İkinci maksat, tahavvülat-ı zerrâtın tılsımını keşfediyor. Zerrâtın harekâtını, o derece hikmetli ve muntazam gösteriyor ki; o umum zerreler, Sultân-ı Ezelinin muhteşem ve muazzam bir ordusu ve muti ve musahhar memurları olduğunu kat'i delillerle ispat eder. Yirmi Dokuzuncu Söz nasıl ki tılsım-ı kâinatın üç muammasından birisini keşfetmiş. Bu Otuzuncu Söz dahi akılları hayrette bırakan ve feylesofları sersemleştiren o tılsımın üç muammasından ikinci muammasını halletmiştir. Hususan hâtimesinde, yedi hikmet ve yedi kanun-u azim ile bir İsm-i Azamın tecellisini göstermekle; tahavvülât-ı zerrâtın hikmetini gayet kat'i ve parlak bir surette gösterdiği gibi, zihayat cisimlerini, o zerrâtın seyr ü seferine bir misafirhâne ve bir kışla ve bir mektep hükmünde gösterir, ispat eder.
OTUZ BİRİNCİ SÖZ: .... 758
سُبْحَانَ الَّذِۤى اَسْرٰي بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ اْلاَقْصَا الَّذِى بَارَكْنَا حَوْ لَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ 1 وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى 2
âyetlerinin hakikatını teyid eden âyâtın en mühim bir hakikatı olan Mirâc-ı Ahmediye'yi (a.s.m.)
Dipnotlar
- Bu Otuzuncu Söz çıktığı zaman, kalbini kaybetmiş bir adam okuyup ehemmiyet vermeyerek, yatarken yastığının altına koymuş, yatmış. Rüyasında üç defa birbiri üstüne o adamı boğmak için boğazını sıkmışlar. O adam uyanıp tekrar yatar, yine aynı hâl... Rüyâsında ona denilmiş: "Niçin başının altına bunu bırakıyorsun, hürmetsizlik ettin!" O adam da, temerrüdü terkedip, kemâl-i hürmetle o risaleyi alıp rafa bırakır. Sonra yatar. Sabahleyin rastgeldiklerine hikâye eder. Hem hizmet-i Kur'âniyede mühim bir rükün olan Hüsrev, o risalenin kendisine tesliminden mukaddem, Peygamber Aleyhissalatü Vesselâmla münasebettar bir rüya görmüş. Bu Söz, gördüğü rüyanın hakikatlerini tabir ettiğini, bu Sözün o gün eline geçmesiyle görmüş. Ve bu rüya onun için bir keramet-i kat'iye hükmüne geçmekle, tamamiyle hizmete teslim olmuş ve Nurun kahramanı olmuştur.
- "Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir." İsrâ Sûresi, 17:1.
- "Kayan yıldıza yemin olsun ki…" Necm Sûresi, 53:1.