Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı görmemiş.1 Elbette, hıfz-ı İlâhîde olan bir Sultan-ı Levlâk'ı, böyle bir Cehennem oduncusu, onun huzuruna girip göremez. Ağzına mı düşmüş?
Beşinci hâdise: Haber-i sahihle haber veriliyor ki: Âmir ibni Tufeyl ve Erbed ibni Kays, ikisi ittifak ederek, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanına gitmişler. Âmir demiş: "Ben onu meşgul edeceğim, sen onu vuracaksın." Sonra bakıyor ki, birşey yapmıyor. Gittikten sonra arkadaşına dedi: "Neden vurmadın?" Dedi: "Nasıl vuracağım? Ne kadar niyet ettim; bakıyorum ki, ikimizin ortasına sen geçiyorsun. Seni nasıl vuracağım?"2
Altıncı hâdise: Nakl-i sahihle haber veriliyor ki: Gazve-i Uhud'da veya Huneyn'de, Şeybe bin Osmanü'l-Hacebiyye–ki, Hazret-i Hamza onun hem amcasını, hem pederini öldürmüştü–intikamını almak için gizli geldi. Tâ Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın arkasından yalın kılıç kaldırdı. Birden kılıç elinden düştü. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ona baktı, elini göğsüne koydu. Şeybe der ki: "O dakikada dünyada ondan daha sevgili adam bana olmazdı." İmana geldi. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etti: "Haydi, git, harp et." Şeybe dedi: "Ben gittim, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm önünde harp ettim. Eğer o vakit pederim de rast gelseydi vuracaktım."3
Hem feth-i Mekke gününde, Fedâle namında birisi, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanına, vurmak niyetiyle geldi. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ona bakıp tebessüm etti. "Nefsinle ne konuştun?" dedi ve Fedâle için taleb-i mağfiret etti. Fedâle imana geldi ve dedi ki: "O vakit ondan daha ziyade dünyada sevgilim olmazdı."4
Yedinci hâdise: Nakl-i sahihle, Yahudiler, suikast niyetiyle, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın oturduğu yere, üstünden büyük bir taş atmak ânında, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm o dakikada hıfz-ı İlâhî ile kalkmış; o suikast de akîm kalmış.5
Dipnotlar
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:349; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:233; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:353; İbni Hibban, Sahih, 8:152; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:361.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:353; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:249; Beyhakî, Delâilü'n-Nübüvve: 5:318.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:353; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:248; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 6:183,184; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:718; el-Askalânî, el-İsâbe, 2:157.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:353; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:248; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:718.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:352; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:243; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:716; Ebu Nuaym, Delâilü'n-Nübüvve, 2:489-490.