahidini bulacaksın dedi.
• Varlığını izzetiyle devam ettirebilmek kavli ve fili duayı birbirinden ayırmadan birlikte yapmaktan geçer. İnanan insanlar sebepler planında bütün imkanlarını seferber ederek üzerine düşeni yapmaya çalışırlarsa tıkandıkları yerde inşaallah Müsebbibü’l- Esbab inayetiyle onlara sahip çıkacaktır.
 
İnayet-i İlahi

Fakat inayetin gelmesi için bazen mumun yanıp tahtaya dayanması gerekir. Mum yanıp tahtaya dayanınca ızdırar lisanıyla yapılan dua ötelerde hüsn-ü kabul görür.

Hazreti İbrahim Nemrut’un cehennemi andıran korkunç ateşine atıldığı zaman ferman-ı ilahi yetişti ve ateş berd-ü selama döndü.

Hazreti Musa, Firavun’un adamlarının sihirbazlarının karşısına çıktığında asası yılan oldu ve hepsinin sihirlerini iptal etti.

Hazreti Meryem, “keşke ölseydim unutulup gitseydim” dediği anda kendisine kuru hurma dallarından taze hurmalar verildi ve Hazreti Mesih beşikte konuşturuldu.

Hazreti Yunus, esbab bilkülliye sukut ettiğinde Rabbine iltica etti ve sahil-i selamete çıktı.

“Meta nasrullah” feryadına, “ela inne nasrallahi karib” hitabıyla hiç imdada gelinmediği vaki olmamış ki.


Dua

Ömer Uğurel | . | SIZDEN GELENLER

Arz-ı halimizdir yüce Rahmana
Bittim dediğimiz yerde yettim diyeni beklemektir
Kalb telefonuyla, gönül telgrafıyla santralsiz ulaşmaktır maksuda
Gözlerin ve avuçların çevrilmesidir semaya

Dua acizin, Kadir olana dilekçesidir
İnsan’ın kendi kendine yetmediğinin delilidir
Rahman ve Rahim olandan merhamet dilenmektir
Gözyaşı eşliğinde hislerini süslemektir.

Dua ibadettir, sekinettir
Çoraklaşan gönüllerimize rahmet damlalarının düşmesini beklemektir
Dilediğini lutfedenden dilediğimizce istemektir
Gök kapılarının açılmasını heyecanla beklemektir.

Dua metafizik gerilime geçmek
Ruha şükür ve hamd elbisesini giydirmektir
Vefanın sahibine bir nebze vefamızı ifade etmektir
Kırık dökük hislerle bamteline değmektir.

Dua, bize sınırsız nimetler bahşedene, teşekkürü borç bilmektir
Hakiki dostla muhabbet etmek ve dertleşmektir
Sema kapısının tokmağına dokunmak
Nazar-i ilahiyi celbetmektir.

Dua ile gönüller dirilir
Kalbler mutmain olur ümitlenir
Beklentiler arzdan semaya iletilir
Sonsuz lütuf sahibi bunları değerlendirir.

Dua ile benlikten sıyrılır insan
Odur bizi ehemmiyetli kılan
Armağandır hazineyi Rahmandan
İçini dökmektir kaygı duymadan..


Dua

Bayram Durdikov | . | SIZDEN GELENLER

Allah’ım ben bir aciz
Bulamadım derde derman
Etmedim hiçbir caiz
Arz titrer buyursa ferman

Mesken tuttum yapında
Ne olur bitsin bu çile
Yıllardır Senin kapında
Getirdim niyazı dile

Kıvrandım günahlar içinde
Olamadım Sana, iyi bir kul
Hep Seni sevmek var içimde
Niyetim Rasul-i Ekrem gibi gül

Yalvarsam gözyaşı döküp
Tek Sana olayım muhtaç
Dilensem belimi büküp
Makbul olsun tüm ihtiyaç

Hata, günah yüzünden
Utandım, oldum mahcup
Leke gitmezse yüzümden
Nereye saklanırım kaçıp

Ey yüce, Rabbü’l-alemin
Sanadır tüm Hamd u sena
Ya Rahman ya Rahim
Yardım et, inandım Sana

Bırakma sapan bir kola
Ey ceza günün sahibi
İlet beni doğru yola
Olayım hikmet sahibi

Bayram, çıkarsan seda
Tükenmezdir Rahmeti
Koştur, kendini et feda
Doyulmazdır Ahmed’i


Dua

Hasan Yarar | . | SIZDEN GELENLER

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Ancak O’na hamd eder, Ondan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse dalalete düşüremez ve O’nun dalalete düşürdüğünü de kimse hidayete erdiremez. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederiz.

Allah’ım akidemizi sorunlarımızın elinden kurtar ve koru.

Rabbim bize sorumluluktan kaçan inanç ucuzluğuna karşı dayanma gücü ver.

Allah’ım akli ve bilimsel olgunluğumuz anında bile bizi taassuba düşürme, duyarlılık ve aydınlık faziletinden mahrum kılma.

Ya Rabbi bizi sürekli bilgili ve uyanık kıl ki bir kimseyi ya da bir düşünceyi olumlu olumsuz iyice tanımadan önce bir yargıya varmayalım.

Allah’ım egoizmin, çekemezlik ve kıskançlıkla karışmış cehalet ve başıboşluğumuzu, düşmana savaş, dosta saldırı aracı yapma.

Allah’ım bizi garaz, kin, kıskançlık nedeniyle zulmün oyuncağı yapma.

Ya Rabbi egoistliği bizden uzaklaştır ve egoistliği kaldır ki başkaların egoistliğini görüp eziyet çekmeyelim.

Allah’ım bize imanda mutlak itaati bağışla ki, dünya da mutlak isyan içinde olalım.

Rabbim bize kavgacı ve inatçı bir takva öğret ki sorumluluğun çokluğu arasında kaybolmayalım. Bizi perhizkar ve münzevi takvadan koru ki tenhalık ve uzlet köşelerinde gizlenmeyelim.

Allah’ım bize taklidin alçak ve adi yoksulluğundan kurtuluşu bağışla ki kalıtımsal ve geleneksel kalıpları kırabilelim ve konuşmayanları lisanımızla sarsabileceğimiz bir güç ver.

Allah’ım insan olarak kalmak istiyoruz, kötülüğe çeken her şeye karşı bizi istemeyen, sahip olmayan biri kıl.

Rabbim bize yaşamak için geçmiş ürünsüz bir aydan dolayı ölüm anında özlem duymayacağımız bir yaşam ve boşu boşuna matem tutmayacağımız bir ölüm bağışla. Bizi senin dost olduğun biçimdeki bir ölümü seçebileceğimiz ana kadar yaşat.

İlahi bizi bırakma. Çünkü islama olan imanımız, Peygambere olan sevgimiz bizi din kisvesi altında tutucu bir saldırgan ve gerici eylemlere uyumlu bir kişi yapabilir. Çünkü özgürlüğümüz halkın köleliğine neden olabilir, çünkü dinimiz dini bir görüntü altında gizlenebilir, gömülebilir.

Allah’ım bizi kötülüğe çekecek olan her şeyin ve herkesin şerrine karşı bizim koruyucumuz ol ve bunlardan birinin bize azgınlık etmesinden Sana sığınırız.

Allah’ım acizlikten, korkaklıktan, tembellikten, kocamaktan, borçtan ve günahtan Sana sığınırız. Hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırız.

Allah’ım kalb katılığından, gafletten, fakirlikten, zilletten, ve miskinlikten Sana sığınırız. Küfürden, fısktan, muhalefet edip düşmanlık çıkarmaktan, başkaları duysun ve görsün diye bir şey yapmaktan, sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, her türlü kötü hastalıklardan Sana sığınırız

Allah’ım nefsimize takva bahşeyle ve onu temizle, Sen onu temizleyenlerin en hayırlısısın, Sen onun velisi ve mevlasısın.

Allah’ım fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalbden, doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan Sana sığınırız.

Allah’ım işlediğimiz ve işlemediğimiz amellerin şerrinden Sana sığınırız, bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden Sana sığınırız.

Allah’ım nimetinin zevalinden, afiyetinin değişmesinden, azabının ansızın gelip çatmasından ve gazabına sebep olacak şeylerden Sana sığınırız, ey Rahman, ey Rahim, ey Celal ve İkram Sahibi, ya Hayy, ya Kayyum.

