Evet cinler, belki de esîrî varlıklardır. Esîr denilen madde hakkında ilim adamlarının muhtelif görüşleri ve mevcut olup olmadığı tartışmaları vardır. Bu mevzuda âyetlerde sarih bir şey olmamakla birlikte, bir hadis-i şerifte “Allah’ın Arş’ı en önce amâ üzerindeydi.”13; bir başka hadiste “Su üzerindeydi.”14 buyrulmaktadır. Buradan, ‘amâ’ sözüyle başka bir mânânın kastedildiği anlaşılabilir. Yani atomların, moleküllerin teşekkülünden önce icraat-ı ilâhî, hükmünü ‘amâ’ gibi, yani esîr gibi bir şey üzerinde yürütüyordu. İtikadî bir mevzu olmadığından üzerinde fazla durmak, vardı-yoktu, öyleydi, değildi böyleydi tartışmalarına girmek lüzumsuz olur. Yokluğu izah edilemediği gibi, henüz varlığı da izah edilemiyor. Var olabilir; en küçük maddeden öte, ışığı geçiren, sezilmeyecek kadar latîf bir şey olabilir; kim bilir, belki de maddenin tükendiği yerde esîr başlamaktadır.
Evet cinler, belki de mekân buudları dahilinde bile eşyayı bize gösteren ışık dalgalarının içinde göremediğimiz varlıklardır. Kelimelerle, ilmî tabirlerle bir şeyler söylenmeye çalışılsa bile, yapılarının nasıl olduğu ve yaratılış maddelerinin hangi keyfiyette bulunduğu mevzularında kat’î hükme varmak yanlış tevil ve tefsirde bulunmak olur ki, bu da vahyi kendi hesabımıza konuşturmak demektir. Zira, Kur’ân’da geçen ‘mâric’ ve ‘nâr’15 ile, ‘nâr-ı semum’un16 ne olduğunu bilemiyoruz. Bakın, aslı toprak olan insan neticede nasıl bir şekil alıyor ve hangi hâli kazanıyor; o hâlde cinlerin yaratıldığı ateş de, kim bilir nasıldır!?
5. Cinler, insanlar gibi iman ve ibadetle mükelleftirler
Dipnotlar
- 13 Tirmizî, tefsîru sûre (11) 1; İbn Mâce, mukaddime 13; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/11, 12.
- 14 Buhârî, bed’ü’l-halk 1; Tirmizî, tefsîru sûre 3, 5 (11) 9.
- 15 Rahmân sûresi, 55/15.
- 16 Hicr sûresi, 15/27.