Posts Tagged ‘Fethullah’

59. Nağme: Rüyanı Herkese Anlatma!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Yusuf Sûresi’nin 5. ayetinde mealen şöyle buyuruluyor:

“Babası (Hazreti Yusuf’a) şöyle dedi: Evladım, sakın bu rüyanı kardeşlerine anlatma. Sonra seni kıskandıklarından sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın besbelli düşmanıdır.”

Bu 7 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Hazreti Yakub’un “Evladım, sakın bu rüyanı kardeşlerine anlatma.” sözünden hangi ders ve ibretler çıkarılabilir?

Bir insanı kötülüklerden korumak için söylenen sözler de gıybet midir?

Selef-i salihînin eserlerindeki bazı hususlar tenkit edilirken nasıl bir üslup kullanılmalıdır ki gıybet günahına düşülmüş olmasın?

Rüya, yakaza ve keşifler kimlere anlatılabilir?

Şeytanın yapıp ettikleri hangi kelimelerle ifade edilebilir?

58. Nağme: Hazreti Yusuf Kıssası

Herkul | | HERKUL NAGME

Sabahki tefsir dersimize ait bu 9 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Hazreti Yusuf kıssası senaristler için nasıl bir üslup dersi veriyor?

Yusuf Sûresi’nin sebeb-i nüzulü hakkında nakledilen rivayetleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yusuf Sûresi’nde hangi konular anlatılmaktadır?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

57. Nağme: İstikâmet

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 112. ayeti mealen şöyle buyuruluyor:

“Öyleyse ey Rasulüm, sen beraberinde olup tövbe edenlerle birlikte, sana nasıl emredilmişse öyle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin. Çünkü O, yaptığınız her şeyi görmekte olup işlerinizin karşılığını da size verecektir.”

Bu 06:50 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını ve meali verilen ayetle alâkalı bazı nükteleri bulacaksınız:

İstikâmet üzere olmak ne demektir?

Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her haliyle müstakîm olduğu halde O’na hitaben “İstikâmet üzere ol” denmesi hangi manalara gelir?

Gerçek büyüklüğün ve hakikî istikametin ölçüsü nedir?

 

56. Nağme: Gayretullaha Dokundu!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Bu 7 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını ve aşağıda meali verilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri bulacaksınız:

Gayretullaha ve rahmetullaha dokunmak ne demektir?

Bir ayetin Habîr, diğerinin Basîr ism-i şerifiyle sona ermesinde ne gibi nükteler düşünülebilir?

“Zâlimlere meyletmeyin!” emri nasıl anlaşılmalıdır?

Hûd Sûresi’nin 110. ayeti mealen,

“(Hazreti) Mûsâ’ya Tevrat’ı verdik. Kur’ân hakkında senin halkının yaptığı gibi onun hakkında da ihtilaf edip kimi iman, kimi inkâr etti. Şayet Rabbinin, insanlara mühlet verme vaadi olmasaydı, elbette haklarında nihâi hüküm verilmiş, iş bitirilmiş olurdu. Bu gerçeğe rağmen, senin halkın hâla, Kur’ân’dan ve azaptan yana şiddetli bir tereddüt ve şüphe içindedir.”

Hûd Sûresi’nin 111. ayeti mealen,

“Hiç şüphe yok ki Rabbin herkesin işlerinin karşılığını tam tamına ödeyecektir. Çünkü O, onların bütün yaptıklarından (habîr) haberdardır.”

Hûd Sûresi’nin 113. ayeti mealen,

“Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Aslında sizin Allah’tan başka yardımcınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım görmezsiniz.”

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

 

55. Nağme: Bamteli ve Kırık Testi’de Bu Hafta

Herkul | | HERKUL NAGME

Bugünkü “Nağme”de (her pazartesi olduğu gibi) bu haftanın Bamteli ve Kırık Testi’sini nazara vermekle yetineceğiz. Zira 42:43 dakikalık görüntülü ve 4 sayfalık yazılı sohbetin ikisi de bütün günümüzü dolduracak kadar muhtevalı.

BAMTELİ: Gerçek Haya

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi son sohbetinde

Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde Allah Teâlâ’dan hakkıyla haya etmek gerektiğini ifade buyuruyorlar. Hakkıyla haya etmiş olmanın şartları nelerdir? Zât-ı Ulûhiyetle alâkalı yazıp çizerken ve konuşurken gözetilmesi gereken bir hayadan da bahsedilebilir mi?  sorusunu cevaplıyor.

Ayrıca, çay faslında,

Niyazi-i Mısrî’nin, “Her mürşide el verme ki yolunu sarpa uğratır / Mürşidi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş…”  ve Alvarlı Efe Hazretleri’nin “Öyle bir dildâre dil ver eyleye dilşâd seni / Öyle bir dâmeni tut ki ede ber-murâd seni!”

sözlerini şerh ediyor.

http://www.herkul.org/index.php/bamteli/bamteli

***

KIRIK TESTİ: Dengeli Bir Aşk u Heyecan İnsanı: Hazreti Mevlânâ

Muhterem Hocamız son yazılı sohbetinde ise,

Hazreti Mevlânâ’nın günümüzde bazı kimseler tarafından yanlış anlaşıldığı ve mesleği açısından tenkitlere uğradığı görülüyor. Hazreti Mevlânâ ve mesleğini İslamî esaslara mutabakat açısından değerlendirir misiniz? sorusuna cevap veriyor:

Şu başlıkları detaylıca izah buyuruyor:

Hazreti Mevlânâ ve Söğüt’ün Bağrındaki Diriliş

İman ve Marifet Endeksli Cezb u İncizab

Temel Disiplinlere Bağlı Engin Hoşgörü

http://www.herkul.org/index.php/krk-testi/kirik-testi

A Balanced Figure of Love and Enthusiasm: Jalaluddin Rumi

Herkul-EN | | WEEKLY SERMONS

Question: Mawlana Jalaluddin Rumi is misunderstood in our time by some and is subjected to unfair criticism concerning his Sufi path. Could you evaluate the Sufi path of Rumi with respect to his compliance with the essentials of Islam?

Answer: There have been so many great personalities throughout the history of Islam whose knowledge, spiritual depth, love, and enthusiasm made their voices reach beyond the centuries. Particularly, there are some exceptional figures with immense personalities such as Imam al-Ghazali, Imam Rabbani, and Mawlana Khalid al-Baghdadi; they are in a rather distinguished position. Jalaluddin Rumi is one such monumental personality. Those great people that enlightened the spiritual darkness of different eras had excellent insight into their time, analyzed it well, and concentrated on the issues of the highest priority in order to answer the needs of the people. Jalaluddin Rumi must be seen from this aspect. The matters he emphasized served as an antidote against the poisons and negative influences prevalent in his time and an elixir to cure even the worst diseases.

Rumi and the Emergence of the Ottomans

The era in which Rumi lived was a difficult time period. On the one hand, there were the damages inflicted by the Crusader attacks. On the other hand, there was the Mongolian invasion that shattered Muslim lands into different fragments, causing discord and sedition throughout the Muslim world. As a result, the Seljuk state was greatly weakened, the royalty lost authority of their people and all of these negative effects extended throughout Anatolia. During this troubled era, Jalaluddin Rumi opened his arms wide with an immense understanding of tolerance and magnanimity to embrace everyone. Thus, he virtually offered a cure for that environment of chaos, discord, and fragmentation. This immense understanding represented by Rumi and other spiritual masters prepared new ground to cultivate people with Islamic values.

At the same time, the princedom of the Ottomans found an opportunity to stand on their feet in a small corner of Anatolia. Such an understanding of agreement and unity was needed more than anything else in that era. Rumi saw this urgent need at a time when Anatolia was shattered into fragments, different princedoms emerged, people became disoriented, and everyone was going about their own ways. By uniting people around a certain understanding, he paved the way for the birth of the Ottomans. I think this understanding, which we can refer to as the spirit of Rumi, played an important role in their successful flourishing in just a short time period. Had the Ottomans displayed brutality instead of leniency and magnanimity, they would have become stuck and would have been unable to further their progress. In this respect, along with the distinguished qualities of the people who governed the state, the contributions and efforts of Rumi and other dervishes must not be overlooked when examining the continuity of the same dynasty for six centuries, something unparalleled in the history of humanity.

An immense figure of spirituality who took flight with love and enthusiasm to the horizons of knowing God, Rumi formed such a warm atmosphere during his time that most people came under its influence and stepped into his circle. At a certain period, even the famous Yunus Emre1 joined his circle. The great master poured the inspirations of his soul into the hearts of the people who gathered around him and raised exemplary guides to light up the ages after him.

