İçeriğe geç
33. Bölüm

Kayan Yıldızlar

Ümitle şahlanıp şevkle gerildiğimiz şu günlerde, semamızda kayan her yıldızın, beynimize saplanmış bir zıpkın gibi yüreğimizi hoplatmasına karşılık; daha şevkli, daha canlı olmamız gerektiğini düşünüyor ve ahd ü peymânlarımızı bir kere daha gözden geçirme lüzumunu duyuyoruz: Hak yolunda olmayı hayatımızın gayesi bilecek; mala menala meyletmeyecektik! Ellerimiz zonklayan şakaklarımızda, milletin yolunu aydınlatacak ve kendini yiyip bitiren bir mum gibi eriyip gidecektik! Ayaklarımızın ucuna kadar gelen dünyayı, onun ziynet ve debdebesini itecek; halkımızın iman, ümit ve gelecekteki mutluluğu adına şahsî haz ve saadetlerimizi, ne burada ne de ötelerde aramayacaktık! Gök, bütün yıldızlarıyla kaldırım taşları gibi ayaklarımızın altına serpilse, o âlemin kudsî sakinleri de istikbal ve perdedarlığımıza koşsaydı, biz yine soluk soluğa insanımızın imdadına koşacak ve onu yükseltme yolunda Kafdağı’ndan ağır yükleri omuzlayarak ona hizmet yolunu seçecektik… Bayırlarımızı kar çiçeklerinin sardığı gün gelince de, vazifemizin bitmiş olduğu şuuruyla, dostların bulunduğu âleme yönelecek ve iştiyakla onlara kavuşmayı dileyecektik..!

Kaoslar göğüslene göğüslene bugünlere gelinmiş ve düşünce atlasımızın gökkuşağı gibi şu rengârenk keyfiyeti kazanması, millet uğrunda verilen hizmetlerin, öze bağlılık içinde, yeni anlayış ve yeni tefsirlerle hâlihazırdaki duruma gelip ulaşması için yıllarca hatta asırlarca beklenilmişti. Bu sisli dumanlı dönemde, yamaçlarımızda açan her çiçek için ayrı bir şehrâyin tertip ediyor; ufkumuzda beliren her yalancı kıvılcım ve şerareyi ışık kaynağı diye alkışlıyorduk… Ve yine o günlerde, çevremizi saran isi-pası, üzerimize inmiş “sekine”1 sayarak aldandığımız; ölüm çığlıklarını vilâdet velvelesi zannederek kendimizden geçtiğimiz; karanlığa destan keserek ışığı lânetlediğimiz; sahteliği ve sahtekârları göklere çıkarıp, kahramanlığı ve kahramanları yerin dibine batırdığımız çok olmuştu.

128