Ağlama Sen, Ne Olursun Ağlama… |
Hep gözlerin yaşlı nedendir diyordum eskiden, Şimdi yeni yeni anlıyorum konuştuğun dilinden.
Gözlerinin altındaki gözyaşı torbalarıdır seni en iyi anlatan, Bakınca sana anlıyor niyetini, derdini, samimiyetini insan. Erhan Erbil |
 |
Annem |
Fakir bir baba, üç küçük çocuk kalakaldık, Dünyadan soyutlandık, hayale düşe daldık. Ne kapımızı açan, ne soran, öylece donakaldık, Daha henüz yeni yeni çözüyorum annem!Halil Şerbet |
 |
Başlar ve Kuyruklar |
Ehlullah der ki:
Akıl göz ise vahiy onu görmek için muhtaç olduğu ışıktır. Işık olmadan göz göremez. Göz olmadan da ışık bir işe yaramaz.
Akıl vahiyle bağını koparırsa göremez. Yani hayatı, hadiseleri, eşyayı... doğru yorumlayamaz. Hatta bu kişi bir yere önder seçilse iyi yaptığını zannederek zulümlere sebep olur. Filiz Konca |
 |
Beyaz Ölüm |
Merdiven daya semaya Basamaklarca hümâya Huzur içinde sedâya Çıkıp bakalım erenler Orkun Işık |
 |
Bir Faninin Hayat Hikâyesi |
İsmi Hasan’dı, iyi bir işi çokça da parası vardı Önceleri fakirdi tâ o zamanlardan yemin etmişti Zengin olacak zengin olmalıydı Bu yemin uğruna ne Allah’ı tanıdı ne haramı M. Necat Kaplan |
 |
En Kutsal İnsan |
Dünyadaki en aziz varlık kimdir?
Anne. Anne’yi en iyi anlatanlar tabii ki yine annelerini kaybedenlerdir. Onun değerini neden kimse bilmez, bilmek istemez?
Zor olan nedir? Bir insan sevdiği bir diğer insana sürekli ‘seni seviyorum’ derken annesine ömründe ‘Anneciğim, Seni Çok Seviyorum’ neden demez, diyemez. Biliyorum seni seviyorum kelimeleri çok tılsımlı anahtar bir kelimedir. Her zaman, her yerde, herkese söylenmez değerini kaybetmemesi için. Ama anne başka değil midir ey can! İlhan Kaplan |
 |
Ey Muhterem Refia Anne |
Ey muhterem Refia Anne Gurbette Öğretmen var vatana hasret
Ey muhterem Refia Anne Gurbette öğretmen var vatanı hasret Arif Özel |
 |
Fikirler ve Kirler |
Su gibi akmalı, fikir dediğin Berrak, safi, duru, yüceden yüce Güç vermeli bana, her söylediğin Nasıl çözülür ki, bu zor bilmece?.. Ali Rıza Malkoç |
 |
Fıkıh’taki Hikmet Kıyaseti-1 |
Muhyiddin İbn Arabi hazretleri (radıyallahu anh)’ın “Fususu-l-Hikem” adlı eseri, ilahi mevhibelere açık metailim olarak insan dimağına sunulmuş mücmel bir eserdir; günümüze kadar 44 defa şerhinin yapılmış olması ve bu sahada cevval bir muhakeme stilinin izlenmesi eserin büyüklüğünü tenvir eylemektedir. Gürsel Çopur |
 |
Günahınızı Nasıl Görüyorsunuz? |
Tenha yerlerde, düşünme fırsatı bulduğunuz anlarda kendinizi kontrol edin,
vicdani muhasebeye dalın.
-Zaman zaman düştüğünüz nefsi hatalar, hasbelbeşer işlediğiniz günahlar size
rahatsızlık veriyor, vicdanen üzüntü duymanıza sebep olyor mu? Özgür Veysel Punar |
 |
Köşe Yazılarında Hocaefendi |
Bir millet sevdalısı, bir Allah ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) dostu, -yerinde aşığı-, Türkiye’nin ve İslam’ın dünyadaki imajına yaptığı katkılarla Allah tarafından evrensel bir mürşit haline getirilen Hocaefendi’yi niçin anlamak istemiyorlar?
Acaba, cevahir kadrini bilecek hassasiyetlerimiz köreldi de haberimiz mi yok? Yoksa bazı iç deformasyonlarımızdan dolayı neyin ne kadar değerinin olduğunu bilecek hislerimiz mi güdükleşti? İnsanların sadece dünya hayatı için çalışmayabileceklerini niçin aklımıza getirmiyoruz? Yoksa sırren tenevveret kanunu mu işliyor? Yoksa hepimizi içine alan bir eksiklik mi var? Soruların beraberlerinde birçok çağrışımı getirmesi mümkün. Fakat bu ülkede birbirlerini anlamamakta direnenlerin olduğu muhakkak... Burada anlamayanlardan değil de “cevahir kadrini takdir eden cevherfürûşândan” bahsedeceğiz. Talat Ordu |
 |
Namaz |
Önce niyetimi arıttım Sonra ellerimi Başımı Yüzümü Ayağımı Yetinmedim arınmalara İsminle tinimi de arıttım Kurşun yedi birden İçimin dışımın düşmanları Hayrullah Gürdağ |
 |
Potpuri |
“Eşref-i Mahlûkât” İnsan denen mefhûmu, anlasaydık eğer, O'na, gerçek bir mü'min gibi, verirdik değer. Rabb'ın Huzûru'nda, “eşref-i mahlûkât”mış meğer, O'nu anlamak, idrâk etmek yaraşır bize!.. Bektaş Azizoğlu |
 |
Sadece O’nu Görsem |
Bazen düşünürüm sadece O'nu görsem Olsam O'nun aşkından sersem. Bir kere görmek için O'nu, Gönlümü bir yay gibi gersem. Mehmet Enes Beşer |
 |
Selam |
“Selam o kardeşlerinize” Diyordu Gül Yüzlü asırlar perdesinden Bin dört yüz yıl geçmiş O sözün üzerindenSelim Turan |
 |
Ulaşamadıklarımız |
İşte şurada yatıyor ulaşamadıklarımız, Hayattayken hakikate uyandırmadıklarımız, Girmişler dönüşü olmayan bir karanlık tünele, Çığlık çığlığa gerçeğe kayıyorlar sür’atle. Erdoğan Fani |
 |
Vesikalık |
Kışın soğuğunu yavaşça silkeleyen mevsimin belirmesiyle, küçük fotoğrafçı dükkanının vitrinindeki tozlar açığa çıkmıştı. İhtiyar fotoğrafçı, fotoğraf makinesinin objektifinden baktığında, dükkanındaki tozları da obje olarak görüyordu. Sanatını icra ederken yakaladığı farklı açılar, kişiliğine de aksetmişti. Onu sitayişle anlatanlar olduğu gibi, sıradan ve basit görenler de mevcuttu. Ceyhun Emre Teoman |
 |