İçeriğe geç

Bir perde açıp söyledi Hak gizli kelâmdan,

Ol âteşe bahseyledi hem berd ü selâmdan.

"Dostum ve Resulüm yüce İbrahim'i, ey nâr,

At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhar!"

Bir gizli hitap geldi de ol dem yine Haktan

Bir abd-i mükerrem dahi kurtuldu bıçaktan.

Ol nurdan için Yunus'u hıfzeyledi ol hût,

Ol nur ile kahreyledi hem kavmini ol Lût.

Ol hüsn-ü cemal, eyledi âlemleri hayran,

Nerden onu bulmuş, acaba Yusuf-u Ken'an?

Hikmet nedir, ol dertlere sabreyledi Eyyûb,

Hem sırrı nedir, Yusuf için ağladı Yakub.

Öldükçe dirildikçe neden duymadı bir his?

Ol namlı nebi, şanlı şehid Hazret-i Cercis.

Hasretle neden ağladılar Âdem ve Havvâ?

Kimdendi bu yıllarca süren koskoca dâvâ?

Hem âh, neden terk edilip Ravza-i Cennet?

Bir dâr-ı karar oldu neden âlem-i mihnet?

Nur şehri olan Tûr'da o dem Hazret-i Mûsa

Esrâr-ı kelâm hep çözülüp buldu tecellâ.

Bir parça Zebur'dan okusa Hazret-i Davud,

Başlardı hemen sanki büyük mahşer-i mev'ud.

Bilmem ki neden, yel ve sular hep onu dinler,

Bilmem ki neden, hep işiten âh diye inler.

303