Allah’ım huyların, amellerin, arzuların ve hastalıkların kötülüklerinden Sana sığınırız.

Allah’ım Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlük iyiliği kazanmayı, cennetle serfiraz olmayı ve cehennemden kurtuluş dileriz.

Allah’ım bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret buyur, Allah’ım Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefsimizin kötülüklerinden Sana sığınıyoruz.

Allah’ım bizi yücelt, eksiğimizi gediğimizi gider, bize bol rızık ihsan et, bizi salih amellere ve güzel ahlaka ilet, zira bunların salih olanına ancak Sen ulaştırır, kötülüklerinden de ancak Sen alıkorsun.

Allah’ım ciddiyetimizi, şakamızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ederiz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin şeylerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerin ile de imtihan etme.

Allah’ım her işimizin esası olması itibarıyla dinimi ıslah et, içinde geçimimiz olan dünyamızı ıslah buyur, döneceğimiz yer olan ahiretimizi de ıslah et, hayatı her türlü hayırları attırmamıza vesile kıl, ölümü de her türlü şerden kurtulup hayra ermemize vesile yap.

Allah’ım bizi Seni çok zikreden, Sana çok şükreden, Senden çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı çok huşu ve saygıyla dopdolu olan, ah u efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden bir insan eyle.

Allah’ım tevbemizi kabul buyur, günahımı yıka, duama icabet et, delilimi güçlendir, kalbimize hidayet, dilimize istikamet ver, sinemizin kinini sök al.

Ya Rabbi Senden işimizde sebat diliyoruz, doğru yolda azim istiyoruz. Senden nimetine şükretmeyi ve Sana güzelce ibadet etmeyi istiyoruz. Sadık bir dil, selim bir kalb istiyoruz, bildiğin şeylerin şerrinden Sana sığınıyoruz, bildiğin şeylerin hayrını Senden istiyor ve bildiğin şeylerden Sana istiğfar ediyoruz. Şüphesiz Sen Allamü’l-Guyubsun.

Allah’ım bize kendimizi bulmayı ilham et, bizi nefsimizin şerrinden koru.

Allah’ım Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi ve fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda, fitnelere düçar olmadan bizi vefat ettirmeni dileriz. Senden Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine yaklaştıracak amelin sevgisini dileriz.

Allah’ım gözümüzden, kulağımızdan ve bütün organlarımızdan bizi yararlandır, ölünceye kadar onları sıhhat ve afiyette kıl. Bize zulmedenlere karşı yardım ihsan eyle ve bize zulmedenlerden intikamımızı al.

Allah’ım Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpları sayıp dökmeyen bir dönüş istiyoruz.

Allah’ım bizi çok sabreden, çok şükreden bir kul eyle, Yarabbi bizi bağışla, bize merhamet eyle ve bizi en doğru yola bizi hidayet eyle.

Ya Rabbi Senden faydalı ilim istiyor, fayda vermeyen ilimden Sana sığınıyoruz ve kabul edilen amel istiyoruz.

Allah’ım bize ihsan edeceğin rızkının en genişini yaşlandığımızda ve ömrümüzün sonunda lütfeyle.

Allahım bizi dinin üzere sabit kıl, mizanımızı ağır tut, imanımızı tahkiki iman yap, derecemizi yükselt, namazımızı kabul buyur, hatalarımızı bağışla, ve cennette en yüksek dereceleri istiyoruz.

Ya Rabbi Senden günahımızı sırtımızdan kaldırmanı, halimizi düzeltmeni, kalbimizi düzeltmeni, namusumuzu korumanı, kalbimizi nurlandırmanı, günahımızı bağışlamanı ve cennette en yüksek dereceleri istiyoruz.

Allah’ım Senden kulağımızı, gözümüzü, ruhumuzu, yaratılışımızı, ahlakımızı, ailemizi, hayatımızı, ölümümüzü ve amelimizi bereketli kılmanı ve hasenatımızı kabul buyurmanı diliyor ve cennette yüksek dereceleri istiyoruz.

Allah’ım Sen Evvelsin, Senden önce bir şey yoktur, Sen Ahirsin Senden sonra hiçbir şey yoktur. Perçemi elinde olan her canlının şerrinden Sana sığınırız. Günahtan ve borçtan da Sana sığınırız.

Allah’ım bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi uzaklaştır.

Ya Rabbi aile efradının çokluğundan ötürü fakirlikten, şekavetin gelip çatmasından, takdirin kötüsünden ve düşmanlarımızın başımıza gelen şeylere sevinmesinden Sana sığınırız.

Ey kalbleri evirip çeviren, kalblerimizi taatına doğru çevir ve kalbimizi dinin üzere sabit kıl.

Allah’ım nimetlerini arttır, eksiltme, bizi yücelt, hor hakir etme, bize lütuflarda bulun, mahrum eyleme, bizi tercih et, başkalarını bize tercih etme, bizi razı et ve bizden razı ol ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım Seni zikir, Sana şükür ve güzelce ibadet etmemiz için bize yardım et.

Allah’ım bütün işlerimizin sonunu, akibetini hayırlı kıl, dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.

Ya Rabbi bizimle Sana isyanın arasına girecek ölçüde Senden korkmayı, bizi cennetine ulaştıracak derecede Sana itaati ve dünya musibetlerini önemsetmeyecek miktarda yakin ihsan eyle. Ya Rabbi bizi yaşattığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden ve kuvvetimizden yararlandır ve onları ölünceye kadar sıhhat ve afiyette kıl. İntikamımızı bize zulmedenlerin üzerine sal ve bize düşmanlık edenlere karşı bizi muzaffer eyle.

Ey yalnızların, kendi başına kalmışların himayecisi,
Ey mazlumların sahibi,
Ey yoksulların, düşkünlerin sığınağı,

Ey kudretin yalnız kendisine mahsus olduğu, ey ihsanıyla tanınmış, keremi sonsuz Rabbimiz… Senden büyük yoktur. Senin benzerin de yoktur. Hamd Sanadır. Mülk, hüküm ve saltanat Sana mahsustur. Sen dilediğini aziz, dilediğini zelil eylersin… Gerçek galip olan, mülkünde dilediği şekilde tasarrufta bulunan, iktidar veya zilleti istediğine veren Sensin.

Ey sahte ilahların saltanatını yerle bir eden Allah’ım… Bizi Sana çok şükreden, çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana çok boyun eğip tevazu gösteren, Sana çokça yakarıp-ağlayarak tevbekar olanlardan eyle.

Ey Rabbimiz, bizi nefsimize, azgın şehvete, dünya sevgisine ve düşmanlarımıza karşı galip eyle. Rabbimiz kalbimizi nurunla genişlet ve bizi kalbi katılaşmış olanlardan eyleme.

Rabbim kabul olunmayan duadan, ürpermeyen kalbden, yaşarmaya gözden, Sana yönelmeyen sevgiden Sana sığınırız.

Ya Hayy, ya Kayyum, bize hakkı hak olarak göster ve ona bağlanmayı, batılı da batıl olarak göster ve ondan uzaklaşmayı nasib et.

Ey Rabbim bize, anne-babamıza verdiğin nimete şükretmeyi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bulunmayı bize ilham et, bizim için soyumuza da salah ver ve bize gerçek tevbeyi nasip et.

Rabbimiz katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır, bizi başarılı kıl.

Ey kadir ve gafur olan Rabbimiz, bizi namazımızda sürekli kıl, soyumuzdan olanları da.

Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün bizi, ailemizi, anne babamızı ve tüm müminleri bağışla.

Ey Allah’ım, bizi hidayete erdirdikten sonra kalblerimizi kaydırma ve yanından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz en çok bağışı olan Sensin Sen.

Rabbimiz kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları muhakkak Sen toplayacaksın. O gün hesabımızı kolaylaştır. Bize katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen duaları işitensin.

Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımız bastıkları yerde sağlamlaştır ve kafirler topluluğuna karşı yardım et. Küfretmekte olanlar için bizi fitne (deneme) konusu kılma ve bizi bağışla.

Allah’ım, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalblerimizde iman etmiş olanlara karşı bir kin bırakma.

İlahi Sen razı olana kadar affını dilerim. Bütün kuvvet, her kudret ancak Sendendir.

Ey merhametlilerin en Merhametlisi, herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi Sensin, onlardan yardımını esirgeme.

