• Bamteli

    Yarlığa Allah’ım!
  • Kırık Testi

    Kendini İfade Etme Zaafı

KIRIK TESTI

Kendini İfade Etme Zaafı

Soru: Sohbetlerde sık sık üzerinde durulan “kendini ifade etme” konusunu biraz açabilir misiniz?

Cevap: Öncelikle, kendini ifade etmeyle neyi kastettiğimizi belirleyelim. Kendini ifade etme derken, insanın kendini göstermesini, kendini öne çıkarmasını, sözü döndürüp dolaştırıp kendine getirmesini, sadece sözle değil, hal ve tavırlarıyla da kendini insanların gözünde görünür kılmaya çalışmasını kastediyoruz ve bunu bir ahlâkî zaaf olarak görüyoruz. Bizim insanları uyarmaya çalıştığımız problem budur. Yoksa kendini ifade tabirinin kullanıldığı her durum ya da her kendini ifade etme mahzurlu değildir.

Mesela insanın Allah Teâlâ karşısında kendini ibadet ve ubudiyetiyle ifade etmesi makbul bir tavırdır. Şöyle ki, iç ve dış donanımı itibarıyla her insan, üzerinde sanatkârına ait çizgi ve desenler taşıyan harikulâde bir sanat eseridir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle insana varlığın fihristi, özü nazarıyla bakılabilir. Dikkat edilirse insanın, aklıyla, mantığıyla, ruhuyla, kalbiyle, iradesiyle, vicdanıyla, şuuruyla mükemmel bir yaratılışa sahip olduğu görülür. Cenab-ı Allah onu âdeta canlı ve şuurlu bir abide şeklinde ikame etmiştir. İnsan, duyan, hisseden ve duyup hissettiğinin de farkında olan bir varlıktır. İşte bu muhteşem donanıma mazhar olan insanın, sahip olduğu bütün bu güzellik ve derinliklerin Allah’tan geldiğini bilmesi, mahiyetine dercedilen bütün bu ayrıcalıkları düşündükçe “elhamdülillah” deyip şükretmesi, Allah’ın azamet ve mehabeti karşısında “Sübhanallah”, “Allahuekber” deyip  | DEVAMI…

Bamteli Özel

Yarlığa Allah’ım!

Öyle şiddetli bir arzu var ki ötelere karşı… fakat tek bir şey engel oluyor; mevcudiyetiniz yeryüzünde hala hizmete vesile oluyorsa, bence onu kırmaya hakkın yok diyorum ve onu kırmayı da ciddi saygısızlık sayıyorum. Yani öyle bir ikilem içindeyim. Tabi çoğunuzda da belki bu duygu ve düşünce vardır. Biz burada O’nun için varız, O’nun dava olarak omuzumuza yüklediği meseleden ötürü varız. Ondan dolayı dünyevî bazı sıkıntılara katlanıyoruz. Ama asıl hedefimiz O (cc).. O’nun hoşnutluğu, O’nun rızası!

Soru: Hadîs-i şerif’te “مَنْ لَمْ يَهْتَمّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ” buyuruluyor. Bu hadîs-i şerifte geçen “فَلَيْسَ مِنْهُمْ” ibaresinin ahirete ve dünyaya bakan yönlerini lütfeder misiniz?

“مَنْ لَمْ يَهْتَمّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ”: Müslümanların işleriyle, dertleriyle, sıkıntılarıyla alakadar olmayan onlardan değildir, yani hakiki mümin değildir demektir. Kaybediyor demektir. Hakiki manada onlarla ölçülemez demektir. Bunun gelecekteki mükafatı (Allahu a’lem) baş döndürücü olacaktır Allah’ın izni inayetiyle. Onda hiç şüphemiz yok! Bir gadre uğradıksa şayet, her defasında Cenâb-ı Hak birkaç türlü lütufta berekette bulundu.

Çok iyi şeyler olacağı ümidini taşıyoruz, besliyoruz. Elhamdülillah arkadaşların çehrelerine bakınca, onların yüzlerindeki ümidi okuyunca, ben de ümitleniyorum.| DEVAMI…

Son Yansimalar

HAFTANIN HADÎS-İ ŞERÎFİ – 6 Haziran 2016

HAFTANIN HADÎS-İ SERÎFİ ELMAS DEMİRCİ ÖRSÜNE KONMAZ

Ubade İbni Sâmit (radıyallahu anh) nakletmektedir:

Rasulûllah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır:

“Fatihatü-l Kitab’ı (Fatiha Suresi'ni) okumayanın namazı yoktur!”

| DEVAMI...

Sizden Gelenler
Kitap Özetleri
Kur'an İklimi
Ortak Hatim
Sabah*Akşam Duaları
Hacet Duası