İçeriğe geç

Devs’in Aslanı Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Eğer mü’min, âlemlerin ötesinde kendisi için hazırlanan ukûbeti görseydi, Cennet’ten ümidini keserdi. Kâfir de, Rahmet-i İlâhi’nin genişliğini düşünseydi, rahmetten ümidini kesmeyecek ve istifade etmeyi düşünecekti.”2 Bu hadiste de terhib ve terğibin bir arada ele alınışını görüyoruz. Onun için “Rabbi’l-âlemîn” diyen Allah (celle celâluhu), kâinattaki umum tasarrufatını anlattıktan sonra, insandaki hususî tasarrufunu da zikretmiş ve insanı ihmal etmemiştir. Meselâ: يَوْمَ نَطْوِي السَّمَۤاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ3 diyerek gökleri kitap sahifeleri gibi düreceğini ve buna muktedir olduğunu anlattığı Kur’ân-ı Kerim’de; يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ4 ve وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ5 gibi âyetlerle de hususî tasarrufu olarak, kişi ile kalbi arasına girdiğini ve insana şah damarından daha yakın olduğunu anlatıyor.

İşte Fatiha sûresinde de, اَللّٰهُ lafzıyla bütün isimleri kendinde toplayan Zât’ın tasarrufunu takdim etmesinden irkilen ve ürken insana, “er-Rahmân” ve “er-Rahîm” isimlerini zikrederek onlara ünsiyet ve kalblerine itminan vermiş oluyor. Sanki insanın kulağına bu isimlerle şu mânâlar fısıldanıyor: O kadar korkup ürkme. İşin temelinde merhamet vardır. O, rahmetiyle sizi yaratmış ve yine rahmetiyle hayatınız için gerekli olan her şeyi sizler için hazırlamıştır. Ancak sadece dünya sizi tatmin edemez. Sizin için bir Cennet var ve bir Cemal-i Bâki’yi temâşâ da lâzımdır. O, Rahîmiyetiyle, sizler için bunu da müyesser kılacaktır. Bir vahşet ve yalnızlıktan sonra insanın içinde ılık bir ünsiyet hâsıl eden bu iki kelime ne kadar mukaddes, ne kadar mübeccel ve Allah lafzından sonra bu iki ismin zikri ne kadar lüzumludur…!

128