Ey Allah’ım, bizlere Senin olan, Senden olan, Sana olan güzelliği ver.

Ey Kadir olan Allah’ım, ailemize sorumluluk, halkımıza bilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza kavrayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, ihtiyarlarımıza bilgi, gençlerimize soyluluk, öğretmenlerimize-üstadlarımıza-öğrencilerimize inanç, tebliğlerimize gerçek, dindarlarımıza din, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, yazarlarımıza güvenilirlik, sanatkarlarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, ümitsizlerimize ümit, zayıflarımıza güç, muhafazakarlarımıza hareket, ölümcül uykuda olanlarımıza hayat ve dirlik, körlerimize görme, suskunlarımıza feryat, müslümanlarımıza Kur’an ve sünnet, tüm mezheplerimize birlik, kıskançlarımıza şifa, egoistlerimize sabır, halkımıza kendini bilme, tüm uluslardan kurulu ümmetimize samimiyet, himmet, fedakarlık yeteneği, kurtuluşa layık oluş ve izzet bağışla.

İlahi toplumumuza, Sana giden yolun salt yeryüzünden geçtiğini öğretirken, bize de bu toprak parçasında Sana ulaştıran en iyi yolu göster.

İlahi, huysuz yüzsüz bir düşman eline bizi düşürmeyecek, hatta hayatımızın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile bizi bırakmayacak kadar bize merhametlisin.

İlahi, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline rahmet gönder. İmanımızı, imanın en olgun ve en yüce derecelerine ulaştır. İnanç ve akidemizi de akidelerin en faziletli noktasına ulaştır. Niyetimizi, niyetlerin en iyisine, amelimizi, amellerin en güzel noktasına yücelt.

İlahi, kendi lütfunla bizim niyetimizi olgun, saf ve net kıl. İnancımızı sağlam ve sabit kılarken, kudretinle de bizden doğmuş kötülükleri ıslah buyur.

Ey yüce Rabbim, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline rahmet gönder. Gönlümüzün sürekli meşgul olduğu azığımızı yeterli kıl. Zamanımızı yaratılış gayemiz olan şeylerde harcat. Senden başkalarına bizi yakarıcı kılma. Bize rahmet sofranı yay. Bizi mal, mülk, mevki ve şöhret hırsından koru. İzzet ve şerefimizi, kibir ve gururumuzun peşinden dolanan bir tutkun eyleme. Bizi kendi kulluğuna ram kıl. İbadetlerimizi kendini beğenmişlik içinde yok etme. Bizim elimizden insanlara hayrı yönelt. Ellerimizin insanlara hep hayır verici olmasını dileriz. Bize yüce ahlakı bağışla. Bizi kendini beğenmişlikten ve kendini övmekten sakındır.

İlahi, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline rahmetini gönder. Bizi insanların arasında nefsimizin değer ölçülerine göre değer ifade eden bir yüceliğe ulaştırma. Bize nefsimizin onunla eğrilik sapıklığa düşmeyeceği ve kendini beğenmeyeceği bir şeref ve izzet bağışla.

Allah’ım, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline rahmet eyle. Yerine sapık metot ve yollar edinmeyeceğimiz, Senin hak olan yolundan sapmayacağımız, kuşkuya düşürmeden sevap yolunu açacak ve fayda verecek bir hidayete erişmeyi içimizde kolaylaştır. Bizi ömrümüz olduğu müddetçe Sana itaat yolunda bir hizmetçi olarak yaşat.

İlahi, her zaman ondan korktuğumuz yaşamımız, şeytanın otladığı bir mera ya da senin şiddetli azabını çekici olduğu zaman veya kötü hareketler bizi kuşattığı anda ya da Senin azabının bize aceleyle yöneleceği bir ortamda bizi kendine döndür, ne olur ey adli ilahi.

İlahi, bizi ıslah edeceklerden başka, bizim için ayıp sayılan her adet ve karakteri bizde sürekli kılma. Bizim onlarla iyilik ve hayra ulaşacağımız niteliklerimiz dışındaki tüm kınama ve siteme maruz kalan niteliklerimizi sürekli kılma, bizden uzaklaştır ve bizi olgunlaştıracakların dışında kalan, bütün eksik hasletleri de bizde sürekli kılma.

Rabbim, bizim hakkımızda kincilerin şiddetli kinini sevgiye, ıslah ehlinin kuşkularını güvene, yakınların düşmanlığını dostluğa, akrabaların umursamayış ve önemsemeyişlerini yardıma, geçimsizliklerini iyiliğe, hoşsohbete dayalı arkadaşlıkları gerçek dostluğa, hakaret ve hafife almaya dayalı arkadaşlığı samimiyete, sitemcilerin acı veren korkularını tatlı bir güvene çevir.

İlahi, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline rahmetini gönder. Bize sitem edene karşı dilimizi, bizimle savaşan düşmana karşı elimizi, küfürde inatlaşana karşı da imanımızı muzaffer kıl. Bize tuzak kurana karşı tuzağımızı, zulmetmek isteyene karşı gücümüzü, bizi ayıplayarak sövene karşı onu yalanlayıp ona karşı durma gücünü ve bizi tehdit edene karşı selametimizi, bize bağışla. Bizi sevap ve iyilik yoluna çağıranın yolunda gitmekte, bizi irşad edenin izinde yürümekte başarılı kıl.

Allah’ım, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Ve alinden rahmetini esirgeme. Bize karşı hile, ihanet ve sahtekarlıkla davranana, ihlas ve öğütle karşılık vermeyi, bizden uzaklara kaçanlara da iyilik ve hayr ile yaklaşmayı nasip eyle. İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasip eyle.

Rabbimiz, bizi adaletinin yaygın sofrasında sahihlik elbisesiyle süsle. Bizi de öfkesini yenen, fitne ve düşmanlık ateşini söndüren, bireyleri toparlayan, halkın arasını bulan, müminlerin ayıplarını örtüp, iyiliklerini açıklayan, yumuşak huylu, alçakgönüllü, iyi hareketli, ağır ve vakar sahibi, iyi ilişkiler içinde bulunan, öncelikle fazileti arayan, nimetlere şükretmesini bilen, ehil olmayana bile ihsan edebilen, ne kadar zor olursa olsun hakkı söyleyen, hareket ve sözlerinde –islam olduğu sürece- ısrarlı olan, hayrı çoğaltan, çok olan şerri azaltmaya çalışan ve diğer tüm iyi niteliklere sahip kullarının elbisesini giymeyi, onlar gibi olmayı nasib et. Bu vasıfları da Sana kulluğun devamı, cemaatin gerekliliği, bidattan kaçış ve olgun bir görüş olma yolunda kullanmayı nasip et.

İlahi, yaşlılığımızda rızkının en genişini, yorgunluk ve hastalığımızda kudretini ihsan eylerken, bizi ibadette gevşekliğe, Senin yolunu teşhis etmede körlüğe, dostluğundan başkasını irtikab etmeğe, Sana uzak olana bağlanmaya ve Sana bağlı olandan uzak kalmaya bizi mübtela kılma.

Rabbim, bizi zaruret anında imkanlarıyla Senin dostlarının yardımına koşan ve onlarla birlikte hareket eden, ihtiyacı anında Senden dileyen, durgunluk anında Sana yakaran, Senden niyazda bulunan bir kul eyle. Çaresizliğimiz anında Senden başkasından yardım isteyen, korku anında da Senden başkasına yalvaranlardan eyleme ki yalnız Sana karşında zelil, önemsiz ve hakir bir hal alalım ey Rabbim.

Allah’ım, şeytanın kalbimize ektiği, yerleştirdiği şüpheyi, kuşkuculuğu, kıskançlığı, Senin azametini anmaya, Senin gücünü tefekkür etmeye ve Senin düşmanlarına karşı tedbir almaya yönelik bir biçime çevirmeni ve bize bu gücü bağışlamanı niyaz ederiz. Şeytanın dilimize yerleştirdiği kötü kelimeleri, hoş olmayan sözleri, ırza, namusa sövmeyi, batıla tanıklık etmeyi, hazırda olmayan bir mümini çekiştirmeyi, hazırda olana da kötü söz söyleme ve bunlar gibi davranışlarımızı, hamd ve senada mübalağaya, Seni ululamakta titizlik ve çabaya, nimetine şükretmeye, ihsanını (bağışlamanı) itirafa, nimetlerinin değerini bilmeye yönelt ve bu şekilde değiştirmeyi ihsan eyle.

