"Dokuz Kısım"dır. Yirmi dokuz nükte-i mühimme, içinde vardır. O dokuz kısım, küçük büyük on yedi risaledir.
Birinci Risale olan Birinci Kısım.... 552
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهِدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسَتَقِيمَ صِرَاطَالَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّۤالِّينَ 1
هُوَ الَّذِى اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَ اُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ الٰى اٰخِرِ اٰيَة 2
âyetlerinin bazı sırlarını, "Dokuz Nükte" ile tefsir eder.
Birinci nükte: "Kur'ân'a ait ve Kur'ân'ın esrârı bilinmiyor ve müfessirler hakikatını anlamamışlar" diyenlere karşı mühim bir cevaptır.... 552
İkinci nükte: Kur'ân-ı Hakimde وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ 3 وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا 4 gibi kasemat-ı Kur'âniyedeki mühim bir hikmeti beyan ediyor. ....553
Üçüncü nükte: Sûrelerin başlarındaki birer şifre-i İlâhiye olan hurûf-u mukattaaya dairdir. .... 555
Dördüncü nükte: Kur'ân-ı Hâkimin hakiki tercümesi kabil olmadığından ve mânevî i'câzındaki ulviyet-i üslûp tercümeye gelmediğinden, mühim bir beyanla, üslûb-u Kur'âniyedeki bir lem'a-i i'câziyeyi gösterir. ....555
Beşinci nükte: "Elhamdulillah" cümlesinin ifade ettiği mânânın en kısası, bir satır kadar olduğunu ve hakiki tercümesinin kabil olmadığını gösterir.... 558
Altıncı nükte: 5 اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ deki Nûn-u mütekellim-i maalgayre dair mühim bir sırrını, nurlu bir hal ve hakikatlı bir hayal içinde beyan ediyor.... 559
Yedinci nükte: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ 6 in mühim ve nurani sırrının beyanı içinde, bid'aların icadı ne kadar çirkin ve zarar olduğunu gösterir. ....563
Dipnotlar
- "Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla. Hamd (övme ve övülme), âlemleri Rabbi Allah'a mahsustur. O, Rahmândır ve rahîmdir. Ceza gününün malikidir. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!" Fatihâ Sûresi, 1:7.
- "Sana Kur'ân'ı indiren Odur. O Kur'ân'ın âyetlerinden bir kısmı, mânâsı açık olan muhkem âyetlerdir ki, kitabın aslı ve manası bunlardır. Diğer bir kısım âyetler ise müteşabih âyetlerdir." Âl-i İmrân Sûresi, 3:7.
- "Yemin olsun güneşe ve aydınlığına." Şems Sûresi, 91:1.
- "Yemin olsun incire ve zeytine." Tîn Sûresi, 95:1.
- "Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz." Fâtiha Sûresi, 1:5.
- "Bizi doğru yola ilet—kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna." Fâtiha Sûresi, 1:6-7.