İçeriğe geç

Geleceğin büyük Türkiye’sini kurmak isteyenler, her şeyden evvel, millet fertleri arasındaki bu güven ve itimadın tesisine çalışmalı ve mevcut olan durumun korunmasına da fevkalâde itina göstermelidirler ki, millet fertleri birbirinin hafiyesi olmasın ve vahdet-i ruhîye sarsılmasın…

Millet ruhunun sarsılmaması kadar, geleceğin dünyası adına, nelerin atılıp nelerin muhafaza edilmesi lâzım geldiğini tayin de çok önemlidir. Evet, bu yeni dünya hangi esaslar üzerine kurulmalıdır? Dünden bugüne milletçe yaşadığımız şeylerin hangileri atılmalı ve hangileri korunmalıdır? Bütün bunlar çok iyi araştırılmadan, aceleden karar verildiği takdirde millî ruh, millî seciye, tarihî değerler, ahlâk ve fazilet adına çok şey kaybedeceğimiz kaviyyen muhtemeldir.

Bir millet için istiklal ve hürriyet mücadelesi ne denli önemli ise, istiklal ve hürriyetini elde ettikten sonra, özünü koruması, millî benliğini muhafaza etmesi, kendi olarak kalması da o ölçüde önemli ve hayatîdir. Bizim istiklal ve hürriyet mücadelemiz, milletin ruhuna, onun mânâ köklerine, hissiyatına ve canına can katan tarihî değerlerine sığınılarak gerçekleştirilmişti.. ne acıdır ki, milletçe varlık ve bekâmızın esasları olan bu hayatî dinamiklere, daha sonra aynı ölçüde saygılı kalamadık. Saygılı kalmak bir yana, onları öldürdük, tahrip ettik ve gelecek nesilleri köksüz, mesnetsiz hatta bütün bütün tarihsiz bıraktık.

Keşke batı değerlerine saygılı olduğumuz kadar, kendi ruhumuza, tarihimize, gelecek nesillere, ülke ve insanımıza da saygılı olabilseydik..!

43