İlahi, güçlülüğümüz Senden geldiğinde serkeşlik etmeye, yaşam çabamız ve zenginliğimiz Senin katından olduğundan fakirliğe, hidayetimiz Senin elinde olduğundan sapıklığa, her şeyimizi kuşatan Sen olduğundan sitemciliğe, ancak bizden uzaklaştırmaya Senin gücünün yettiği ve savunma becerisinin yalnız senden geldiğine inandığımızdan zulmü kabul etmeye bizi meyyal kılma.

Ya Rabbi Senin bağışlamana sığınmış, Sana yönelmişiz. Senin affına sığınmış ve Senin yaratılıcığına hayran olmuşuz. Senin fazlına ve keremine güvenmişiz. Senin bağışlamanı gerektiren bir amele sahip ve Senin affına layık bir durumda değiliz, kendimiz hakkında verdiğimiz yargı sonucu; Senin ihsan ve faziletinden başka ümit ve sermayemiz olmadığını gördük. Öyleyse bizi fazl u kereminden ve ihsanından yoksun kılma.

Allah’ım, bize hidayete eren bir mantık, takva düsturlarını içeren bir ilham bağışla. Huy ve karakterimizde en temize ulaşmada bize başarı ihsan et. En beğendiğin işlerde bizleri görevlendir. En doğru olan yolda –sırat-ı mustakimde- yürümeyi nasip eyle. Senin nizamın uğruna ölmeyi ve Senin nizamını, pratiğe aktarmayı nasip eyle.

İlahi, dileklerimizi kudretinle yarat, korktuğumuz şeylerden de izzetinde sığınak ve korumayı bağışla.

Ya Rabbi bizi gücünle koru, evimizi yoksulluk ve dar geçimlilikten koruyarak bizi kullarına el açar, minnet eder duruma düşürme. İlahi, biliyoruz ki boyun eğilecek, el açılacak tek mercii Sensin. Bizi Sana boyun eğişimizde başarılı kılarken kullarının şerrinden uzak tut. Sana çok hamd etme gücü ver.

Allah’ım, ömrümüzü bağışlamanla sona erdir. İsteklerimizi rahmetinle gerçekleştir. Yolumuzu hoşnut olduğun menzile giden bir yol yap. Amelimizi tüm yaşamımız boyunca iyiliğe yönelik kıl.

İlahi, gafletimiz anında Seni anmak için bizi uyandır. Bizi, ömrünü Sana ibadet ederek geçirenlerden eyle. Senin sevgine varan yolu, aydın bir biçimde görme yeteneğini bana ihsan eyle. Bana dünya ve ahirette hayr ihsan eyle.

Allah’ım, mübarek elçin hürmetine, unuttuklarımızı hatırlat, kaybettiklerimizi buldur, uzaklaştıklarımızı yakınlaştır, yanlışlarımızı doğrulaştır. Allah’ım, Kutlu Nebin hürmetine, yoksulları yoksulluklarıyla, zenginleri zenginlikleriyle güzelleştir, fazileti aramızda paylaştır.

Allah’ım, En Sevgilinin hürmetine, yönsüz kaldığımızda yönümüzü, yolsuz kaldığımızda yolumuzu göster.

İlahi, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve aline ve ashabına rahmetini ulaştır. Ondan önce bazı kullarına rahmet ulaştırdığın gibi, ondan sonra da bazı kullarına rahmetini ulaştıransın. Bize dünyada iyilik, ahirette rahmet ver, bizi cehennem ateşinden koru. Amin.


Dua

Mehmet Fatih Köse | . | SIZDEN GELENLER

Kendi ilim deryandan,
Bir zerre nasip eyle.
Yanıyorum aşkından,
Bir çare nasip eyle.

Aşkın ile yanmayı,
Her dem seni anmayı,
İmanla donanmayı,
Bu ere nasip eyle.

Her gece ağlıyoruz,
Karalar bağlıyoruz,
Gitmeyi istiyoruz,
O yere nasip eyle.

Seni tek yar bilmeyi,
Senin için ölmeyi,
Bu yolda dökülmeyi,
Bu tere nasip eyle.

Ötmez oldu bülbüller,
Güzel kokmuyor güller,
Hep susamış gönüller,
Bir dere nasip eyle.

Aşkınla çağlamayı,
Nefsimi bağlamayı,
Günaha ağlamayı,
Bir kere nasip eyle.

Akçaoğlana yar ol,
Garibin içine dol,
Yanmak sana giden yol,
Bu köre nasip eyle…


Dua

Ercan Kurban | . | SIZDEN GELENLER

Dua, bir el açma, yakarma, bir ibadet,
Dua etme de sen tüm hayatını mahvet,

Dua, Allah’a yaklaşıp onu hissetmedir.
Dua, ötelere pervaz edip gitmedir.

Dua, ruhun ışığı, hayatın nurudur.
İnsanın Rabbini duyarak koşusudur.

Gönüller duayla tadar manevi tadı,
Dua ile açılır insanın manevi kanadı.

Sineler bir yay misali duayla gerilir.
Ötelerden haz almaya duayla gidilir.

Gönüller Allah’ı duayla duyarlar,
Kalblerdeki kasveti hep duayla kovarlar.

Dua, insanın hem şevkidir hem aşkıdır.
Dua, insanın tüm derdinin ilacıdır.


Dua

Savaş Ün | . | SIZDEN GELENLER

Şu yağan yağmurlarla beraber bize rahmet gönder Allahım! Bu güzel günün gecesinde rahmetinden ümitlenerek el açıp huzurunda niyaz ediyoruz ki, bizi ve sevdiklerimizi, milletimizi, memleketimizi, devletimizi, tüm âlem-i İslamı, dertlerden uzak eyle, bela ve musibetleri def eyle. İnsanlığın makûs talihini, Muhammedî ruhla tebcil eyle. Her sineye adını duyurmak adına koşturan alperenlerin gönüllerine inşirah buyur; güç ve kuvvet ver; eğitim fedailerine kabiliyet ihsan eyle; sözlerinin vicdanlarda ma’kes bulmasını, her sözlerinin hak olmasını takdim eyle.

Merhamet ve Mağfiret ayında, şu güzel günde, güzel gecede yağan yağmurlarla bize katından nimetlerini gönder. Her yağmur tanesinin bir meleğin indirdiğine inanıyoruz, üzerimize sekineler iniyor, bizleri bu gece hürmetine, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hürmetine affeyle. Dua, dua yalvaran Salih kullarının dualarına “Âmin!” diyoruz kabul eyle, nimetlerimizi bereketlendir, bizi de Salih kullarının arasında kabul eyle, günahlarımızı, hatalarımızı bağışla, “Şüphesiz sen bağışlamayı seversin” Bizi de bağışla Rabbimiz.

Damla damla düşen yağmur taneleriyle birlikte bizim de günahlarımızı temizle; arınmış, yunmuş, yıkanmış olarak huzurunda muamele eyle; hesabımızı tertemiz eyle, bizi, Anne ve Babamızı, sevdiklerimizi cennetinle mükâfatlandır. Rızana erdir bizleri! Kazançlarımızı bereketlendir, helal rızıklarla bizleri mükâfatlandır, Senden gelene razı eyle, “Kahrında Hoş, Lütfunda Hoş!” diyenler zümresinden eyle. Bizi Senden razı olanların safında eyle.

Allahım, bizleri katında mü’min kullarından, hoşnut olduklarından eyle, Dua ve niyazlarımız Sanadır. Sen Rahmansın, Rahimsin, bizlere merhametinle muamele buyur. Şüphesiz Sen her şeyi görensin, her şey Senin ilmindedir. Bizim bilmediklerimizden, bilmeyerek yaptığımız hatalarımızdan dolayı bizleri cezalandırma. Affına sığınıyoruz ey Rahman, Sen yegâne merhametlisin, “Affetmeyi çok seversin”. Enisimiz Sensin, Senden başka melce yok, Senden başka sığınağımız yok, bizi ancak Sen bağışlayabilirsin.

