İçeriğe geç

Kur’ân’da iki yerde ‘vesile’ kelimesi geçer. Bunlardan biri olan Mâide sûresi 35. âyette mealen, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun. (Kur’ân ve kâinat kitabını mütalâa ile tanımaya çalıştığınız) Rabbinize karşı saygılı olun ve O’na yaklaşmaya vesile arayın; (sizi görmek istediği şekilde, küçüğüyle-büyüğüyle nefis, şeytan ve isteklerinize karşı olduğu kadar, dış dünyada sizi siz olmaktan çıkaracak ve her plânda içinize sızabilecek maddî düşmanlara karşı da) cihad edin ki, kurtulasınız.” buyrulur. Daha başka âyetlerde ise, “Ve Bizim yolumuzda cihad edenleri Biz de mutlaka hayır yollarımıza erdiririz.”15, “Kim Allah’tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır.”16buyrulmaktadır.

Âyetlerden anlaşıldığı üzere, kalbin derinliklerine doğru yolculuk yapıp, Allah’a (celle celâluhu) seyr ile ermiş kimseleri, Allah (celle celâluhu) kat’iyen şaşırtmaz. Tasavvuf erleri ve erenler, hepsi de Allah’a (celle celâluhu) giden değişik yollardan ve değişik usullerle cehd edip, Allah’a (celle celâluhu) yürümüşlerdir. Hidayet yolları olan bu yollarda, Allah onların gören gözleri, işiten kulakları ve tutan elleri olmuştur.17 Yani, Allah adına görmüşler, Allah adına duymuşlar ve Allah adına yürümüşlerdir; Allah da onlara başka yollara ait şeyler göstermemiş, duyurmamış ve ayaklarını başka yollara çekmemiştir.

Günümüzde ise, hak ve hakikate tercüman olan, dine omuz verip sahip çıkan ve gönüllerde Allah (celle celâluhu) adının, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) yâdının duyulması istikametinde çalışanları, Allah (celle celâluhu), –inşâallah– hidayet ettiği yolunda şaşırtmayacak, yanıltmayacak, günahlar içine atıp helâk etmeyecek…

274