Attracted toward the Divine (jadhb and injidhab) within the Axis of Faith and Knowledge of God

Rumi possessed an understanding of extending a hand of immense tolerance and compassion to everyone. On the other hand, overlooking his depth of worship and devotion as well as his loyalty to the Qur’an and Sunnah might lead one to some misconceptions about him. Indeed, if he had not been so sincerely devoted to the essentials of religion, as is claimed by some, neither would the people of Konya allow him live among them nor would the devout Muslim rulers let him convey his radiant teachings. In addition, none of the scholars among his contemporaries criticized him. For example, his contemporary Sadreddin Konevi was a great scholar who wrote explanatory commentaries about Ibn Arabi’s Shajarat al-Numaniyya and Qadi Baydawi’s Qur’anic exegesis. When we study the life and works of this great scholar, we do not find a single word of criticism for Rumi. Rumi displayed immense compassion and magnanimity by embracing others, and he adhered to the essentials of Islam and did not possess any attitudes or behaviors that contradicted the religious commandments. Unfortunately, some people today view him as a person who jumped to his feet in momentary excitement, put on a costume and started whirling ecstatically, and who contributed to others taking up his whirling. Actually, there is no issue with whirling itself. Rumi was a person of great spiritual depth who weaved a pattern of knowledge of God by constantly moving his shuttle of reflection between human, universe, and God; he became saturated with the knowledge of the Divine and thus made others overflow with love and zeal.

Bediüzzaman follows a system of thought regarding this issue: faith in God, knowledge of God, love of God, and spiritual pleasure, respectively. Accordingly, one must have perfect faith first, then practice Islam without any flaws, and then try to feel sincerity (ikhlas) in their conscience with its complete profundity and try to awaken the consciousness of ihsan, a state of constant awareness of the omnipresence of God. They must be on the way to know God thoroughly by means of the conscience and make their good deeds become a depth of their character so that they can attain the level of spiritual pleasure and zeal for God. In other words, attaining true love and zeal is not possible without sound faith, sound practice of Islam, sound awareness of God, and a deep knowledge and love of God. Rumi’s attraction toward the Divine and becoming enraptured with love and zeal needs to be seen from this perspective.

An Immense Inclusiveness within the Framework of Essential Disciplines

On the other hand, certain words Rumi uttered while in a trance or while he whirled to a particular level are related to the spiritual states he personally experienced. These stem from the entranced states of hayrah, dahshah, hayman, and qalaq.2 Although acting in vigilance is essential for a person in a wakeful state and of a sound mind, consideration of the words and behaviors of a person while in an entranced state of spiritual intoxication should be considered accordingly.

For this reason, what is incumbent upon people like us is to take the special cases of the great figures like Jalaluddin Rumi into consideration and find a plausible explanation for their words and behaviors that are likely to be misinterpreted. For example, one of the most criticized statements of Rumi is his famous call: “Come, come, whoever you are; even if you are an unbeliever, a fire-worshipper, or idolater… come. Our lodge is not a place of hopelessness, even if you have backed from your vow of repentance for a hundred times, still come.”

We are not sure whether these are the exact words that were originally uttered by Rumi or not. However, even if this statement is not his, Rumi has many other statements reflecting this spirit. I believe those who criticize these words are not fully aware of the point being made. In my opinion, there is nothing wrong in making such a statement. When Rumi’s life and works are viewed as a whole, it is clear that they reflect the meaning of “come, whoever you are, discover the beauties in our world, and find your true essence.” On the other hand, as Rumi himself expressed, one of his feet walks through the nations of the world, and the other stays fixed in the center of Islamic principles. As a person who never wavered in his fidelity to religious ways and essentials, it is unthinkable to say that he abandoned any religious practices that were obligatory (fard), necessary (wajib), or commendable (sunnah) to do. It is not correct to solely approach him in terms of his relations with others without seeing the excellent depth of his religious life.

Jalaluddin Rumi has two sides. On the one hand, he lives in strict adherence to the essentials of Islam; on the other hand, he lives among people and teaches the religion to them in a form that they can love and sincerely embrace. Those that criticize him see the second side only and fail or refuse to see the depth of his spiritual life. As a matter of fact, today as well, certain volunteers with love for God and humanity try to show sensitivity in observing acts of worship and complying with the essential disciplines of the religion on the one hand, and they try to come into contact with the entire world on the other. Similarly, those who criticize the volunteers do not pay attention to their religious devotion but only see their efforts for dialogue with others from a narrow-minded perspective. However, in our time when the world is full of antagonism and weapons of mass destruction, dialogue activities centered around love, respect, compassion, and tolerance are very important. If you really wish to eliminate the menacing, negative tension in humanity, you need to use the mysterious key of love. Actually, there is no door this magical key cannot open, no heart it cannot enter, and no face it cannot make smile. Still, it should not be forgotten that one could convey positive thoughts and feelings to others not through a frown but with a warm smile. When others step into your heart, they must find a magnanimous conscience so that nobody worries about failing to find a seat reserved for them. It is commendable to follow the ways and methods presented by heroes of guidance such as Jalaluddin Rumi, Imam Rabbani, Mawlana Khalid al-Baghdadi, and Bediüzzaman Said Nursi, whose guide was the Qur’an and Sunnah. Although they possessed certain differences of secondary importance, all of those great figures of immense conscience beamed with love, overflowed with mercy and showed compassion to all; they opened their bosom to everyone and they neither returned any negative behavior with a physical or verbal response, nor did they respond by breaking others’ hearts as they did to them. What is incumbent upon us in our time is to take the lesson we learn from these historic figures and use this mysterious and magical power of love for the good of humanity.

1. Yunus Emre (d. 1321), Turkish Sufi poet
2. For further reading, see the relevant chapters in Key Concepts of the Practice of Sufism, volumes I and II.

This text is the translation of “Dengeli Bir Aşk u Heyecan İnsanı: Hazreti Mevlânâ

54. Nağme: Davam!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 100. ayetinde,

“İşte sana bildirdiğimiz bu haberler, helâk olmuş diyarların haberleri. Onların kiminin izleri hâlâ dururken, kimi biçilmiş ekin gibi yok olmuştur.”

buyuruluyor.

Bu 4 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetin hatırlattığı bir ibret tablosunu ve şu soruların cevaplarını dinleyebilirsiniz:

Hazreti Üstad’ın ayağı kayıp uçuruma yuvarlandığı sırada “davam” diye bağırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hazreti Ömer, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in altında cülûs buyurduğu ağacı neden kestirmişti?

Mekke ve Medine’ye ait taş, toprak ve ağaç parçası gibi eşyaların hatıra olarak alınıp getirilmesi doğru mudur?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

 

53. Nağme: Mülayemet Size Emanet!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Sevgili Dostlar,

Muhterem Hocamızın ikindi sohbetinde dile getirdiği hususlar çok dikkat çekici ve göz açıcıydı. Hiç zaman fevt etmeden sizinle paylaşmak istiyoruz.

7 dakikalık bu ses kaydında şu konularla alâkalı hakikat damlaları bulacaksınız:

*Türkçe Olimpiyatları’na katılan öğrenciler..

*Düşmanın cefası ve dostun vefasızlığı..

*Fitne ve önündeki bariyer..

 

52. Nağme: Dergi Mizanpaları Yapılırken Çok Özel Görüntüler

Herkul | | HERKUL NAGME

Sevgili Dostlar,

Muhterem Hocamız, Sızıntı, Yeni Ümit ve Yağmur mecmualarına verdiği değerin bir neticesi olarak senelerdir onların mizanpajından baskısına kadar hemen her aşamasıyla yakından ilgileniyor.

Kendisi müsait olduğunda bizzat başyazı, tasavvufî makaleler ve şiirler yazdığı gibi, yayınlanan her çalışmayı çok değerli buluyor, mutlaka okumaya çalışıyor; şayet değişik sebeplerle okuyamamışsa, hazırlanan özetleri dinliyor.

Ayrıca, seçilen güzel resimler odasına bırakılıyor, Hocamız onlara değerlendirme nesirleri ve nazımları yazıyor.

Sonra hem adlarını zikrettiğimiz dergilerin hem de sayıları her gün artan Hira ve Fountain gibi kardeşlerinin yetkilileri Muhterem Hocaefendi’nin duasını almak ve fikirlerinden istifade edebilmek için neşredilebilecek çalışmaların listesini, kapak alternatiflerini ve resim değerlendirmelerini arz ediyorlar.

Bugünkü “nağme”mizde Muhterem Hocamızın ciddi emek verdiği bu mizanpaj çalışmalarından bazı resimler ve 5 dakikalık bir VİDEO paylaşıyoruz.

Dualarınız istirhamıyla…

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi mizanpaj çalışması Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi mizanpaj çalışmasıMuhterem Fethullah Gülen Hocaefendi mizanpaj çalışması

Dosyayı indirmek için tıklayınız

51. Nağme: Sevdir Allahım!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Habbe habbe mal toplayanın kubbe kubbe kaybetmesi nedendir?

Hazreti Üstad’ın, “Tesettür Risalesi” yazması nasıl değerlendirilmelidir?

Ashâb-ı Kirâm efendilerimiz haricindeki Bediüzzaman hazretleri gibi büyükler zikredilince “Radiyallahu anh” denir mi?

Vedûd ismine ve hüsn-ü kabule mazhar olabilmemiz için neler yapmalı ve nasıl dua etmeliyiz?

Bu 9 dakikalık ses kaydında, yukarıdaki soruların cevaplarını ve aşağıda mealleri verilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri bulacaksınız:

Hûd Sûresi’nin 86. ayeti meâlen,

“Eğer mü’min iseniz, Allah’ın helâlinden bıraktığı kâr, sizin için daha hayırlıdır. Ben sadece sizin iyiliğinizi düşünerek öğüt veriyorum, yoksa sizin üzerinizde bir bekçi değilim.”

