İçeriğe geç

Biz, rûhumuza üns üfleyecek musîkî istiyoruz. Biz, bizi tefekkürün zirvelerine çıkaracak, ulvî duygularla dolup taşmamızı sağlayacak ve bizi kendimizden geçirecek; geçirip öteler ötesiyle konsantrasyonumuzu temin ve tesis edecek musîkî istiyoruz. Ve yine biz, ahlâk, edep, terbiye ve disipline kaynak teşkil edecek tertemiz, dupduru, his ve duygularımızla şahlanışımızı sembolleştiren ve bize gönlümüzün sesini dinleten bir musîkî istiyoruz.

Bu, toplumun arzu ve isteğidir. Şu anda bir kısım insanlar, vicdanlarında meknî bu isteği sezemeseler de, büyük çoğunluk, işin farkındadır ve talepleriyle bu isteklerini açığa vurmaktadırlar. Tabandan gelen bu yoğun isteğe cevap vermek zorundayız. Vak’aları görmezden gelmenin hiçbir anlamı yoktur. Öyleyse bizler, hem de çok süratle kendi musîkîmize el atmak ve onu yeniden canlandırmak mecburiyetindeyiz. Toplumun, gözle görülecek kadar hızlanan kendi özüne dönüşü de bunun böyle olmasını gerektirmektedir. Eğer istekler müspet karşılık bulamazsa, menfî olana kaymalar sürüp gidecek ve içtimaî bir müessese daha tarihten silinip gidecektir. Evet toplumun, artık beklemeye tahammülü yoktur. Onun için gayet açık ve net bir ifade ile tekrar ediyorum ki, musîkî üstatlarımız ve bu işin ehli olanlar, mutlaka kendilerinden beklenen misyonu eda etmeli ve kimliksiz kalmış musîkîmizi eski asalet ve seçkinliğine yeniden kavuşturmalıdırlar. Yoksa insanımız, daha uzun süre, Batı şarlatanlıklarını musîkî diye dinleyecek ve tepinmekle ömür tüketecektir. Bu bir cehalet, bu bir şuur eksikliğidir. Telafisi ise, diriliş bestemize musîkînin sesiyle de iştirak etmektir.

126