Error: Only up to 6 modules are supported in this layout. If you need more add your own layout.

Hüsn-ü Zan

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

حُسْنُ الظَّنِّ مِنْ حُسْنِ الْعِبَادَةِ

 * * *                 

Hafıza dahisi, Rasülullah aşığı Hz. Ebu Hureyre (radıyallahü anh),

İki Cihan Güneşi Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem)

şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Hüsn-ü zan, kulluktaki kemalin eseridir.”

(Ebu Davud, Sünen; Ahmed b. Hanbel, Müsned)

 

Hüsn-ü Zan

Kısaca iyi niyet, olumlu düşünce ve güzel görüş olarak tarif edilebilecek olan hüsn-ü zan, aksine kesin deliller olmadıkça insanlar ve olaylar hakkında hep olumlu düşünmek ve hayır mülahazasına girmektir. Mü’min güzel görüp güzel düşünür, en olumsuz hadiseleri dahi hikmet gözlüğüyle inceleyerek onlardan ibretler ve hayırlı neticeler çıkarır, böylece hayatından hep lezzet alır. Habis bir ruh ise, insanlara ve hadiselere hep kuşkuyla baktığından göğsü daralır, ruhu hep sıkılır ve hayatı kendine adeta zindan eder. Günümüzde gittikçe artan paranoyak düşüncelerin temelinde de bu yanlış ve kötü düşünme sistemi yatmaktadır.

Hüsn-ü zan, bir İslam ahlakıdır ve müslümanın iç saffetiyle doğru orantılıdır. Hadiste geçtiği üzere hüsn-ü zan sahibi olması, kişinin kulluğunun güzelliğindendir. Bu yüzden bir mü’min, diğer mü’minler hakkında söylenen olumsuz sözlere hemen inanmaz ve diğer mü’minleri tek taraflı yargılamaz. Hep hüsn-ü zan ve ihtiyatlı olur. İyi niyetli, müsbet düşünceli olmak İslam’ı hazmetmenin ve onda derinleşmenin bir göstergesidir. Hakiki bir mü’min, nefsiyle hesaplaşırken -ye’se düşmemek kaydıyla- kendini yerden yere vururken diğer insanlar söz konusu olduğunda ise hüsn-ü zanla hareket eder. Bir mü’minin nazarında, sû-i zanda isabet etmektense hüsn-ü zanda yanılmak daha hayırlıdır.

İslam alimleri, su-i zannın haram olduğunu belirtmiş ve insanların hikmetini bilemediğimiz, yoruma açık davranışları karşısında su-i zanna girmememizi vurgulamışlardır. Ortada suçu gösteren kesin deliller olmadıkça hüsn-ü zan etmek müslüman ahlakıdır. Dahası, insanların ayıp ve kusurlarını araştırmamaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلاَ تَجَسَّسُوا

 “Ey iman eden­ler! Zan­dan çok sa­kı­nın. Çün­kü zan­la­rın ciddi bir kıs­mı gü­nah­tır. Bir­bi­ri­ni­zin giz­li hal­le­ri­ni de araş­tır­ma­yın.” (Hucurât Suresi, 49/12) buyrulmaktadır.

Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) da;

إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا تَحَسَّسُوا وَلَا تَنَافَسُوا

وَلَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَبَاغَضُوا وَلَا تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا

“Zandan kaçının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın, birbirinizin sözlerine kötü niyetle kulak kabartmayın, birbirinizle rekabete girişmeyin, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı kin gütmeyin ve sırtınızı dönmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun!” (Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Müsned-i Ahmed b. Hanbel) buyurarak sû-i zandan ve kardeşliği zedeleyecek her türlü davranıştan uzak durmamızı tembihlemiştir.

Hüsn-ü zan dinimizde bir esas olduğu için, nifak emareleri taşıyan insanlara karşı da elden geldiğince hüsn-ü zan edilmeli fakat onlara sırlarımız da açılmamalı ve onlar mühim mevkilere getirilmemelidir. Böylece hem onlar utandırılmamış, uzaklaştırılmamış ve nifak sıfatlarından arınmaları için fırsat verilmiş, hem de onlara karşı tedbirli ve ihtiyatlı davranılarak onlardan gelebilecek tehlikelerin önü alınmış ve samimi mü’minlerin de hakkı yenmemiş olmaktadır.

İnsanlara ve özellikle de mü’minlere karşı hüsn-ü zan etmekle emrolunan  mü’minler, en başta Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zan içerisinde olmalıdır. Allah Rasülü (sallallahu aleyhi ve sellem), “Sakın, sizden hiç kimse, Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zan etmediği bir hal üzere ölmesin.” buyurmuştur. Bir hadis-i kudside ise meâlen “Benim kulumla muamelem, onun Benim hakkımdaki zannına bağlıdır.” buyrularak, Allah Teâlâ’nın afv ve ihsanı hakkında hüsn-ü zan beslemenin ehemmiyeti bildirilmiş ve bunun ne büyük bir vesile-i necât olduğunu nazara verilmiştir.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُرْسَلِينْ

وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

 

Tags: , , , ,