Hûd Sûresi’nin 88. ayeti meâlen,

“Şuayb (aleyhisselam) dedi: Ey halkım! Ya ben Rabbimden gelen açık delile dayanıyorsam ve O, kendi katından bana güzel bir nasip lütfetmişse? O’na nankörlük etmem doğru olur mu? Hem ben sizi birtakım şeylerden menederek kendim onları işlemek istemiyorum ki! İstediğim tek şey, gücüm yettiğince ortamı düzeltmektir. Muvaffak olmam sadece Allah’ın yardımı ile olur. Onun için ben de yalnız O’na dayanıyorum, O’na yöneliyorum.”

Hûd Sûresi’nin 90. ayeti meâlen,

“Rabbinizden af ve mağfiret dileyin, sonra günahlarınızdan tevbe edip O’na sığının. O sizi affeder ve korur. Çünkü Rabbim Rahîmdir, Vedûddur (pek merhametlidir, kullarını çok sever).”

 

50. Nağme: Misafir Kaldığımız Binadan Görüntüler

Herkul | | HERKUL NAGME

Sevgili Arkadaşlar,

Daha önce, 13 senedir bizi bağrına basan şirin evimizden iki aylığına ayrıldığımızı; tadilat sebebiyle hemen yandaki büyük binaya taşındığımızı yazmıştık. Bugünkü nağmemizde ileride enstitü olarak vazife göreceğini umduğumuz şimdiki misafirhanemizden birkaç fotoğraf paylaşacağız:  

  1. Muhterem Hocamız ders yaptığımız salonda dergi yazılarıyla alakalı çalışırken..Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ders yaptığımız salonda dergi yazılarıyla alakalı çalışırken
  2. Şu an misafir kaldığımız binanın genel görünümü..Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin misafir kaldığı binanın genel görünümü
  3. Cami avlularına hasretimizi bir nebze de olsa gideren şadırvanımızın uzaktan resmi..

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin misafir kaldığı binadan

Ayrıca,

Bu sabahki derse ait kısa bir görüntü de ihtiva eden 4 dakikalık VİDEO kaydında, birkaç mütevazi fotoğraf ile aşağıda meali verilen ayetle alâkalı bazı nükteleri bulacaksınız.

Hûd Sûresi’nin 86. ayetinde mealen,

“Eğer mü’min iseniz, Allah’ın helâlinden bıraktığı kâr, sizin için daha hayırlıdır. Ben sadece sizin iyiliğinizi düşünerek öğüt veriyorum, yoksa sizin üzerinizde bir bekçi değilim.”

buyuruluyor.

 

Dosyayı indirmek için tıklayınız

49. Nağme: O, Bağrı Yanık Bir Kuldu!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 75. ayetinde mealen,

Hazreti İbrâhim çok yumuşak huylu, çok içli ve kendisini Allah’a teslim eden bir kuldu.

buyuruluyor.

Bu sabahki derse ait 7 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri ve aşağıdaki soruların cevaplarını bulacaksınız.

Bu arada, derste uçları bırakılan hakikatlerin detaylıca şerh edilmesi için ikindi sohbetinde de bu mevzuyla ilgili sorular sorduk. İnşaallah o çok güzel sohbeti de ileride bir bütün olarak Bamteli’nde neşredeceğiz.

“Evvâh” ne demektir?

Hazreti İbrahim çizgisinde halîm, evvâh ve münîb sıfatları neler ifade etmektedir?

İllâ yüz mü istemeli; doksana ne demeli?

Hazreti İbrahim’e (aleyhisselâm) “halîl” denmesinin sebeplerinden birini lütfeder misiniz?

Menkıbelere bakışımız nasıl olmalıdır?

How Muslims Benefit from Their Own Sources to the Maximum Degree

Herkul-EN | | WEEKLY SERMONS

Question: It is stated that a true disciple of the Qur’an should benefit from Islamic sources directly and from other sources by filtering them. What are the points of consideration for benefiting from Islamic sources in the most efficient manner?

Answer: Before directing people to the essential sources, evoking a feeling of curiosity and an ardor for learning is necessary. In other words, love for the truth must be evoked in the conscience of society and then a thirst for knowledge and exploration in order to reach that truth must be present to such a degree that people become ardent seekers of knowledge who study phenomena tirelessly. If such ardor can be evoked, then a wish for studying the sources that constitute the identity of Muslims will begin to form in the hearts of the people. When hearts are seized by a passionate desire for learning, people will turn to their own sources and wish to drink abundantly from that fountain of knowledge.

You Cannot Direct Stagnant Water Anywhere

I would like to give an example from another issue. The volunteers who wish to revive their own thought or realize a revival within their own line of thinking must possess enthusiasm to the degree of madness; this excited state makes them unable to contain themselves to stay where they are. It is very difficult to save people from inertia, languor, and weariness without such an excitement. As for a person full of enthusiasm, although they might go to excesses in some respects, it is easier to moderate them within the disciplines of the religion they respect. For example, you can tell them, “You are so enthusiastic, but going to extremes will bring more destruction than progress, and this contradicts the values you cherish and the essentials of your religion. Instead, let us use your enthusiasm in a constructive way. Perhaps, your enthusiasm will be a seed of active patience for a few centuries and and an example of remaining steadfast on this path. Even if it takes centuries, let us exert our brains to come up with beautiful projects.”

This may help channel their enthusiasm to constructive projects. The same fact is true for deepening one’s knowledge and reading more. In other words, it is very difficult to direct people toward reading certain sources without evoking in them a passion for knowledge, truth and exploration. No matter how much you try to encourage people who are devoid of such enthusiasm to read certain sources, they will remain sufficed with a single reference book. A passion for knowledge must be stimulated first, and then it must be channeled to a productive course; it is not possible to channel stagnant water anywhere.

The Essentials Should Be Known First

The second point of consideration here is to determine our priorities with respect to our own world of thinking. In other words, what should our priorities be with regards to learning and establishing a base and criteria to follow? What are the essentials that serve as our standard to test the new things we learn and where are they found? The answers to these questions lie in the essential sources of religion which consists of the primary sources—the Qur’an, Sunnah, ijma (consensus of Muslim jurisprudents), and qiyas (logical deduction by analogy in Islamic jurisprudence)—and the secondary ones (i.e. taking decent customs into consideration, choosing the better option etc).

Reading different sources without understanding the primary sources and learning the established principles set forth in them confuses minds most of the time. An example of such confusion happened with the Ottomans, with the process that began with the Tanzimat Period and continued later on. Their failure to show fidelity to a methodology is evidenced by their accepting everything they found to be true without testing whether they were right or wrong. Thus, they ran after different fantasies leading to a period of confusion. For example, it is a reality that much discussion has been made concerning issues of self-improvement nowadays. However, if we do not refer to the invaluable statements of the noble Prophet regarding this important matter and only read self-improvement theories devoid of metaphysics, so many aspects of the issue will remain deficient. If we cannot guide people toward becoming heroes of spirit that glorify God in a universally comprehensive sense within the essentials taught by the ultimate guide, the Messenger of God, then it resembles—God forbid—seeing the system he brought as a deficient one, as if the Qur’an left many things incomplete, or as if the great scholars of the classic period did not understand Islam at all. All of these are examples of obvious deviation. Then why should Muslims follow other ways? What others wrote or said may have a point within their own discourse, terminology, and system, but Muslims are supposed to evaluate matters from the perspective of their own values and essential sources so that they do not conflict or contradict the essentials of faith while making a statement about pedagogy, psychology or other sciences.

If we begin to travel without determining the qibla first, then we wander here and there in a perplexed fashion but cannot find the right way or direction. If establishing this qibla can be assured well, namely, after Muslims first learn their own sources and internalize the essentials in them as their criteria, they can read any book they wish. I do not even object to reading Sartre and Marcus, whose thoughts might misguide particularly young believers. There can be some good things to be taken from their philosophies, but if you are to take what you wish in the correct way, you definitely first need a criterion in hand. Before making embroidery, you first need a canvas to work on. If you do not have an established structure of values, then you may drift away in pursuit of different currents and will not obtain anything in the end. Unfortunately, this has been the miserable condition of some intellectuals from Muslim lands for a few centuries.

The Tripod

The knowledge obtained from other sources by one who understands the essential sources well can elevate one to a different kind of richness. Until the fifth century of the Islamic Calendar, and even until the 11th and 12th centuries in way, Muslims took what they could from other sources, benefited from them, and experienced no serious problems with regards to this issue. They filtered things they took, revised them, and determined very well what to take and what to leave out. If we can realize this same methodology today, then we can attain a serious wealth of knowledge.

