Estetik ameliyat yaptıranlar, hem fıtrata müdahale cürmünü işlemiş, hem de ruhları ile olan mutabakatlarını bozmuş ve ayrıca karşılarındaki kimseleri de aldatmış olurlar. Bu bakımdan bu mesele, üzerinde durulmaya değer bir meseledir.
10. Âlem-i emirden gelen ruhun madde âlemiyle temas kurması, şehadet âlemine uzanan el, kol, dil ve göz gibi maddî vasıtalarla mümkündür
Her makam, belli bir tezahür ister. Âlem-i emirden gelen ruhun madde âlemiyle temas kurabilmesi için maddî vasıtalara ihtiyaç vardır; çünkü, eşya ve hâdiselerle temas kurmada sadece ruh kâfi değildir. Bedenin tek başına misal âlemiyle temas kurması mümkün olmadığı gibi, içinde yaşadığımız sebepler âleminde de ruh el, kol, kulak, dil, göz, ayak gibi maddî sebeplere muhtaçtır.. ve şehadet âlemine uzanan bu uzuvlar vasıtasıyla eşya ve hâdiselerle münasebete geçer.
Ruh, merkezî bir santral görevi yaptığından, bu uzuvlardan herhangi birinde meydana gelen bir arıza sonucu, o uzva ait fiş, ruhun ilgili prizine sokulamadığı takdirde, arada temas mümkün olmayacağından ruh, dışa uzanan o uzvunu çalıştıramaz. Meselâ, kendisiyle beynin sağ tarafına kumanda ettiği fiş çıkmışsa, o noktada ruhun teması kopmuş olacağı için felç hâdisesi meydana gelir ve artık ruh, o bölgeye hükmedemez. Hâliyle, beynin yapacağı hiçbir şey yoktur.
Beynin üzerinde yapılan çalışmalar neticesinde birtakım bölgelerin uyarılmasıyla parmak ve ellerde bazı kaba hareketler hâsıl edilmişse de bunlar, bir düğmeyi bile ilikleyemeyecek kadar kaba ve şuursuz hareketler olmaktan öteye geçmemektedir. Bu, aynen piyanonun düğmelerine dokunup, notasız, mânâsız ve karışık sesler çıkarmak gibidir. Bu sebeple beyin, piyano misali kendisini mânâlı ve bir gayeye yönelik olarak harekete geçirecek iradeli ve şuurlu bir varlığa, yani ruha muhtaçtır.