Evet, kulun, Allah hakkında bilgi ve mârifeti ne nispette ise, tazim, temkin ve edebi de o seviyede olur. Âlimlerin en âlimi, âriflerin en ârifi: إِنِّي لَأَخْشَاكُمْ لِلّٰهِ وَأَتْقَاكُمْ لَـهُ“Allah’tan en çok korkanınız ve O’na karşı en fazla saygılı olanınız benim.”3 beyanlarıyla bu hususu hatırlatıyor olmalıdırlar..! Aslında bunun böyle olduğunu yukarıdaki âyetin fezlekesinde görmek mümkündür. Bu âyetin sonunda, إِنَّ اللّٰهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ“Allah hem Azîz’dir hem de Gafûr’dur.”4 ferman edilerek, sadece Gafûr olmanın bazı mizaçlarda mutlak emniyet, nazlanma, hatta gururlanma gibi düşünce ve tavırlara sebebiyet verme ihtimaline binaen, “Gafûr” olmanın yanında yegâne galip, her şeyin hakkından gelebilen kudret-i kâhire sahibi, mağlup olma ihtimali bulunmayan ve hâkimiyet tahtının biricik sultanı demek olan “Azîz” ism-i şerifinin zikredilmesi, tergîble beraber terhîb, havfla beraber recâ gibi insan ruhunda haşyet, saygı ve tazim duygularını harekete geçirmek içindir. Ne seviyede olursa olsun, bence, hak yolcusunun yapması gerekli olan da işte budur. Kur’ân, وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ“Gaybda dahi Hazreti Rahmân’a derin bir saygı besler.”5 buyurur ki, henüz O’nun huzuruna varıp perdesiz, hâilsiz müşâhede ile şereflendirilmeden önce bile hep Hakk’ın celâl ve azametini mülâhazaya alır, ürperir ve kat’iyen “Nasıl olsa O bir Rahmân.” deyip kendini salmaz; O’nu Gafûr u Rahîm olarak düşündüğü aynı anda “Ben Gafûr u Rahîmim ama azabım da can yakıcıdır.”6 beyanıyla irkilir ve hemen her zaman hudû ve huşû duygusuyla soluklanır.
Dipnotlar
- 3Buhârî, nikâh 1; İbn Hibbân, es-Sahîh 2/20; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 9/25.
- 4Fâtır sûresi, 35/28.
- 5Yâsîn sûresi, 36/11.
- 6Hicr sûresi, 15/49-50.