On the other hand, in order to benefit from our invaluable essential sources efficiently, we need to have a magnanimity of conscience that allows us to journey through the horizons of the heart and spirit and enables us to identify what we need to know; in addition, we should also possess a perspective that draws the correct meanings while reading the universe like a book in order to benefit from those sources of knowledge and interpret them correctly. I doubt many people with such horizons and understanding can be found in our time. For a long time, we have been deprived of the establishments that raise individuals with a holistic approach and appeal to all of their material and spiritual aspects—their heart, spirit, reason, and thinking altogether. Unfortunately, the madrasas (traditional Islamic schools), that were once the centers of knowledge and wisdom and where so many great personalities were raised, lost their progressive qualities. They just began to repeat what had previously been said. Since they could not keep pace with their time, eventually they were far behind and, as a result, unable to meet the needs of their society. Sufi lodges, which had flourished within the Islamic tradition, similarly lost their progressive quality. Since they did not take the principles of Islamic theology and the methodology of jurisprudence into consideration, they interpreted religion according to certain personal feelings and experiences. As the understanding of religion was built upon certain subjective considerations, it was pushed into the frame of mysticism. When this became the case, the reactionary movements against them totally ended up in naturalism and materialism. Therefore, the schools and Sufi lodges, which were supposed to support another, fell into serious conflict. Imitating the West, some even took it to the extreme of completely separating the fields of science and religion.

In the end, Muslims were the ones to pay the price. As the madrasas and Sufi lodges were closed to the world, the spiritual and scholarly life of Islam became separated from one another. As these two were devoid of the support of “time,” an important interpreter, they condemned themselves to narrowness of ideas. Consequently, the religion was shattered into pieces and it lost its true identity. In this respect, without striking a balance between the madrasa and the Sufi lodge—or between reason and spirit—and then completing this into a tripod of discipline, it is impossible for Muslims to become themselves again or to think like themselves and analyze matters related to their true identity.

I would like to mention one final point here. If we have a serious love for truth and knowledge, and if this becomes reflected in our character, then I think we give the message we wish to convey by our representation of it. The most influential, permanent, and consistent lesson is the one that individuals give through their attitude and behaviors. The most important dynamic for making hearts feel a reality is presenting a practical example of the truths one believes and seeks. The real duty of books and speeches must be shedding light on the points that are not clear through practical examples. However, we suffice with solely transferring information as if it could possibly convey everything. Unfortunately, the Holy Qur’an has been waiting desolately in a special corner of Muslims’ homes, unable to guide them even though it is shown ceremonial respect by being placed in velvet covers. If the meaning and contents of the Qur’an, the Book of Wisdom, begin to be practiced and becomes the spirit of our lives, then the Divine Word will be given its due. Only then will you be able to hear the voices from beyond the physical realm and feel the breathing of the angels in it. If you concentrate on it in an even more resolved fashion, then you can listen to it as if it were coming out of the blessed mouth of the Messenger of God, peace and blessings be upon him. A scripture that is not practiced and whose language is not understood will not tell you much, no matter how exalted it is. For this reason, all of our spoken or written statements must be under close inspection and command of the heart.

This text is the translation of “Kendi Kaynaklarımızdan Azamî Derecede İstifade

48. Nağme: Bamteli ve Kırık Testi’de Bu Hafta

Herkul | | HERKUL NAGME

Bugünkü “Nağme”de (her pazartesi olduğu gibi) bu haftanın Bamteli ve Kırık Testi’sini nazara vermekle yetineceğiz. Zira 39.21 dakikalık görüntülü ve 4 sayfalık yazılı sohbetin ikisi de bütün günümüzü dolduracak kadar muhtevalı.

BAMTELİ: Televizyon ve İnternet Nefsin Hakkı mı?

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi son sohbetinde

“Nefsin hakkı olan hususlar nelerdir? Televizyon izlemek gibi zaman ayırdığımız bazı meşguliyetler de bu kategoriye dâhil edilebilecekse, bunların nereye kadarı nefsin hakkı ve nereden sonrası vakit israfıdır?  sorusunu cevaplıyor.

Ayrıca, hafta içinde ses kaydının bir kısmını yayınladığımız çay faslında,

“Yalan ve gösteriş gürültülü, hakikat ve samimiyet sessizdir. Yıldırımlar gök gürültüsünden evvel hedeflerine varırlar.”  sözünü şerh ediyor.

http://www.herkul.org/index.php/bamteli/bamteli

***

KIRIK TESTİ: Kendi Kaynaklarımızdan Azamî Derecede İstifade

Muhterem Hocamız son yazılı sohbetinde ise,

 “Hakiki Kur’an talebesinin iç kaynaklardan doğrudan doğruya, dış kaynaklardan ise süzerek istifade etmesi gerektiği belirtiliyor. İç kaynaklardan azamî derecede istifade adına dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?”

 sorusuna cevap veriyor:

http://www.herkul.org/index.php/krk-testi/kirik-testi

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

47. Nağme: Elinizden Geleni Ardınıza Koymayın!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 54-57. ayetlerinde,

“Hûd (aleyhisselam) dedi ki: Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki, ben sizin Allah’a şerik koştuklarınızdan hiç birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, hiç göz açtırmayın, hiç süre tanımayın. Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp güvendim.”

buyuruluyor.

Bu 7 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

“Mübarek bir hizmetin içinde bulunuyorum; öyleyse kurtulurum!” düşüncesi doğru mudur?

İman ve Kur’an hizmetinde elenip kenara itilmemenin şartı nedir?

“İştirak-i a’mal-i uhreviye” (ahirete yönelik amellerde ortaklık) düsturuna dayanan manevî bir şirkete bağlı olmak reca vesilesi sayılır mı?

Peygamberlerin kavimlerine bir nevi meydan okumaları hangi manalara geliyordu?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

 

46. Nağme: Gözyaşlarımıza Ne Oldu?

Herkul | | HERKUL NAGME

Sevgili Dostlar,

Bu sabahki tefsir dersinde Muhterem Hocamıza, Mescid-i Haram’ın İmamı’ndan,

“Gemi onları dağlar gibi dalgalar arasından geçirirken, Hazreti Nûh biraz ötede olan oğluna, ‘Evladım, gel sen de bizimle gemiye bin de kâfirlerle beraber kalma!’ diye seslendi. O, ‘Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım’ dedi. Nuh (aleyhisselam) ise, ‘Bugün Allah’ın helâk emrinden koruyacak hiçbir kuvvet yoktur. Ancak O’nun merhamet ettiği kurtulur’ der demez, birden aralarına dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.”

mealindeki Hûd Sûresi’nin 42. ve 43. ayetlerini dinlettik.

Bu 9 dakikalık ses kaydında, Muhterem Hocaefendi’nin o esnadaki yorumlarını bulacaksınız.

Ayrıca,

“Hiç bir canlı yoktur ki mukadderâtı O’nun elinde olmasın. Rabbimin gösterdiği yol elbette tam istikamet üzeredir.”

mealindeki Hûd Sûresi’nin 56. ayeti ile alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını dinleyebilirsiniz:

Zât-ı Ulûhiyetle ilgili konuşurken nelere dikkat edilmelidir? “Hâşâ” demek eksikleri ve hataları telafi için yeterli midir?

Namazda ağlayıp hıçkırmak namazı bozar mı?

Hazreti Nûh’un hayırsız oğula seslenişi bize ne hatırlatmalıdır?

Bütün güzelliğine rağmen İslam’dan kaçan insanlarla alakalı olarak bizim vebalimiz de söz konusu mudur?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

45. Nağme: O’nun Adıyla

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 41. ayetinde,

“Nûh (aleyhisselam) dedi ki: Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Gerçekten Rabbim gafurdur, rahîmdir (affı, rahmet ve ihsanı pek boldur).”

buyuruluyor.

Bu 7 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Herhangi bir kaza sebebiyle suda boğulmamak için, gemiye binerken ne okunmalıdır?

Muhterem Hocamız başına gelen küçük kazaları neye bağlıyor?

Hazreti Üstad’ın Ağrı Dağı’nı infilak ediyor görmesi neye işaretti?

Dünyanın çehresini değiştirecek olan “arayış ve temsil buluşması” ne demektir?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

44. Nağme: Hazreti Nûh’un Gemisi

Herkul | | HERKUL NAGME

Hûd Sûresi’nin 37. ayetinde,

“Bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda, gemiyi yap ve o zalimler lehinde Ben’den hiçbir ricada bulunma. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”

Hûd Sûresi’nin 40. ayetinde ise,

“Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nûh’a dedik ki: ‘Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helâk hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al.’ Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı.”

buyuruluyor.

Bu 9 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

“Tennûr” ne demektir; tefsirciler bu kelimeyi nasıl yorumlamışlardır?

Hazreti Nûh’un gemisi dağlar büyüklüğündeki dalgaları nasıl aşabildi?

Canlı türlerinin de gemiye alınmış olması hangi dersi vermektedir?

Hazreti Nûh döneminde insanlık buharlı gemi yapacak teknolojiye ulaşmış mıydı?

Sosyal hadiselerin dağlar cesametindeki dalgaları arasında hizmet edebilmenin şartı da Allah’ın gözetimi ve inayeti altında bulunmaya bağlı değil midir?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

43. Nağme: Âh Yalancı Gürültüler!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Önümüzdeki pazartesi günü Bamteli olarak yayınlayacağımız en son sohbetten 6 dakikalık bu enfes bölümde şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Yalan ve gösteriş neden gürültülüdür?

Hakikat ve samimiyet sessiz olduğu halde, Türkçe Olimpiyatları’nın da bir yönüyle gürültülü olmasının hikmeti nedir?

Hizmetin şiarı olan telattuf nasıl hareket etmeyi gerektirir?

