Özü ihlâs, samimiyet ve ciddiyet olan dinî hayatın, bir kısım soğuk merasimlerle folklor hâline getirilişini ve bu işin figürleri sayılan gırtlak ağalarını, cenaze ilâhîcilerini, çeşit çeşit ses sanatkârlarını, Rabbime karşı utanç içinde ve iki büklüm seyrediyorum.
Neron’ların gayz ve tuğyanını, ruhanîlerin sessiz infiâlini,1 ezenlerin “hayhuy”unu, ezilenlerin “âh u efgân”ını mutlak bir kısım sırlara gebe, kaderî bir cilve deyip hayret ve teslimiyetle seyrediyorum.
Düşlere sığmayan bir yüce davayı, o uğurda her şeyini fedaya azmetmiş tâli’lileri, geleceğin kutlu rüyalarıyla gerilip gerilip kendinden geçenleri; sonra da “Uhud”a varmadan ters yüz olup geriye dönenleri, daha deneme imtihanında elenip gidenleri ve yıldız avlamak için yelken açtığı göklerin derinliklerinden zıpkının ucunda bir ateş böceği ile geriye dönenleri üzüntü ve şaşkınlıkla seyrediyorum.
İnsan ruhunun yüceliğini, ondaki “ebediyet” fikri ve ebedî güzellikler arzusunu, sonra da bu yüce ruhun bir kısım bedenî istekler karşısında “pes” edişini, üç adım ötede kendine tebessüm eden sonsuzun güzelliklerini göremeyerek cismaniyetin altında kalıp ezilişini ızdırapla seyrediyorum.
Rahmeti Sonsuz’un, cahile-görgüsüze, zalime-gaddara, mülhide-mütecavize mehil üstüne mehil verişindeki sabır ve hilmini hâdiselerin çehresinde; zulüm ve tecavüzleriyle “gayretullah” sınırlarını zorlayanların derdest edilip aman verilmeyeceğini de, O’nun değişmeyen âdetinin simasında “inanç ve ürpertiler”le seyrediyorum.
Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkuntu, olup bitenleri tablo tablo seyrediyorum.
Dipnotlar
- 1 İnfiâl: Hareketsiz iç reaksiyon.