Onlar Mele-i A’lâ’ya yükselip dinleyemezler, çünkü her taraftan bombardımana tutulurlar. Dinlemeye kalksalar kovulup atılırlar. Hem onlar için devamlı bir azap vardır. Şayet içlerinden birisi bir söz kırıntısı kapmayı başarırsa, derhal yakıcı ve delici bir ışın onu kovalar. Onlara bir sor bakalım: Kendileri mi yaratılışça daha güçlü kuvvetli, yoksa Bizim diğer yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.”
“Ey cin ve ins topluluğu! Yapabilirseniz haydi göklerin ve yerin sınırlarını geçin bakalım! Ama geçemezsiniz, ancak üstün bir güç, kuvvetli bir delil ve ilimle geçebilirsiniz. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz? Üzerinize ateşler, duman alevleri gönderilir de artık kendinizi savunamazsınız. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?”
Ey Rahman ve Rahîm Allahım! Güzel isimlerini şefaatçi yaparak Sana sığınıyor, Sana yalvarıyor, Senden yardım dileniyor ve Senin huzurunda tazarru ile yana yakıla içimi döküyorum.
Allahım! Senden başka ilah yoktur. Allah ismi Sana has bir ism-i zât ve alemdir. Küllî ve umumî rahmet sahibi Rahmân.. donanım, konum ve liyakate göre bol bol merhamet eden Rahîm.. her şey ve herkesin üzerinde tasarruf sahibi Melik.. Zâtında mukaddes ve münezzeh, fiillerinde mutahhir ve munazzif Kuddûs.. ayıplardan sâlim ve herkes için selâmet kaynağı Selâm.. Kendi rubûbiyetinin şahidi ve herkese güven vaadeden Mü’min.. herkesi ve her şeyi her an görüp gözeten Müheymin.. eşi, benzeri olmayan yegâne gâlip ve Azîz.. elin ulaşmadığı, gücün yetmediği hâkim-i mutlak bir Cebbâr.. ululuk, Zâtının lazımı bir ulu Mütekebbir.. zâhir-bâtın her şeyi yaratan Hâlık.. örneği kendine ait, her şeyi kusursuz var ve inşâ eden Bâri’.. şekil ve sûret veren Musavvir.. her türlü günah ve hataları yarlığayan Ğaffâr.. her şeyi Kendi iradesine râm eden Kahhâr.. karşılıksız bol bol hibede bulunan Vehhâb.. her ihtiyaç sahibini ihtiyacına göre rızıklandıran Rezzâk.. hayır kapılarını açan ve gâileleri savan Fettâh.. olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi bilen Alîm.. can alan, ruhları sıkan ve erzâkı kısan Kâbıd(z).. genişletilecekleri genişleten, ruhlara inşirah veren, her şeyi bereketlendiren Bâsıt.. dünyada, ukbada istediğini alçaltan Hâfıd(z).. burada ve ötede dilediğini yükselten Râfi’.. dilediğini azîz kılan ve şereflendiren Muizz.. istediğini zelîl ve rüsvay hâle getiren Müzill.. gizli-açık her şeyi duyan ve itibara alan Semî’.. her şeyi Zâtına mahsus basarla gören Basîr.. dilediği gibi hüküm veren biricik hüküm sahibi Hakem.. her icraatında adl ü istikameti takip eden Adl.. en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten Latîf.. herkesten ve her şeyden haberdar Habîr.. suçluyu hemen cezalandırmayıp düşünme mühleti veren Halîm.. en büyük ve ulu, Azîm.. dilediği günahları bağışlayan Ğafûr.. şükredeni mukabelesiz bırakmayan ihsan sahibi Şekûr.. kadri yüce, şanı yüksek, müteâl Aliyy.. idrakin ihata edemeyeceği, ululardan ulu Kebîr.. arz u sema ve içindekileri koruyup muhafaza eden Hafîz.. gıda veren, bakıp koruyan Mukît.. her şeye yeten ve herkesin hesabını görecek olan Hasîb.. nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden Celîl.. iyilik ve ihsanı bol keremkânî Kerîm.. zâhir-bâtın her şeyi görüp kontrol eden Rakîb.. dualara icabet eden ve isteklere mukabelede bulunan Mücîb.. ilm ü rahmetiyle her şeyi kuşatan ve her şeyiyle nâmütenâhî olan Vâsi’.. her şeyi yerli yerinde vaz’eden Hakîm.. bazı kullarını muhabbete mazhar kılan Vedûd.. zâtî şan ve şeref sahibi Mecîd.. ölümden sonra dirilten ve diriliş erleri gönderen Bâis.. her şeyi ra’ye’l-ayn bilen Şehîd.. varlığı kendinden ve değişmeyen bir zât olan Hakk.. güvenilip dayanılan ve Kendisine itimat edilen Vekîl.. dilediğini dilediği gibi icrâ eden kuvvet sahibi Kaviyy.. kudret-i kâhire sahibi Metîn.. dost ve yardımcı Veliyy.. herkesin hamd ü senasının biricik mercii Hamîd.. her işi ve davranışı sayıp dökecek olan Muhsî.. her şeyi ilk yaratan Mübdi’..