Genleriyle oynanmış kulluk denince ne anlaşılmalıdır?

Ağaçların insanlara verdiği derslerden birini lütfeder misiniz?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

42. Nağme: Senin Adına Kurban!..

Herkul | | HERKUL NAGME

7:00 dakikalık bu ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

El-Berr (mahlukâtına lütfu ve keremi bol olan, hep iyilik eden) ve el-Bârr (cömert, kerim, kullarına şefkatli olup hep ikramda bulunan) gibi Cenâb-ı Hakk’ın güzellerden güzel isimlerinden oluşan tabloları öpmek caiz midir?

Başkalarından daha fazla sevgi ve daha çok alâka isteyenler ne yapmalıdır?

Günümüzün nesilleri en çok neye muhtaç?

“Riyazî müslümanlık” ve “hendesî müslümanlık” hangi manalara gelmektedir; bu ikisi arasında nasıl farklar vardır?

Lafızlar manaların kalıpları olduğuna göre, lafız ile mana arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

Seeking Recognition

Herkul-EN | | WEEKLY SERMONS

Question: People have an innate inclination towards self-appreciation and seeking recognition. What is the suitable attitude for a believer to have to counter such urges?

Answer: One can sometimes realize good things with the help and support of God Almighty. However, we cannot always be sure that we did everything in the best way possible. Perhaps it was possible to do something better with the means available. For this reason, even in the face of seemingly great accomplishments, believers must reflect on their actions by questioning themselves and their deeds thinking, “I wonder whether I was efficient in using the means granted to me. Have I given a satisfactory performance and did I really do my best?”

If this self-examination is done, I think even in the face of one’s greatest accomplishments, one will realize that they were not able to carry out their actions properly and failed to act in a way that complied with the intent of God Almighty; one will not be satisfied with her or his efforts. Thus, let alone taking pride in their actions, they will even begin to blame themselves and find avenues for improvement through this process of self-evaluation.

Carry out or Establish?

The Turkish people use the verb kilmak (to carry out) when referring to the observance of Prayers. However, the Qur’an and Sunnah refer to the same issue using the word iqama for establishing the Prayers. This means separating one’s self from anything other than God and perfectly fulfilling the Prayer’s inward and outward dimensions. In other words, one gives that Divine trust its due with perfect sensitivity and performs that pillar in a flawless fashion with its special hues, patterns, and lines. For this reason, if someone says, “I have established the Prayer” then others may ask that person “have you really fulfilled the Prayer thoroughly with all of its outward and inward requirements?”

As for the use of the term “kılmak” it rather gives a sense of finishing a task one has to complete. Therefore, I find it safer to refer to the Prayers with the phrase “kılmak”; it sounds humbler. It calls to mind a consideration that if the Prayer has not been perfectly fulfilled with its inward and outward dimensions, then one cannot say they have established it. Instead, I performed the Prayer to the best of my ability. However, I have hope in the infinite mercy of God that He will forgive a person like me who carries out the Prayers imperfectly. I truly love this way of thinking, because I believe it is a reflection of a humble and modest personality.

When this is not the case, then there is a danger inone’s becoming confident in their good acts. Instead, one must think, ‘I could not do it properly,’ and seek to do better and to hold the firm belief that God Almighty may forgive His servants even with deeds performed imperfectly and accept them. Hopefully, God Almighty will fill the gaps in the deeds of a person who possesses this type of attitude with regard to their intention and treats that person accordingly. It is wrong to think about the good things one accomplished, to seek recognition for them, and to wish for their good deeds to be talked about; similarly, it is wrong to claim the appreciation and compliments of others. Other people can say, ‘this person made such and such achievements’, but we are supposed to take it as an exaggeration that stems from their positive view and take such remarks as mistaken judgment.

In fact, mistaken judgments based upon thinking positively of others cannot be evaluated as a sin. In Islamic ethics, it is better to prove wrong a good opinion of a person than prove right a negative opinion. Muslims are supposed to hold a good opinion of one another with the condition of not losing the balance of making exaggerations in singing someone’s praises. Otherwise, this resembles dealing a fatal blow to them by evoking arrogance.

Do Not Reduce the Reward for Good Acts into the Expectation of Appreciation from People

It is very important for a believer to aspire to make others love God and His Messenger with an insatiable ambition. However, even if a man succeeds in becoming a means for making all hearts feel and appreciate the true spirit of the noble Prophet, he should see what he did as insufficient; he should not reduce the value of those good acts by seeking recognition in return for them. Even others’ appreciative remarks should not change his feelings and opinion with regards to this issue. Those who seek an opportunity to talk about their achievements and live with this feeling will not find the opportunity or time to detail what they really should. However, our care and concern should be only for God and His Messenger. We should see this as the greatest ideal and act upon it all the time. It is the right of God Almighty to be loved by people, whereas its realization is a duty and responsibility for the believers. One of the most dangerous factors for those who try to serve for this sake is trying to express and prove oneself by mentioning certain things one achieved. In fact, if others heedlessly praise a person’s ideas, suggestions, projects, and organizational or communicative skills, then the situation is more dangerous. When we cherish a worldly goal such as recognition by others, although it is possible to realize in this world, it reduces the reward and will bring a disappointment beyond description in the next one. For this reason, a true believer should see the issue from the perspective of the immensity of Divine Mercy, always seek God’s good pleasure, and never render their actions worthless by attaching them to simple expectations.

It is not a virtue for a person to memorize personal achievements and acts of goodness. There is a proverb that reflects this meaning: “Do a good deed and let it into sea; even if the fish do not appreciate it, the Creator will.”

When someone performs an act of goodness, it is possible to praise God and offer thanks to Him for making it possible for one to perform that good deed. That is a different issue. However, if someone mentions his or her achievements and good deeds in a boastful manner, it will cause them to lose the otherworldly rewards that would have accompanied their good deeds. Believers must act so sensitively with regards to this issue that when someone comes and mentions their good act, they should be able to say that they do not even remember that and not spare any place in their memory for it. If needed, they should make serious efforts to erase it from their memory.

The Greatest Shortcoming: Not Seeing One’s Own Shortcomings

Someone with sound belief should have a guilty conscience even about a single bad deed and feel remorse as if it was done yesterday, even if they committed it seventy years ago and asked forgiveness for it seventy thousand times. They must kneel in shame and keep asking for forgiveness from God. Perhaps the mistakes that existed in the mind and imagination will never be recorded in a person’s record of deeds; however, if a person commits a mistake even at such a level, he or she must feel ashamed, saying, “My God! How could I even think such unbecoming things before You… How could I allow such things to enter my imagination? What a disrespectful person I am!” In other words, a person should feel ashamed for the wrongs they commit. A person who acts in this manner will not lose anything. On the contrary, one who leads a life in this way will attain the reward of so much repentance by seeking forgiveness. The Messenger of God gave glad tidings to those whose record of deeds is rich in seeking forgiveness (istighfar). In one instance, he stated that he asked forgiveness from God at least seventy times a day, and another time, he said it was a hundred times a day. However, we already know that God Almighty did not let him commit the slightest wrong in his entire lifetime. The beloved Prophet, peace and blessing be upon him, was born innocent and always lived innocently. He led his life under the protective shade of Divine revelation. Despite this fact, he still asked for forgiveness seventy or a hundred times a day.

In conclusion, it is a great gain for a person to rise from bed at night with a guilty conscience about a single sin, shed tears about it, and say, “O God, I ask forgiveness a million times from You.” As for those who are dizzy from their achievements, which see themselves as free from guilt and live in the magical atmosphere of their own virtues, it is very difficult for them to turn toward God in humility and humbleness. It is only those who see themselves as criminals even for making the slightest wrong that turn toward God with complete sincerity, open up to Him and start imploring Him to forgive them. Therefore, a person that seeks appreciation from others is contemptible, whereas questioning oneself is a virtuous deed. May God include us among His fortunate servants who criticize themselves in the true sense!

This text is the translation of “Kendini İfade Etme Arzusu

41. Nağme: Bamteli ve Kırık Testi’de Bu Hafta

Herkul | | HERKUL NAGME

Bugünkü “Nağme”de bu haftanın Bamteli ve Kırık Testi’sini nazara vermekle yetineceğiz. Zira, 44.15 dakikalık görüntülü ve 4 sayfalık yazılı sohbetin ikisi de bütün günümüzü dolduracak kadar muhtevalı.

BAMTELİ: ŞİDDET

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi son sohbetinde hastane koridorlarından okul bahçelerine, adliye önlerinden stadyumlara uzanan “şiddet”in sebeplerini ve çarelerini anlatıyor.

Ayrıca, kendisine ve sevenlerine twitter yoluyla hakaret eden şahısla ilgili mülahazalarını da dile getiriyor.

http://www.herkul.org/index.php/bamteli/bamteli

***

KIRIK TESTİ: Kendini İfade Etme Arzusu

Muhterem Hocamız son yazılı sohbetinde ise “İnsanın içinde, yapıp ettiklerinden memnuniyet duyma ve bunları nazara verme temayülü var. Bu tür arzu ve heveslere karşı mü’mince duruş nasıl olmalıdır?” sorusuna cevap veriyor:

http://www.herkul.org/index.php/krk-testi/kirik-testi

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

40. Nağme: Aşkın Kuralı Yoktur

Herkul | | HERKUL NAGME

7:30 dakikalık bu ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Âşık ile sâdık arasındaki fark nedir?

