وَالْمُرْسَلاَتِ، وَالذَّارِيَاتِ 1 kasemleriyle işaret olunan rüzgârların esmesindeki vazifelerine kadar;
وَمَا تَشَۤاؤُنَ اِلاَّۤ اَنْ يَشَۤاءَ اللهُ 2 يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ 3
işârâtıyla, insanın kalbine ve iradesine müdahalesinden tut, tâ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ 4 yani bütün semâvâtı bir kabzasında tutmasına kadar; وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَاَعْنَابٍ 5 zeminin çiçek ve üzüm ve hurmasından tut, tâ اِذَا زُلْزِلَتِ اْلاَرْضُ زِلْزَالَهَا 6 ile ifade ettiği hakikat-i acibeye kadar; ve semânın ثُمَّ اسْتَوٰۤى اِلَى السَّمَۤاءِ وَهِىَ دُخَانٌ 7 hâletindeki vaziyetinden tut, tâ duhanla inşikakına ve yıldızlarının düşüp hadsiz fezada dağılmasına kadar; ve dünyanın imtihan için açılmasından, tâ kapanmasına kadar; ve âhiretin birinci menzili olan kabirden, sonra berzahtan, haşirden, köprüden tut, tâ Cennete, tâ saadet-i ebediyeye kadar; mazi zamanının vukuatından, Hazret-i Âdem'in hilkat-i cesedinden, iki oğlunun kavgasından tâ tufana, tâ kavm-i Firavunun garkına, tâ ekser enbiyanın mühim hâdisâtına kadar; ve اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ 8 işaret ettiği hadise-i ezeliyeden tut, tâ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ 9 ifade ettiği vakıa-i ebediyeye kadar bütün mebâhis-i esasiyeyi ve mühimmeyi
Dipnotlar
- "Yemin olsun peş peşe gönderilen meleklere." Mürselât Sûresi, 77:1. "Yemin olsun esip kavuran rüzgâra." Zâriyât Sûresi, 51:1.
- "Allah dilemedikçe siz hiçbir şeyi isteyemezsiniz." İnsan Sûresi, 76:30.
- "Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer." Enfâl Sûresi, 8:24.
- "Gökler Onun kudret elinde dürülmüştür." Zümer Sûresi, 39:67.
- "Yeryüzünde hurma ve üzüm bahçeleri yarattık." Yâsin Sûresi, 36:34.
- "Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır." Zilzâl Sûresi, 99:1.
- "Sonra iradesini buhar halindeki semâya yöneltti." Fussilet Sûresi, 41:11.
- "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" A'râf Sûresi, 7:172.
- "Yüzler var, o gün ışıl ışıldır, Rabbine bakar." Kıyamet Sûresi, 75:22-23.