Bu gece hürmetine Ya Rab! Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hürmetine, dua dua yalvaran Hak dostları hürmetine, minicik eller hürmetine Sen affet bizi, bağışlar Rabbim bizi.  ( Âmin, Âmin, Âmin…)

Küçükten Dua
 
Duaya açılan o eller,
Minicik duruşuyla
“Âmin!” diyen yürekler
Sızlanışla gülüşler.

Rabbimize el açıp
Minicik elleriyle,
Kıpırdayan dudakların,
Her özel istekleri,
Nefes alış verişleri,
“İstiyorum” deyişleri,
Kabul olur dualar.

Duaya açılan eller
Minicik duruşuyla
Açılmış ötelere 
Ötelerin ötesine.

Bekleyen arzular,
Haykırışlar, niyazlar…
Hayır dilekleri,
Ümitli istekleri,
Kabul olur elbette,
“Âmin!” deyişleri.

Ne istenirse O’ndan,
O yüce Rahman’dan,
İstenince, isteyen
Minicik elleriyle,
Sevecen gözleriyle,
Sevdikleri için, Âmin!

Kabul olur dilekleri,
Kabul olur istekleri.
Dua, dua üstüne
Yalvarınca çiçekler 
Dua edince minikler
“Âmin!” der tüm melekler


Dua

Savaş Ün | . | SIZDEN GELENLER

Şu yağan yağmurlarla beraber bize rahmet gönder Allahım. Bu güzel günün gecesinde rahmetinden ümitlenerek el açıp huzurunda niyaz ediyoruz ki, Bizi ve sevdiklerimizi, milletimizi, memleketimizi, devletimizi, tüm âlem-i islamı, dertlerden uzak eyle, bela ve musibetleri def eyle. İnsanlığın makûs talihini, Muhammedi ruhla tebcil eyle. Her sineye adını duyurmak adına koşturan alperenleri gönüllerinde inşirah buyur, güç ve kuvvet ver, eğitim fedailerine kabiliyet ihsan eyle, sözlerinin vicdanlarda Makes bulmasını, her sözlerinin hak olmasını takdim eyle.

Merhamet ve Mağfiret ayında, şu güzel günde, güzel gecede yağan yağmurlarla bize katından nimetlerini gönder. Her yağmur tanesinin bir meleğin indirdiğine inanıyoruz, üzerimize sekineler iniyor, bizleri bu gece hürmetine, Efendimiz (s.a.v) hürmetine affeyle. Dua, dua yalvaran Salih kullarının dualarına âmin diyoruz kabul eyle, nimetlerimizi bereketlendir, bizi de Salih kullarının arasında kabul eyle, günahlarımızı, hatalarımızı bağışla, “Şüphesiz sen bağışlamayı seversin” Bizi de bağışla Rabbimiz.

Damla, damla düşen yağmur taneleriyle birlikte bizimde günahlarımızı temizle, Arınmış, yunmuş, yıkanmış olarak huzurunda muamele eyle, hesabımızı tertemiz eyle, Bizi, Anne ve Babamızı, sevdiklerimizi cennetinle mükâfatlandır. Rızana erdir bizleri. Kazançlarımızı bereketlendir, helal rızklarla bizleri mükâfatlandır, senden gelene razı eyle, “Kahrında Hoş, Lütfunda Hoş”  diyenler zümresinden eyle. Bizi senden razı olanların safında eyle.

Allahım bizleri katında mümin kullarından, hoşnut olduklarından eyle, Dua ve niyazlarımız sanadır. Sen Rahmansın, Rahimsin, bizlere merhametinle muamele buyur. Şüphesiz sen her şeyi görensin, her şey senin ilmindedir. Bizim bilmediklerimiz, bilmeyerek yaptığımız hatalardan dolayı bizleri cezalandırma, Affına sığınıyoruz ey Rahman, sen Affedenlerin Affedenlerisin, “Affetmeyi çok seversin”. Enisimiz sensin senden başka melce yok, senden başka sığınağımız yok, bizi ancak sen bağışlayabilirsin.

Bu gece hürmetine Ya rab! Efendimiz(s.a.v) hürmetine, Dua, dua yalvaran hak dostları hürmetine, minicik eller hürmetine sen affet bizi, bağışlar Rabbim bizi.  ( Âmin, Âmin, Âmin )


Dua

Mustafa Kır | . | SIZDEN GELENLER

Ya Rabb!
Sen her şeyin sahibisin
Her şeye hükmedensin.
Her şey Sen’in dilemenle olur ya Rabb!
Biz Sen’in büyüklüğün ölçüsünde küçük, âciz, zaif kullarınız ya Rabb!
Bu acziyetimizle hiçbirşey yapamayız.
Ancak senin rahmet ve inâyetinle en zor işler kolaylaşır ve her şeyi yapabiliriz. Çünkü Sen her şeye hükmedensin ya Rabb!
Senin hükmünle bütün organlarımız her şeye muktedir hale gelir, işler kolaylaşır.
Ya Rabb! Bizlere her şeyin evvelinde seni tanıma şuurunu nasip eyle.
Sebeplere takılıp kalanlardan eyleme.
Sebeplerin arkasında Sen’in varlığının bilincine ulaştır bizleri.
Her türlü kötü düşünceden uzak eyle bizleri ya Rabb!
Tüm insanlara Sen’in kulun gözüyle bakabilmeyi nasip eyle. Gıybet ve tenkit hastalığından bizleri muhafaza eyle.
Rahmetini üzerimizden eksik etme.
Bizleri Sen’den uzaklaştıracak şeylerden uzak eyle.

Dua

Halim Çalış | . | YAZARLAR

Dua Nedir?

Dua Arapça bir kelime olup çağırmak, birisine mesaj vermek, onunla irtibat kurmak manalarına gelir. Özel kullanımı esas alındığında ise kulun Allah’a yalvarması, halini arzetmesi, içini dökmesi, ihtiyaçlarını dile getirmesi demektir.

Dua günümüzde sadece beş vakit namazın veya belli bir kısım ibadetlerin sonuna sıkıştırılarak küçültülmüştür. Öncelikle dua, imanın en önemli göstergelerinden birisidir. Duâ, Allah’la kul arasında kuvvetli bir bağdır. Başka bir ifade ile, kulun düşüncesinin Rabb’e arz edilmesi şeklidir duâ. Kul erişemeyeceği ve iktidarıyla elde edemeyeceği her şeyini, mutlak iktidar sahibi olan Kadîr-i Mutlak’tan ister; işte bu isteğin adıdır duâ. O, helezonlar hâlinde kuldan Rabb’e yücelen tatlı bir nağmedir…

Duâ imanın en berrak bir göstergesi olduğu gibi aynı zamanda kulluktur, ibadettir. Hatta Peygamber efendimizin beyanıyla ibadetin özüdür o. Duâ Rabb’e dönüş ve yönelişin adıdır. Yine duâ, kuldan Rabb’e yükselen kulluk nişanı, Rab’den kula inen rahmet simgesidir. Daha doğrusu o, Allah’la kul arasında olan münasebetin tam odak noktasıdır. Kulluktan bahsedilen bir yerde, duâdan bahsetmemek mümkün değildir.

Dua kulluğun simgesi ve başlı başına bir ibadet olduğuna göre sadece insana has bir olgu değildir. Bu yönüyle kainattaki bütün mahlukat onunla ilgilidir. Toprağın bağrına atılan bir tohum, çatlamak, başını topraktan çıkarmak ve güneşe doğru filizlenmek için dua eder. Ama biz onun dilini anlamayız. Yumurtaları üzerinde yatan kuş, yavruları için dua eder. Ama kendi lisanında. Ağaçlar, mevsimi geldiğinde meyve vermek için dua ederler. Ama insan bunun farkında değildir. İşte müminin kainata bakışı budur. Kur’an-ı Kerim’de buyrulur ki “Kainatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah’ı tesbih etmesin, Onu anmasın, Ona dua etmesin. Fakat siz onların bu tesbihlerini, zikirlerini, dualarını anlamazsınız”. Yine Kur’an’da Allah korkusundan yarılan, dağlardan yuvarlanan taşlardan bahsedilir. Gök gürültüsünün hamd ile Allah’ı tesbih ettiğinden bahsedilir. Peygamber efendimiz “Bu dağ Uhud’dur. O bizi sever biz de onu severiz” buyurur. Yine Peygamberimiz hayvanların kendi dillerince Allah’ı andığını söyler. Evet Allah’tan korkan taşlar, insanları seven dağlar, Allah’ı zikreden canlı veya cansız mahluklar. Müminin kainata bakışı budur. Biz bu mahlukatın dillerini anlasaydık fırtınalı denizin “Ya Celil, Ya Celil” diye zikrettiğini duyacaktık. Dillerini anlasaydık, kedilerin “Ya Rahim, Ya Rahim” diye dua ettiğini işitecektik. Yani sözün kısası sadece insanlar dua etmez. Bütün mevcudat, bütün varlık kendi dilinde dua eder.

