İçeriğe geç

Bazı âlimler, Levh-i Mahfuz’u “Kitap”, “Kitab-ı Mübîn”, “İmam-ı Mübîn”, “Kitab-ı Meknûn”, “Ümmü’l-Kitap”… gibi unvanlarla da yâd ederler ki, bu tabirlerin hepsi de Kur’ân ve Sünnet-i Sahihadan alınmadır, bunlara kimsenin bir şey demeye hakkı yoktur. Ancak, bu yaklaşımın Levh-i Mahfuz hakikatini aksettirdiği de söylenemez. Bildiğimiz bir şey varsa şudur ki; o, diğer ulvî âlemler gibi mahiyeti tam ihata edilemeyen ilm-i ilâhînin tecellî alanı diyeceğimiz bir yüce ve nuranî mir’âtın unvanıdır. Levh-i Mahfuz’a, içinde teferruatına kadar her şeyin yazılı bulunduğu künhü nâkabil-i idrak bir âlem diyenler olduğu gibi, onu felekler üstü “Nefs-i Küllî”nin bir unvanı kabul edenler de az değildir. Ne var ki, böyle hassas bir konuda meseleyi Kur’ân ve sahih Sünnet çizgisi dışına taşıyarak bir kısım fikirler serdetmek de uygun olmasa gerek…

Aslında, her mevzuda olduğu gibi bu konuda da, gaybın lisan-ı belîği olan Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’dan (aleyhi ekmelüttehâyâ) tavzih edici bir beyana ulaşılacağı ana kadar sükût hem bir esas hem de Allah’a karşı saygı ve edebin ifadesidir. İnsan bu hususlarla alâkalı bildiklerini seslendirirken temkinli olmalı ve “Allahu a’lem” demeyi ihmal etmemeli; bilmediği/bilemeyeceği konularda da ya bir bilene işarette bulunmalı veya “bilmiyorum” deyip işin içinden sıyrılmalıdır…

Ulemâ, Levh-i Mahfuz’un yanında, يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَۤاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُۤ أُمُّ الْكِتَابِ“Allah dilediğini mahv u isbat eder ve ana kitap (Ümmü’l-Kitap) O’nun nezdindedir.”6 âyetinin delâletiyle, bir de “Levh-i Mahv u İsbat”tan bahsederler ki, burada o hususa temas etmek de yararlı olacaktır:

83