İmam Busîrî’nin, Kaside-i Bürde’sinde mübalağa var mıdır?

İnsan mesleğini, meşrebini ve mezhebini takdir ve takip ederken hangi hususa özen göstermelidir?

Müslümanlara düşmanlık yapanlar en çok hangi hususu değerlendiriyor?

Muallim Nâci’ye göre “deli” kimdir? Sultan Ahmed’in tâkatini kesen neydi?

***

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

39. Nağme: Lâ Kılıcı ve Âşık Bir Genç

Herkul | | HERKUL NAGME

7 dakikalık bu ses kaydında aşağıdaki soruların cevaplarını ve âşık bir gencin menkıbesini dinleyebilirsiniz:

“Nefy-i nefy, isbattır.” sözü hangi manaya gelmektedir?

Güzel rüyalar ve yakazalar gören bir insan nasıl düşünmeli?

Bütün ağyarı yâr görebilmenin yolu nedir?

“Lâ kılıcı” neyi keser?

Âşık bir genç derdine gerçek çareyi nasıl bulur?

İstirham:

Kıymetli arkadaşlar,

Sitemizin adı Herkul, adresi www.herkul.org; fakat twitter ve facebook hesabımız Herkul_Nagme. Bu hesap haricinde ismimize nisbet edilen siteler, adresler ve hesaplar maalesef sahte!.. İçinde “sahte” kelimesi geçen bir ifade bize yakışmıyor. Fakat, dostlarımız adımızı kullananların mesajlarını bizden zannediyor. @Herkul_Nagme hesabı haricindeki mesajların bizden olmadığını ve adımızın suistimal edildiğini tanıdıklarınızla da paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Belki biz gereğince istifade edememiş olabiliriz; fakat, güzel bir radyonun sloganlaştırdığı sözle dile getirecek olursak, “Bu sesi herkes duymalı!..” Muhterem Hocamız öyle nefis hakikatleri seslendiriyor ve öyle ölçüler veriyor ki, bunları her müstaid ruh dinlesin, günlük hadiselerin meşgaleleri arasında bir nefes alsın ve tefekkür etsin istiyoruz. Bu düşünceyle adımızın ve adresimizin, taklitlerinden ayırt edilmesi konusunda hassas davranıyoruz.

Hürmetlerimizle…

 

38. Nağme: Mesele Şeffafiyet Değil, Enaniyet!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Kıymetli Dostlar,
 
Bu sabah Muhterem Hocamız soğuk algınlığı sebebiyle biraz rahatsızdı, ders yapamadık. Dolayısıyla yeni “nağme” de paylaşamadık. Fakat elhamdulillah öğleden sonra Hocamız kendisini biraz daha iyi hissedince ikindi sohbetine çıktı.
 
Az önce sohbet bitti. Hocamız yine çok doluydu. Mescid ve ondan rızıklanma konusuyla ilgili bir hadis tahlili sorduk. Fakat asıl çay faslı müthişti. “Bütün hayırların anahtarı tevazu, bütün şerlerin kırılası anahtarı da kibirdir” diyerek söze başlayan Muhterem Hocamız tarih boyunca bütün peygamberlerin ve salih kulların mütekebbirler tarafından nasıl işkencelere uğratıldıklarını anlattı.
Mübarek bir hizmeti “şeffaf değil”, “Fener’in ışığına o üfledi”, “gizli ajandası var”, “siyasete bulaştı” diyerek karalayanların pek çoğunun “görmeden, tanımadan ve Hizmet ya da temsilcileri hakkında iki satır okumadan” bencilliğinden ya da mensup bulunduğu dairenin enaniyetinden dolayı muhalif davrandığını ve hatta düşmanlık yaptığını belirtti.
 
Bütün bu iftiralar ve saldırılar karşısında yılmamak gerektiğini, kötü insanlarla değil kötü sıfatlarla mücadeleye devam etmenin lüzumunu; akrep soktuğu, gül kokladığı, bülbül şakıdığı gibi o şerirlerin de kendi karakterlerinin gereğini sergilediklerini ve Hizmet erlerine de kendilerine yakışan muhabbet fedaisi ve sulh kahramanı olma tavrını ortaya koymaları icap ettiğini uzun uzun dillendirdi.
 
Kendi notlarımızla Muhterem Hocamızın sözlerini tam yansıtamayacağımızı düşünerek bu özetle iktifa ediyoruz. İnşaallah bu enfes sohbeti de pek yakında Bamteli ya da Nağme olarak yayınlarız.
 
Muhabbetle..

36. Nağme: Çaldılar.. Aşkımızı da Çaldılar!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Sevgili Dostlar,

Dünkü ikindi sohbeti çok güzeldi. Muhterem Hocaefendi gündemdeki pek çok meseleyle alâkalı düşüncelerini seslendirdi. Hastane koridorlarından okul bahçelerine, adliye önlerinden stadyumlara uzanan “şiddet”in sebeplerini ve çarelerini anlattı. Hatta kendisine ve sevenlerine twitter yoluyla hakaret eden şahısla ilgili mülahazalarını da dile getirdi.

İnşaallah, bu sohbetin tamamını pazartesi gününden itibaren Bamteli bölümümüzde bulacaksınız.

Sohbetin çay faslında Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) muhabbetle alakalı bir kısım var ki gerçekten enfes. O hakikat damlalarını pazartesiyi beklemeden sizlere arz etmek istedik.

Bu 05:28 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını da bulabilirsiniz:

Edebiyatımızın serkârı olan kadın şairlerimiz kimlerdir?

Allah Rasûlü (aleyhissalâtü vesselam) hangi ruh hâletiyle anılmalıdır?

Neden züğürt haline düştük?

35. Nağme: Kurban Amca

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 100. ve 101 ayetinde meâlen,

“Allah’ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. (O, akıl ve iradelerini iman tarafına kullananlara iman nasib eder). Fakat akıllarını çalıştırmayanlara ise şeytanı musallat eder, o pislikte bırakır. De ki: ‘Göklerde ve yerde neler ve neler var, bir baksanıza!’ Fakat bunca işaretler ve uyarılar iman etmeyecek kimselere ne fayda verir ki?”

Hûd Sûresi’nin 5. ayetinde meâlen,

“Dikkat edin, işin farkına varın: O kâfirler, eğilip bükülerek haktan yançizer, böylece Peygamberden gizlenmek isterler. (Aslında Allah’tan kaçıp saklanmak isterler, ama nasıl saklanabilirler ki!) Onlar örtülerine büründükleri zaman dahi Allah onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da pek iyi bilir. Çünkü O bütün sinelerin kökünü, künhünü dahi bilir.”

buyuruluyor.

Bu 05:40 dakikalık bu ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri, hatıraları ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse iman edemeyecekse, insan iradesinin fonksiyonu nedir?

Veli nüktesine bir misal verir misiniz?

Peygamberler ve Hak dostları kalbden geçenleri bilebilirler mi?

Mest kullandığı için Muhterem Hocaefendi’yi ikaz eden Kurban Amca’nın maksadı neydi?

Cehennem ateşi kimin ayaklarına dokunmaz?

 

34. Nağme: Sen de Kim Oluyorsun?

Herkul | | HERKUL NAGME

6 dakikalık bu ses kaydında Merhum Ahmet Feyzi Ağabey ile alâkalı iki hatıra ve bir yakaza dinleyebilirsiniz.

Cevaplarını bulabileceğiniz sorular şunlardır:

Merhum Ahmet Feyzi Ağabey ile Muhterem Hocaefendi arasında geçen (zâhiren) tatsız hadise nasıl olmuştu; kim neden özür dilemişti?

Merhum Atıf Efendi idamla yargılandığı dava için yazdığı müdafaasını neden yırtıp atmış?

Muhterem Hocaefendi, Hazreti Üstad’ın talebeleri hakkında ne düşünüyor?

 

Are We Faithful to the Trust?

Herkul-EN | | WEEKLY SERMONS

Question: There is a prayer at the end of “The Sixth Word”: “O Lord, forgive our sins and accept us as your servants. Enable us to remain faithful to Your trust until the time of restitution (returning the trust) arrives.” Could you explain what is meant by “the trust?” Is it only the blessing of “life?” Could you also elucidate the term “trust,” with respect to our duties and responsibilities?

Answer: Since trusts are the first blessings God Almighty grants human beings, each thing a person gains—through giving freewill its due and making good use of the first blessings—is a trust as well. Actually the real catalyst in what a person gains is God, too. However, there is a general principle of law: “If the real catalyst is not apparent, then an action is ascribed to the closest cause.” Based on this principle, when a man gains something by using his freewill, we accept him as the cause of the act, even though he is not the actual catalyst.1 Therefore, as the attributes God Almighty grants people are blessings, what people gain through using their freewill should also be considered among the Divine blessings granted to them. If people can acquire this perspective, they will be able to discern that what actually operates behind those blessings, with all of their internal and external dimensions, is the hand of the Almighty Power. Those who possess this perspective will be full of of praise and gratitude for the One who grants them those blessings. They will sing praise for God from the bottom of their heart, and feel that blessed phrase resonate through their entire body.