Duanın Hayatımızdaki Önemi
Biraz önce söylediğimiz gibi her şey dua etmektedir. Hayatı, duâsız düşünmek mümkün değildir. Yaşadığımız hayat, baştan sona kadar duâdan ibarettir. Duâ, Rıza-i İlâhî’nin şifresi ve cennet yurdunun da anahtarıdır.

Duânın bizatihi ibadet olduğunu, hatta ibadetin özü olduğunu ifade etmiştik. Onun için ibadetin önemi hakkında söylenen her şey dua için de geçerlidir.

Duanın önemi hakkında söylenmesi gereken en önemli şey Furkan suresinde geçen şu ayet olmalıdır: “Habibim, insanlara de ki, duanız olmasaydı Allah katında ne ehemmiyetiniz vardı”. Evet Allah katında bizim ehemmiyetimiz, değerimiz duamız sayesindedir. Duamız yoksa bir değerimiz de yok demektir. Onun için Allah’ın bütün sevgili kulları duadan bir an bile uzak kalmamışlardır. Mesela Kur’an’da peygamberler anlatılırken hep onların duaları nazara verilir ve onların dua insanları oldukları vurgulanır. Hz. Adem dua eder ve hatası affedilir. Hz. Nuh o denli gürül gürül dua eder ki, onun duası neticesinde tufan gerçekleşir ve o da tufan peygamberi olur. Hz. İbrahim dua dua yalvarır, ve nesiller sonra Peygamber Efendimiz diyecektir ki “Ben dedem İbrahim’in duasıyım”. Hz. Musa her dem dua halindedir ve duasıyla kardeşi Hz. Harun, bir insana lutfedilen en büyük makama mazhar olur, yani peygamber olma şerefiyle şereflendirilir. Hz. Yunus’un, Hz. Eyyub’un ne hazin duaları vardır. Hz. Zekeriya, Hz. İsa hep dua insanlarıdır. Ve Peygamber Efendimiz (s.a.s), ömründe bir an bile duadan uzak olmamıştır. Peygamber Efendimiz’in duaları bir araya getirildiğinde oldukça hacimli bir dua mecmuası ortaya çıkmaktadır. Sonra peygamberlerin varisleri olan din büyüklerine baktığımızda onların da birer dua kahramanı olduklarını ve hayatlarını dua çevresinde örgülediklerini görüyoruz. Bir Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin, bir Şah-ı Nakşibendi, bir İmam-ı Rabbani hazretlerinin dualarına baktığımızda kalbimiz duracak gibi oluyor, ve onların kulluk şuurlarına, Cenab-ı Hak karşısındaki saygılarına hayret ediyoruz. Kısacası Allah’ın bütün sevgili ve değerli kullarının hayatında dua çok önemli bir yer işgal etmektedir. Onlar büyük insan olduklarından mı duaya bu kadar önem vermektedirler, yoksa duaya çok ehemmiyet verdiklerinden mi büyük insan olma payesine ermişlerdir. Şöyle veya böyle ayet bize diyor ki “Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz vardı”.

Başka bir ayette Rabbimiz “Anın beni, anayım sizi” buyurmaktadır. Cenab-ı Hakk’ın bizi anması ne büyük bir şeydir. İşte kul, bu büyüklüğe ve bahtiyarlığa O’nu anmakla ulaşır. Dua etmek de O’nu anmaktan başka nedir ki? Büyük bir zat çevresindekilere der ki “Ben Allah’ın beni andığı vakitleri biliyorum”. Ona bunu nasıl bildiği sorulduğunda “Ben O’nu andığım zaman O da beni anmaktadır. Zira kendisi bunu ifade buyurmaktadır” diye cevap verir.

Evet dua çok ama çok önemlidir. Rahmet elinin üzerimizde dolaşması, duâ sayesindedir. Duâ, aynı zamanda gazabın da paratoneridir. Evet, hakkımızda rahmeti ve rızayı celp, gazap ve öfkeyi def edecek olan müessir bir ubudiyettir duâ. Çok defa beşer imkânının tükendiği noktada duâ şuuru başlar. Rabbin kapısına duâ ile varılır, o kapıda duâ ile konuşurlar ve rahmeti hakkımızda sağnak sağnak celbeden de duadır. Evet dua rahmetin celbine vesile olduğu gibi belayı ve musibeti de ortadan kaldırır.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Allah katında duadan makbul ve kıymetli hiçbir şey yoktur”. Çünkü Rahmeti Sonsuz bizden dua etmemizi istemektedir. Mümin suresi 60. ayette Rabbimiz buyurmaktadır ki: “Bana dua edin size icabet edeyim, cevap vereyim”. Bir başka hadis-i şerifte de şöyle buyurur Efendimiz: “Allah’ın fazlından isteyin. Allah kendinden istenilmesini sever”. Şu halde biz dua etmekle Allah’ın sevdiği bir şeyi yapmış oluyoruz. Allah’ın sevdiği bir iş olmasının yanında Onun emrettiği bir ibadeti yerine getirmiş oluyoruz.
Öte yandan dua, insanı hayırlara, iyiliklere yönlendirir. Evet istiğfar, günahlardan tövbe kötülüklere yönelmeye mani olduğu gibi dua da insanı iyiliklere yönlendirir.


Dualarda Neler Söylenmeli, Neler İstenmeli?

Dualarımızda her şeyi isteyebiliriz. Ancak öncelikle ve daima en önemli şeyleri istemeliyiz. Nedir en önemli olan şey? Dünyada mutlu bir hayat sürmek mi? Hayır. Çünkü bu dünyada mesûdâne bin senelik bir hayat, Cennet hayatının bir saatine mukabil gelmez. O zaman en önemli şey Cennet hayatı mı? Hayır. Zira gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir insanın aklına gelmeyen Cennet hayatının bin senesi, bir an Rabbimizin cemalini müşahede etmeye denk değildir. Buna rağmen en önemli şey bu da değildir. “Ve Rıdvânun minallahi ekber.” Her şeyden öte, her şeyin üstünde, her şeyden önemli olan Allah’ın rızasıdır. O kazanıldığı zaman diğerleri de kazanılmış demektir. Öyle ise dualarımızda mütemadiyen Onun rızasını istemeliyiz.

Bizim ne güzel adetlerimiz vardır. Birisinin bir iyiliğini gördüğümüzde “Allah razı olsun” deriz. Bu üç kelimelik basit cümle aslında en önemli duayı ifade etmektedir. Keşke hep birbirimizle karşılaştığımızda ve ayrılırken birbirimize böyle desek. Keşke her telefon konuşmamız bu duayla son bulsa. Keşke her radyo programı, televizyon programı bununla açılsa kapansa. Ve böylece bu kadar sık karşılaştığımız bu duadan birisi kabul edilince, ahirette beratımızı aldık demektir. Bu güzel âdet, dinî kitaplarımıza da yansımıştır. Bu kitaplarda geçen isimlerden sonra hep parantez içinde bu dua tekrar edilir.

Öyleyse dualarımızda en çok Allah’ın rızası istenmeli, ondan başka ahiret saadeti istenmeli. Peygamber Efendimiz “Cenneti istediğin zaman Firdevsi iste!” buyurmaktadır. Firdevs, Cennet’in en yüce mertebesidir. Ayrıca dünyada ve ahirette hasene, iyilik, güzellik istenmelidir. Her şeyin hayırlısı ve Allah rızasına muvafık olanı istenmelidir. Günahlarımızın bağışlanması talep edilmelidir.

Sana ahvalimi arz etmeğe hacet mi var Ya Rab!
Günahkarım, recaya elde bir kuvvet mi var Ya Rab!

