İçeriğe geç

1. Allah’ın verdiği nimetlere râzı olup, başkalarının farklı mazhariyetlerine göz dikmeme ki, bu bir avam kanaatidir.

2. Zikr u fikri her şey sayarak, insanı Allah’a ulaştıran yollarda yürümeyi en büyük mazhariyet kabul edip onunla yetinme ki, bu da bir havas kanaatidir.

3. Vicdanının derinliklerinde her zaman rü’yet ü rıdvânı duyup böyle bir duyguyla oturup kalkma; her zaman حَسْبِيَ اللّٰهُ4 mülâhazasıyla yaşama ve hep حَسْبُنَااللّٰهُ5 soluklama ki, bu da haslar hası kanaatidir.

Derecesine göre böyleleri sürekli maiyyet peşindedirler ve Hak’tan başka her şeye karşı o kadar kapalıdırlar ki, karşılarına Cennetler, hûriler, gılmanlar dahi çıksa, Yûnus diliyle “Bana Seni gerek Seni” der hep o ebedî mihraplarına yönelirler; yönelir ve her zaman en derin aşk u heyecan hisleriyle inlerler. Bâzı işârî tefsirciler, فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيٰوةً طَيِّبَةً6 âyetinin müfâdını, لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًا7 fermanının özündeki bişâreti ve إِنَّمَا يُرِيدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُالرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ…8 beyan-ı sübhanîsindeki işareti kanaatle yorumlamış ve onu kalbî, ruhî hayat açısından insanın mü’mince bir yörüngeyi bulmasının en önemli bir vesilesi saymışlardır.

192