Faith: The Greatest Trust

As viewed from this perspective, the issue is extensive. For example, just as our life is a Divine trust to us, the seeds of eternal bliss such as faith, constant awareness of God’s omnipresence (ihsan), knowledge of God (marifah), and love of God (muhabbah) are also important blessings. Without faith, people spend a temporary life in this world, like other creatures do; they condemn themselves to non-existence. Attaining eternal bliss depends on faith.

For this reason, exerting oneself to protect an important trust like faith by erecting barriers and using research to bring evidence in support of faith still does not give this important issue its proper due. What befalls on individuals is regarding such a valuable trust is to ask for more all the time and keep on walking in the path of servanthood. Imagine that a box of valuable jewels is given to your custody and you risk losing your head if anything happens to it. That trust will surely be treated with the utmost seriousness. However, the worth of such a box is nothing next to faith. For this reason, believers should build fortifications around their faith, being certain not to leave any gaps that the devil and the carnal soul can sneak through; such behavior stems from remaining faithful to such a great trust. In addition to being steadfast in faith, diligence in observing worship is also a very important part of preserving the trust of faith. A person needs to continuously pray to God for this sake, seeking refuge in His protection and help. As such, the Messenger of God never gave up praying as, “O God, Turner of hearts! Bind my heart to Your religion!”

Who Is Islam Entrusted To?

The Holy Qur’an is also a trust given to believers. It is necessary to preserve it not only in the minds, through memory, but also by being loyal to its meaning and content. If the Qur’an is not understood in meaning and content, its value is not appreciated. It should not be forgotten that we cannot pretend to be faithful to the Qur’an by entrusting its message to vocal performers, and by finding consolation while listening to them. To be truly faithful to this trust, we must keep Qur’anic values alive in society by exerting ourselves to make it the most cherished teaching in the world, and by blowing its spirit to other souls.

If we cannot be faithful to the Qur’an in this way, then we are actually betraying it, even though we might show shallow respect by hanging it in velvet covers on our bedroom walls. The Islamic teaching, with all of its essentials and principles that must be practiced in real life, is a trust to all Muslims from God Almighty and His Messenger. The Pride of Humanity has presented the framework for this teaching and showed the truth of everything explicitly; he showed believers the ways to true happiness in this world and the next. Therefore, the noble Prophet entrusted Islam to his Companions first, and then to generations to follow. With the hopes of making it more practicable in their age, every one of the saintly figures (mujaddid, mujtahid, awliya, asfiya, and abrar) of later centuries brought clarity to certain vague religious points; with their judgments and elucidations, they revealed the fact that Islam can be lived afresh in every era. Thus they fulfilled their duty and entrusted it to the following generations.

The trust that was placed on the shoulders of earlier generations is on our shoulders now; it will be transferred to the next generation tomorrow. It would be terribly irresponsible to transfer that trust to later generations in a deformed condition. If we are not faithful to the trust, protect it as we should, and hand it to our successors in sound condition, we will have betrayed this trust and done a grave disservice to the next generations. Particularly in our time, serving faith and the Qur’an has gained more importance owing to neglect. In the past, people risked their lives for this lofty ideal. Under difficult circumstances, they responded in the best way possible; they upheld this trust so it could reach our hands. Now it is our duty to uphold the service of faith as it was entrusted to us, ensuring its message does not lessen during our lives by conveying this message, untainted, to those who need it. If we fail and the trust is tainted, we have betrayed God Almighty, and He will bring us to account in the Hereafter.

Let me state an example: If a volunteer of faith, without working for sixteen hours, says that things are not running smoothly and asks for an assistant, then this person can be seen as giving in to laziness. If a devoted soul works for sixteen hours and still feels that certain things are left undone, then he can ask for a helper. If we really care about not bearing the stigma of betrayal in the sight of God Almighty, we must approach the trust with this mindset, and then seek refuge in Divine Power and Mercy through considerations and prayers such as, “My God! Please send trustworthy people eligible to bear the trust as soon as possible, so that we can transfer these trusts to them untainted.”

Betraying the Trust is a Characteristic of Hypocrites

The noble Prophet stated that anyone who has the following four characteristics is a pure hypocrite; if he has one of them, he possesses some hypocrisy until he gives it up: When he is trusted, he betrays this trust; when he speaks, he lies; when he makes an agreement, he breaks it; and when he becomes hostile he has no limits.2 Accordingly, neglecting the trust—taking all of the points we mentioned into consideration—can be taken as a sign of hypocrisy. This also means losing one’s trustworthiness, which is among the characteristics of the Prophets. People gain value in so much as much as they adopt characteristics of the Prophets, and vice versa.

Let me make a final point that those who act in such a carefree manner regarding issues concerning all Muslims’ rights commit a serious wrong by betraying the trust without even being aware of it. Therefore, all of us must shake with anxiety at the thought of ruining this trust, which is bestowed on our shoulders by the Divine. Taking fellow believers into consideration as well, we should constantly pray: “O Lord, protect us from a wrongdoing like betraying the trust and make us trustworthy bearers until the day You take it from us.”

1. As it is revealed in the Qur’an, “…it is God Who has created you and all that you do” (as-Saffat 37:96). This means that it is God Almighty Who creates us and enables us to do things. He has given us will and power so that we are able to will something and do it. However, it is He Who creates and gives external existence to what we do. Our performing an action does not mean that that action must come about. Were it not for His creation, we could do nothing. We are doers or agents, while God is the Creator. If we had no ability to do something and God did not create our actions, then our having freewill would be meaningless and we would have no responsibility for our deeds. (Ed.).
2. Sahih al-Bukhari, Iman, 24

This text is the translation of “Emanette Emin miyiz?

33. Nağme: O, Babanın Oğlu mu?

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 65. ayetinde meâlen,

“O inkârcıların sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet ve üstünlük Allah’ındır. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”

buyuruluyor.

Bu 6 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri, bir hatırayı ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Mü’min neye üzülmelidir?

Cenâb-ı Hak (celle celalühu) ve Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) ile alâkalı konuşurken nelere dikkat etmeliyiz?

İmana girmeye mani ve iman dairesinden çıkmaya sebep olan hastalık hangisidir?

 

32. Nağme: O Hiç Ümitsiz Olmadı!..

Herkul | | HERKUL NAGME

6 dakikalık bu ses kaydında Merhum Bekir Berk Ağabey ile alâkalı bir hatırayı, muhterem Hocamızın rahmetlik vâlideyni ile ilgili bir rüyayı ve Zat-ı Âlilerinin buruk ama tatlı bir sitemini dinleyebilirsiniz.

Kısa cevaplarını bulabileceğiniz sorular:

Hazreti Üstad kimin alnından öpmüş, neden?

Merhum Bekir Berk ağabeye en çok tesir eden hadise ne olmuş?

Muhterem Hocaefendi rahmetlik anne-babasına niçin sitem ediyor?

31. Nağme: Kur’an Hangi Hastalıklara Şifadır?

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 57. ayetinde meâlen,

Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi.

buyuruluyor.

Bu 7:29 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Kur’an-ı Kerim’de şifa olduğu vurgulanan iki nimet hangileridir?

Maddî-bedenî hastalıkların şifası için de Kur’an okunmalı mıdır?

Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hangi sûreye “Şâfiye” buyurmuştur?

Talebe kimdir; talebe kalmanın şartı nedir? Talebenin ruhu nasıl kabzedilir?

Kendini deniz sanan bir insanın “bendeniz” sözü burada nasıl bir hal alır ve öteye nasıl yansır?

 

30. Nağme: Görülünce Allah’ı Hatırlatanlar

Herkul | | HERKUL NAGME

Fıkıh dersinden Haccın çeşitleri ile ilgili bazı hükümler ve Tefsir faslından Yunus Sûresi’nin 62. ve 63. ayetleriyle alâkalı birkaç hakikat damlası ihtiva eden bu 9 dakikalık ses kaydında şu soruların veciz cevaplarını da dinleyebilirsiniz:

Hac çeşitlerinden (Kırân, İfrad, Temettu’) hangisi tercih edilmelidir?

Kimler için umre yapılabilir?

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) için umre yapabilir miyiz?

Mescid-i Haram’da bulunurken, Ka’be’yi tavaf ederken ve Haccın gereklerini yerine getirirken de Şeytan’ın tasallutu devam eder mi?

Evliyâullah’ın en önemli özellikleri nelerdir?

 

29. Nağme: Zemzem, Peygamber Yolu ve Elektrik Kesintisi

Herkul | | HERKUL NAGME

Bugünkü dersimize ait 06:56 dakikalık bu ses kaydında Muhterem Hocamızın, geçtiğimiz hafta sonu Gaziantep’te gerçekleştirilen Peygamber Yolu Sempozyumu’na dair değerlendirmelerini, Hac dönüşü Zemzem ve hediye getirme ile alâkalı yorumlarını ve ders esnasındaki elektrik kesintisi üzerine söylediklerini dinleyebilir; ayrıca, şu sorulara kısa cevaplar bulabilirsiniz:

Muhterem Hocaefendi ilk haccına neden “hacc-ı tâcir” diyor?