şuuru içinde Necip Fazıl gibi demeliyiz ki:
Bende sıklet, sende letafet…
Allahım affet!
Latiften af bekler kesafet…
Allahım affet!
Etten ve kemikten kıyafet…
Allahım affet!
Şanındır fakire ziyafet…
Allahım affet!
Acize imdadın şerafet…
Allahım affet!
Sen mutlaksın, bense izafet!
Allahım affet!
Ey kudret, ey rahmet, ey re’fet!
Allahım affet!


Mü’min bencil değildir. Biz dualarımızda kendimiz için istediklerimizi en yakın daireden başlayarak ailemiz için de istemeliyiz. Peygamber Efendimiz bize bunu talim buyurmaktadır. Daha sonra akrabalarımız, komşularımız, tanıdıklarımız adına da dua etmeliyiz. Bu, mü’min olmanın gereğidir. Bir hadis-i şerifte buyrulur ki: “Bir kimse kendisi için istediğini mü’min kardeşi için istemedikçe hakiki mü’min olamaz”.

Daha sonra daireyi genişleterek ülkemizin dirliği birliği için dua etmeliyiz.

Biz kısık sesleriz.. minareleri,
Sen ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını;
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler.. göğü de
Kehkeşansız bırakma Allahım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu
Müslümansız bırakma Allahım!

Yarının yollarında yılları da
Ramazansız bırakma Allahım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü
Ya çobansız bırakma Allahım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma Allahım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu
Müslümansız bırakma Allahım! (Arif Nihat Asya)


Evet vatanımızı milletimizi dualarımızda ihmal etmemeliyiz. Bununla da yetinmeyerek tüm İslam alemini duamızda yadetmeliyiz. Dünyanın değişik yerlerinde sıkıntıya maruz kalan din kardeşlerimizin kurtulması için, bugün dağılmış bir görüntü arz eden İslam aleminin yeniden derlenip toparlanması için dua etmeyi ihmal etmemeliyiz. Eğer bir günlük duamızda bunları dile getirmezsek, o gün vefasızlık ettiğimize inanmalıyız. Ümmet-i Muhammed (s.a.s) için edilecek şu dua abdalların duası olarak meşhurdur: “Allahümmerham Ümmete Muhammed- Allahım, Ümmet-i Muhammed’e rahmet ve merhametinle muamele et”.

Müslüman, himmeti ali insandır. Onun için duamız bu söylediklerimizdeh ibaret olmamalı, tüm insanları kapsayıcı olmalıdır. En yüce dinin mensupları olarak bütün insanlığın inandığımıza inanması, duyduğumuzu duyması, sevdiğimizi sevmesi için dua etmeliyiz.

Keşke sevdiğimi sevse kamu halk u cihan
Sözümüz cümle heman kıssa-i canan olsa.


“Allah’ım sen adını dünyanın dört bir tarafında duyur. Kalmasın sana inanmayan bir mahzun gönül. Habib-i edibinin nam-ı celili, güneşin doğup battığı her yerde şehbal açsın.” sözleri her gün bizim vird-i zebanımız, dilimizden düşürmediğimiz duamız olmalı.

Ya ilahi
Hak tanınsın: kimse gaddar, kimse mağdur olmasın;
Mest olup ikbal meyinden, sonra mahmur olmasın!
Bir misafirhanedir, dünyaya mağrur olmasın;
Ya ilahi, rahmetinden kimseler dur olmasın!


Dualarımızda Dünyaya Ait İstekte Bulunabilir miyiz?
Dualarımızda elbette dünyaya ait isteklerde bulunabiliriz. Bir yazarımızın ifadesiyle “Dua kabın çok geniş olsun. Varsın ona kainat bile sığsın. Sen onu, Sahibinden istiyorsun ya.” Mesela Peygamber Efendimiz yağmur duası yapmıştır ve yağmur duası, O’nun sünneti olarak o günden bugüne değin gelmiştir. Daha önce bahis mevzuu yaptığımız bir hadisi yine hatırlatalım: “Allah’ın fazl-ı kereminden çok çok isteyin. Şüphesiz Allah kendisinden istenilmeyi sever”. Bakara suresi 186. ayette Rabbimiz şöyle buyurur: “Kullarım sana beni sorduğunda söyle onlara ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulurlar.” Gafir Suresi 60. ayette de “Bana dua edin size icabet edeyim, cevap vereyim” buyurulur.


Allah Yaptığımız Dualara Çok Önem Veriyor. Ancak Bazen Duada İstediğimiz Şeyler Gerçekleşmiyor?

Dualarımızla alakalı bir-kaç hususa dikkat etmemiz gerekiyor. Birincisi: Dua ikiye ayrılır. Birisi fiilî dua (tavır ve hareketle yapılan dua), ikincisi kavlî dua (dilimizle yapılan dua). Bir şeyin gerçekleşmesi için bu iki duaya riayet edilmeli. Mesela hasat mevsiminde bereketli mahsul için dua dua yalvaran kimsenin bu duasının gerçekleşmesi için öncelikle fiilî duasını bihakkın eda etmesi ve toprağın bağrına tohum atması gerekir. Zamanı gelince tarlasını sürmesi, gerekiyorsa sulaması hep fiilî dua kapsamındadır. İmtihanında başarılı olmak için dua eden öğrencinin öncelikle ders çalışmak suretiyle fiilî duasını yapması gerekmektedir.

İkincisi: Duanın bir ibadet olduğunu söylemiştik. Dolayısıyla duanın semeresi, neticesi uhrevîdir, ahirete aittir. Dünyaya ait maksatlar ise duanın sebebi değil vakitleridir. Mesela yağmursuzluk hali, yağmur duası ibadetinin vaktidir. Bir hadis-i şerif konumuzu aydınlatması bakımından önem arzeder: “Kul duasında şu üç şeyden birisini mutlaka kazanır: ya duası sayesinde günahı bağışlanır, veya dünyada mükafatını alır, veya ahirette mükafatını kazanır.” Yani dua ettiğimizde, mutlaka kazanç içinde bulunmaktayız.

Üçüncüsü: Bize şahdamarımızdan yakın olan Rabbimiz, bizi bizden iyi bilmektedir. Dolayısıyla bir şey istediğimizde, o şeyin bizim için hayırlı olup olmayacağını da en iyi O bilir. Mesela erkek evlat isteyen bir kula Hz. Meryem gibi bir kız evlat lutfedildiğinde duası kabul olunmadı denmez. Allah daha hayırlısını verdi denir. Yine mesela ben mal istediğimde Allah’ın bana nasib edeceği mal benim Karun gibi yerin dibine batmama sebep olacaksa, Allah’ın beni fakir yaşatması Onun ayrı bir rahmet tecellisidir.


Nasıl Dua Etmeliyiz? Duanın Adab ve Erkanı
Peygamber Efendimizin ve maneviyat büyüklerimizin talim buyurduğu bir takım dua adabı ve erkanı vardır:

Birincisi: Dua için bazı şerefli vakitleri kollamak. Mesela sene içinde bayram ve arefe günleri, duanın makbul olduğu günlerdir. Aylardan Ramazan dua için en uygun, altın bir zaman dilimidir. Bir hadiste ifade buyurulduğuna göre oruçlunun duası kesinlikle kabul edilir. Dolayısıyla mübarek Ramazan’da oruçlu dillerimizle mümkün olduğu kadar çok dua etmeye gayret etmeliyiz. Mesela Cuma günleri de dualar için en elverişli günlerdir. Gün içinde seher vakitleri tam dua vakitleridir. Efendimiz buyurur ki; “Allah seher vakitlerinde rahmetiyle dünya semasına nüzul eder. ‘Yok mu dua eden duasını kabul edeyim, yok mu bağışlanmak isteyen onu bağışlayayım’ der”.
Evet, seher vakitleri dua için en elverişli vakitlerdir.

Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyran gecelerde
Gafletle uyumak ne reva abd-i hakire
Şefkatle nida eyleye Rahman gecelerde
Dil beyt-i Hudâ’dır ânı pâk eyle sivâdan
Kasrına nüzul eyler o Sultan gecelerde.

İkincisi: Kıbleye yönelinir ve eller kaldırılır. Bir hadis meali şöyledir: “Kulları, ellerini kaldırıp bir şey istedikleri zaman Allah onları boş çevirmekten haya eder”.

