Türkçemizde, “Mürîdden hizmet, mürşidden nefes”, “Dede himmet, oğul gayret”, “Teveccüh et, teveccüh bul”… türünden söylenmiş çok güzel sözler vardır ki, bunların hemen hepsi aynı mülâhazaya râcidirler. Zâhirî esbab kendi çerçevesinde, Hazreti “Müsebbibü’l-Esbâb” da kendi müessiriyetinde kabul edildikten sonra, ne nebiye ne meleğe ne de herhangi bir hak dostuna saygı nazarı ve ihtiram teveccühünün zararı olmasa gerek; zarar esbaba tesir-i hakikî vermede, halk, ibdâ, inşâ, ihya, imâte ve terzîk gibi ilâhî ef’âli canlı-cansız sebeplere taksimdedir.
Bizim tevhid telakkimize göre, makro âlemden normo âleme, ondan da mikro âleme kadar meydana gelen bütün değişim ve dönüşümler O’nun teveccühünden, bütün görülüp gözetilmeler de O’nun her şeye nazarındandır. Her zaman şahit olduğumuz bu muttasıl ve muhît tecellî ve bu tecellî ile varlığın mahiyetinde görüp temâşâ ettiğimiz mütemadi tebeddül, tagayyür, elvân u eşkâl bütünüyle O’nun teveccühünün âsârıdır. Eşya ve hâdiselere bu şekilde nazar ve teveccüh bir “hüdâ”, mülâhazalarımızın onların zatlarına bağlı kalması ise bir “hevâ”dır. Gözü Hakk’ın eserlerinde, gönlü onların ötesindeki –tabiî herkesin ilim ve yakînine göre– ef’âl, esmâ, sıfât ve hatta Zât mülâhazasında olan basîretli bir sâlik, oturur kalkar اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ي أَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَا وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ وَلَذَّةَ النَّظَرِ إِلٰى وَجْهِكَ“Allahım, Senden kazana rıza, ölüm ötesinde rahat bir hayat ve cemalini temâşâ lezzeti istiyorum.”3 sözlerini mırıldanır ve bu vuslat yolunun her sabah ve her akşamını âdeta bir vuslat demine çevirir.
Dipnotlar
- 3Bkz.: Nesâî, sehv 62; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/264, 5/191.