Dünyanın dört bir yanından gelen İslam âlimlerinin Türkiye hakkındaki hüsnüzanları nasıl değerlendirilmelidir?

İlâhî feyizlerin kesilme sebepleri nelerdir?

 

28. Nağme: Bu Ses Nereden?

Herkul | | HERKUL NAGME

7 dakikalık bu ses kaydında “fıkra gibi bir hatıra”yı ve ondan çıkarılan ibretleri dinleyeceksiniz; ayrıca, şu soruların cevaplarına dair ipuçları ve bazı hakikat damlaları bulacaksınız:

İnsanın yaptıklarıyla övünmesi neden nifak sıfatıdır?

Meziyetler ve başarılar ile ilgili düşünce nasıl olmalıdır?

“Hastamızı iyileştirdin!” sözüne muhatap olan maddî manevî doktorlar ne düşünmeli ve nasıl mukabelede bulunmalıdırlar?

 

27. Nağme: Gayretullaha Dokunur!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Bu 6 dakikalık ses kaydında Muhterem Hocamızın genel karakterini yansıtan bir askerlik hatırasını ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Kötülüğe aynıyla mukabele edilse olmaz mı?

Kâfirlerle beraber olup Müslümanlar aleyhine dolaplar çevirenlere beddua edilebilir mi?

Bağışlayıcı olma mevzuunda insanın kendi hakları ile millete karşı sorumlulukları açısından farklı muameleler söz konusu mudur?

 

The Devoted Souls with Enthusiasm and Commonsense-2

Herkul-EN | | WEEKLY SERMONS

One of the most important means of evoking such an enthusiasm is stimulating a person’s tafakkur (reflection) and deepening their system of thought. The Arabic definition of tafakkur means a person does more than just think; they make serious mental efforts. Therefore, the perspective of tafakkur is acquired when one makes reflecting deeply their habit. Tafakkur does not mean sitting there and brooding over matters, or making superficial and simple connections about things one sees or hears. On the contrary, tafakkur means taking the beginning and end into consideration together; moving one’s reason between the cause and effect like a shuttle and developing wisdom through that thinking; absorbing the consequent inspirations into one’s soul and making these inspirations into a part of their feelings; and even seeking to make more of these inspirations by examining them further. For people to learn fervor and enthusiasm, they must become habituated to serious thinking and reasoning, and they must be able to see right and wrong correctly.

One Should Always Be Spelling the Name of God, Living with This Truth, Each and Every Night

Continuity of the mind is very significant. It is so important that even if we think those around us are journeying down the paths pointed out by the verse, “It is in the remembrance of, and whole-hearted devotion to God, that hearts find rest and contentment,” (ar-Ra’d 13:28) one should never see his or her own spiritual level, or rather another’s level, as sufficient. Believers need to support one another in this pursuit. As the great thinker Bediüzzaman put it, like stones that make up a dome, we need to support one another in order to not fall. Taking this example solely as advice about avoiding disagreements and upholding social unity is a deficient understanding. We need to tackle it from a wider perspective: We should adopt serving religion as the highest ideal of our lives and always support one another at maintaining our spirituality on the path to realizing this lofty ideal. Accordingly, when we gather to worship, we should never be unserious. We should make the assembly meaningful by reading and discussing subjects to make us more conscious of God. After such gatherings, we need to question whether we experienced any of the truths expressed in the supplication:

“O God, increase us in knowledge (ilm), faith (iman), certainty (yaqin), reliance on You (tawakkul), surrender to You (taslim), commitment to You (tafwiz), knowledge of You (marifah), love of You (mahabbah), intense love of You (ashq), yearning for reunion with You (ishtiyaq ila liqaik), chastity (iffah), innocence (ismah), perspicacity (fatanah), and wisdom (hikmah).” Even at our gatherings for worldly matters, when we find a chance, we should shift the subject to such topics and try to whisper the beauties of faith into our hearts.

Knowing what happens in our present culture, it is understandable that people are influenced by popular norms. Knowing what happens in our day and following certain matters of actuality is surely acceptable. However, given that there are so many people immersed in these matters, those who devoted themselves to serving the truths of the Qur’an should try to fulfill their spiritual potential, and deepen their faith. For this reason, they should always be spelling the Name of God, and living with this truth each and every night.

In short, we are supposed to do whatever must be done to help people passionately love God Almighty, and to cherish their love for the blessed Messenger, peace and blessings be upon him. This love should be so intense that upon hearing his blessed name, the listener should feel a shiver down his spine. Sustaining our enthusiasm for this cause, and keeping our devotional spirit fresh, requires continuous maintenance.

The same principle is true in our physical life. For example, when a certain limb is not used for a long time, the muscles atrophy until they finally become completely useless. The same is true of our heart and spirituality. We cannot overlook the wisdom in the commandments to pray five times a day and to fast during the month of Ramadan. Believers who release their buckets into the fresh fountain of Islam five times a day are washed and purified with what they receive from it. That is, they try to feel Him, sense Him, and know Him five times a day. We are supposed to grasp this essential point in the act of worship, and orient our behavior and our time toward sustaining the Islamic love and enthusiasm born of prayer.

The Seas before Us Cannot Be Passed with a Ramshackle Ship

In order to emphasize the importance of continuous spiritual maintenance, the beloved Prophet’s advice to his Companion Abu Dharr is very important: “Restore your ship, for the sea is deep. Take your provisions perfectly, for the journey is long. Lighten your load, for the ascent is steep. Be sincere in your acts, for the Watchful One sees everything.”

As the distance to be covered is very long, and the sea to pass is very deep, there is no tolerance on the journey for the slightest heedlessness. May God forbid, but in the face of temptation, one can sink like the Titanic to the bottom of the sea. If the ship represents our spiritual life, and our heart’s relation with God Almighty, then we need to restore it with every new dawn. It is not possible to undertake a long journey with a ramshackle ship, a neglected heart, and a faulty mentality.

The wise pieces of advice continue. The noble Prophet, peace and blessings be upon him, advised his companion to take his provisions perfectly, for the journey would be very long. That long journey begins in this world and ends in the next. The provisions are neither food or drink, nor weapons; they represent a person’s servitude and obedience to God. For example, our prayers will accompany us in the intermediary realm of the grave, and our fasting will help us pass through the Rayyan gate of Paradise. If these are not taken here, on Earth, as provisions for the afterlife, then a person will face misery there.

There is also the warning about the steep ascent, and the recommendation to lighten one’s load. Accordingly, believers are supposed to avoid immersing themselves in worldliness—to keep the load on their backs light so they can surmount that steep ascent. Finally, we are reminded to be sincere in our actions, for the Watchful One sees us every moment.

Although such preparations are important to our worldly life because they uphold the truth, establish justice, and continue efforts to dignify believers, they are even more important to our eternal life.

God Almighty reveals the following truth in the Qur’an: “If He so wills (for the fulfillment of His purpose in creation), He can put you away and bring a new generation (of humankind in your place)” (Ibrahim 14:19 / Fatir 35:16). Here, rather than meaning a new people appearing on the stage of history, we can take the phrase “a new generation” to mean enthusiastic souls devoted to God—ones who did not give in to weariness, who did not take their religion for granted but felt its profundity freshly. In the next verse, it is stated, “That is surely no great matter for God” (Fatir 35:17). When He wills something to happen, He says “Be!” and it happens immediately. Unless they welcome a spiritual revival, those who become weary, who resemble worn-out goods, and who lose their spirit of religious enthusiasm are replaced by a new generation, through the noble lives of the Great Prophets or the activities of the respected expounders of Islamic laws, or the renovations of the great revivers of faith.

If those who experience a revival by showering God with favors become proud of their status as the “new generation,” they risk losing the Divine blessings and support. This support depends on humility and modesty. When we are given a responsibility, we should carry it out in the best way, while still remaining humble by remembering our servitude to our Creator. Only through an active understanding and faith can we survive long journeys, even those that take centuries. With a renewed enthusiasm and devotional spirit, we can walk toward the future.

This text is the translation of “Heyecanla Dopdolu Adanmış Ruhlar-2

26. Nağme: Bir Garibin Recâsı!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Merhum Hacı Kemal’in reca hesabına yürek yakan bir sözüyle açılan bu 5 dakikalık ses kaydında ümit ve korku dengesi adına birkaç önemli ölçü ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Cennet’e neyle girilir?

Cenâb-ı Hak mahşerde her ferdi herkesin huzurunda mı hesaba çekecek; yoksa, özel mahiyette konuşacağı insanlar da olacak mı?

Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zanda bulunmak ve Ümmet-i Muhammed arasındayken saçı sakalı ağarmış olmak da ilahi rahmete davetiye sayılır mı?

 

25. Nağme: Ârif Ara, Bul!..

Herkul | | HERKUL NAGME

03:22 dakikalık bu ses kaydında -ki mutlaka bütün dostlarımızın duymasını arzu ederiz- çok önemli bir hakikati şu üç sorunun kısa cevaplarıyla beraber dinleyeceksiniz:

Âriflerle sohbetten kimler lezzet alır?

Başkalarıyla aynı karede bulunma fantezisinin zararı nedir?

“Sahi sen öyle miydin?” sorusuna kimler muhatap olacak?