Üçüncüsü: Her hayırlı şeye besmele ile başlanıldığı gibi duaya da besmele ile başlamalı. Başta Cenâb-ı Hakk’a, can u gönülden bir iştiyakla hamd ve senâ edilir. Meselâ, “Rabb’im, gökleri ve yeri yaratan Sensin. Kalbimden geçenleri bilen Sen’sin. İçime îmân ve itminânı yerleştiren sensin. Gönlümü arzuyla dolduran ve buna mukâbil Cenneti de şimdiden donatan Sen’sin. Bülbülü şakıtan, güle rengini bahşeden yine Sen’sin.” İşte böyle umum âlemde cereyan eden tasarrufları sayıp, hepsini Cenâb-ı Hakk’a isnât ettiğini, tazarru ve niyâz dolu bir üslûpla ifâde etme hamd ve senâ demektir ki, Allah Râsûlünün duâlarında bunu açıkça görmekteyiz. Bundan sonra salavat-ı şerife okunmalı. Peygamber Efendimiz için yaptığımız salât ü selamlar mutlaka kabul edilecek dualardır. Bundan dolayı duanın başında ve sonunda salât ü selam okunur ve ikisi arasında dile getirilen duaların da bunlarla beraber kabul edileceği ümidi beslenir.

Dördüncüsü: Duayı hafif sesle, gönülden ve hüzünle yapmaktır. Âraf suresinde buyurulur ki: “Rabbinize gönülden ve için için yakararak dua edin.” Duada yapmacık sözlerden kaçınılmalı ve ses yükseltilmemelidir.

Beşincisi: İstenilen şeylerin muhakkak surette Cenâbı Hak tarafından kabul göreceğine, zerre kadâr tereddüt göstermeden, kıvrana kıvrana ve duânın ayrılmaz bir şartı olan yalvarış, yakarış edâsıyla.. meselâ; deniz ortasında, bir tahta parçası üzerinde kalmış ve bütün kurtulma ümidinin ortadan kalktığını anlamış bir insanın teslîmiyeti içinde ve böyle bir ruhla teveccüh edip Cenâb-ı Hakk’a yönelmektir ki, duânın özü, hayatı da işte bu ihlâs ve bu samimiyettir.


Duânın kabul edilmediğini düşünmek katiyyen yanlıştır. Duâ, eğer şartlarına uygun yapılmışsa muhakkak kabul görür. Ancak kabul edilen dua, bizim istediğimizin aynı olmayabilir. Bazan bizim istediğimiz, bizim için hayırlı olmadığından, bir rahmet eseri olarak Cenâb-ı Hak bize, istediğimizi değil de esas istememiz gerekeni ihsan buyurur. Bazan da duâmız âhiretimiz hesabına kabul görür. Onun için, yapılan duâların mutlak surette kabul edileceğini düşünerek duâ etmek çok mühimdir. Hem niye kabul edilmesin ki Rabbimiz şeytanın duasını bile kabul etmiştir. Cennetten kovulduğunda şeytan, kıyamete kadar mühlet istemiş ve Cenab-ı Hak ona istediği bu mühleti vermiştir.

Sen Allah’ı seversen, Allah seni sevmez mi?
Sen O’na dua etsen, lebbeyk kulum demez mi?

Bir Allah dostu şöyle diyor: “Allah’tan yirmi senedir bir şey istiyorum. İstediğim şeyi vereceğinden hiç ümidimi kesmedim.” İşte dualarımızda böylesine ümitli ve ısrarlı olmalıyız.

Altıncı husus: Duaların kabul olmasında günahlardan tevbe etmek ve kul haklarını ifa etmek çok önemlidir. Onun için çevremizdekilerle helalleşmeli ve dualarımızı istiğfar ve tevbe ile bezemeliyiz.


Çoğunlukla Duası Makbul İnsanlardan Söz Edildiğini Duyarız. Duaları Makbul İnsanlar Kimlerdir?

Evet Allah katında bazı makbul kulların duaları da makbuldür. Mesela Allah’ın en sevgili kulları peygamberler. Burada aklınıza şöyle bir soru gelebilir: “Peygamber Efendimiz aramızdan ayrılmıştır. Onun duasına nasıl mazhar olabiliriz ki?” Evet Efendimizin duasına mazhar olabiliriz. Zira O bize bir miras bırakmıştır. Onun tavsiye ettiği pek çok hayırlı ve güzel ameller vardır ki O bunları yapan için hayır duada bulunmuştur. İşte biz bunları yaptığımızda Onun duasına mazhar olabiliriz. Öte yandan Peygamber Efendimiz her ne kadar bedenen aramızda bulunmasa bile ruhen bizimle beraberdir. Kur’an’da “Şehidlere ölü demeyin. Onlar hayattadır ama siz hissetmezsiniz” buyurulmuyor mu? Madem şehidler hayattadır, şehitlik mertebesinden daha yüksek makamda bulunan peygamberler de hayattadır. Ama biz onları hissedemeyiz. Peygamber Efendimiz buyurmaktadır ki: “Ümmetimden bana salât ü selam getirenin bu selamı bana ulaştırılır. Ben de karşılık veririm.” Öyleyse biz Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygun bir hayat yaşayarak Onun duasına ve şefaatine mazhar olabiliriz ümidindeyiz.

Duası makbul insanlardan bir zümresi de Allah’ın sevgili kullarıdır. Çevremizdeki böyle muhterem büyüklerimiz varsa hayır dualarını almaya gayret etmeliyiz.

Bundan başka yaşlıların da duası kabule şayandır. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Cenab-ı Hak saçı başı ağarmış bir pir-i fani dua ettiğinde, onun duasını kabul etmemekten hicab duyar.”

Ana-baba duası da çok önemlidir. Bu yazıyı okuyanlar hiç durmasınlar. Anne-babası yakınında ise varsınlar yanına, ellerini eteklerini öpsünler ve hayır dualarını talep etsinler. Anne-babası uzakta bulunanlar bir telefon çevirsinler, hal-hatır sorup hayır dualarını alsınlar.

Bunlardan başka mazlumun, mağdurun duası da çok çabuk kabul görür. “Alma mazlumun âhını çıkar aheste aheste” derler. Evet mazlum ve mağdurun duasına çok rağbet edilmeli ve bedduasından da çok sakınılmalıdır. Çünkü Cenab-ı Hak onlarla beraberdir. Bir kudsi hadiste “Ben kalbi kırıklarla beraberim” buyrulur.


Yazımızı bir güzel dua ile noktalayalım:


Ben Geldim
Kulluğum başımda billurdan bir tâç,
Kullukla erilmez pâyeye erdim.!
Kapında bu benden hep Sana muhtaç;
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Duydum büyünü en engin bir hazla,
Koşarken koşanlar Sana bin nazla;
Yöneldim ben bu perişan niyâzla,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Kalmadı korkum yakından ıraktan,
Herşeyi çözen, çürüten topraktan;
Tek endişem var, o da son duraktan;
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Fikirde boşluk bir hudutsuz fezâ,
İnsan için ne dayanılmaz ezâ..
Bütün halâyık durunca niyâza,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Ses ver, öteden nağmeler duyulsun!
Üns’ün akıp akıp rûhuma dolsun..
Yitirenler yitirdiğini bulsun,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Üst üste şafaklar söksün çöllerde,
Açsın bahtımın ikbâli her yerde;
Tıpkı bir tulû gibi perde perde,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Doğup esince nûrun tepelerden,
Duyulduğunda nâmın kubbelerden;
Taşarken celâlin minarelerden,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Hep uzak olsam da Sen yanımdaydın,
Bütün benliğime nûrunu yaydın;
Seninle olunca günlerim aydın,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Ruhumda hafakan boynumda kement,
Hatırımı yakîninle ma’mûr et!
Halim sana ayân, eyle inâyet!
Aç kapını, tut elimden ben geldim! (M. Fethullah Gülen)


Dua

Abdullah Kara -Altunizade | . | SIZDEN GELENLER

Allah’ım. Bizleri ihlaslı; ihlasın zirvesine erdirilmiş; zühdü esas edinen; kılı kırk yararcasına takva hayatı yaşayan; Sen’den razı olmuş, Seninde kendilerinden razı olduğun; nefsin radiye ve merdıyye mertebelerini aşıp “safiye”ye ulaşmış; Seni deli gibi seven, Senin de kendilerini sevdiğin; kurbiyetine mazhar olmuş ve Kur’an ahlakıyla ahlaklanmış kullarından eyle… Amin! Amin! Amin!