Görüldüğü gibi mütrefîn güruhu kendi akıbetlerini mahvederken toplumda da kavga ve çatışmaların fitilini ateşlemektedir. Bundan kurtulmanın çaresi ise, yukarıda da işaret edildiği gibi, idarecilerin ve zenginlerin, yaşantılarında ve harcamalarında toplumun genelinin durumunu nazar-ı itibara almalarıdır. Hatta bunun da ötesinde onlar, sahip oldukları imkânları muhtaçlarla da paylaşmalı, zekât, sadaka ve infak gibi yollarla onlara el uzatmalıdırlar ki toplumun bu iki kesimi arasında bir uzlaşma sağlanabilsin. Böylece ne yukarıdan aşağıya baskı, zulüm, tahakküm veya istihkar gelsin ne de aşağıdan yukarıya kin ve nefret yükselsin. Nitekim Raşit Halifeler sıradan bir insan gibi yaşadıkları için toplumun saygı ve güvenini kazanmışlardır. Bir kısım Emevi sultanları ise lüks ve şatafat içerisinde sürdürdükleri hayattan ötürü toplumun kin, nefret ve öfkesini celbetmişlerdir.