İçeriğe geç

Üçüncüsü, ef’âl-i ilâhiyeye ait hakaiktir ki, âfâk ve enfüste ilâhî isim ve sıfatların tasarruf alanı sayılan bu imkân âleminde her şeyi Cenâb-ı Hakk’a nisbet etmek ve O’na bağlamak şartıyla, tefekkür ve tedebbür adına gidilebildiği yere kadar gidilmeli, hatta mümkünse varlık ve eşya her gün birkaç kez hallaç edilmelidir.

Dördüncüsü, mef’ûlâta râci hakaiktir ki, âlem-i kevn ü fesadda bütün kemmiyetlerin, keyfiyetlerin cereyan meydanı; cisimlerin, cevherlerin terkip ve tahlil mahalli; ittisal, infisal, çözülme ve dağılmaların da gerçekleştiği alan işte bu hakaik alanıdır ki böyle bir alanda fikrî seyahat basar ve basîret beraberliğinde sürdürülebilirse, insan ilim ve mârifete ulaşır; aksine fiil ve infiallere basîretle bakılmaz ve esbab dairesi de aşılamazsa natüralizme düşme kaçınılmaz olur. Evet, doğru bakıp doğru okuyanlar için, Hoca Tahsin’in ifadesiyle:

“Kitab-ı âlemin yaprakları, envâ-ı nâma’dûd,
Hurûf ile kelimâtı dahi efrâd-ı nâmahdûd;
Yazılmış destgâh-ı levh-i mahfuz-u hakikatte,
Mücessem lafz-ı mânidardır âlemde her mevcud.”

olsa da, bakış zaviyesini yakalayamamışlar için yanlış görme, yanlış okuma ve yanlış yorumlama her zaman ihtimal dahilindedir.

49