İçeriğe geç

Şunu unutmamak gerekir ki; iyilik ve sevabın da hata ve günahın da küçüğü yoktur. Hadisin ifadesiyle, bir insanın yüzüne tebessüm etme veya insanlara eziyet verecek bir şeyi yoldan kaldırıp kenara koyma gibi2 bizim küçük gördüğümüz şeyler kurtuluşumuza vesile olabilir. Aynı zamanda önemsemediğimiz nice küçük hatalar da bizi baş aşağı getirebilir. Bir şeyin küçük mü büyük mü olduğunu biraz da neticesiyle ölçmek gerekir. Bazen merkezdeki küçük bir açı, muhit hattında kocaman bir mesafe açabilir. Okçular tepesinin terk edilmesi hâdisesinde yaşandığı gibi yanlış bir karar nicelerinin canına mâl olabilir. Üç beş maceraperestin yapmış olduğu bir hata, millet adına altından kalkılmaz problemlere sebebiyet verebilir. Bu örneklerde olduğu gibi dini anlama ve yorumlama konumunda olan insanların yapacakları yanlışlar da telafisi çok zor sapmalara yol açabilir. Bu tür konularda özellikle topluma rehberlik yapan, öncü konumunda bulunan insanların yaklaşımları, tavır ve davranışları çok önemlidir. Onlar doğru yoldan yürürlerse arkadan gelenler de aynı şekilde o doğru çizgiyi takip eder. Önden gidenler bir kısım yanlışlar yaparsa bu yanlışlar onlarla sınırlı kalmaz, umumileşir ve büyür. Maalesef günümüzdeki problemlerin altında yatan önemli sebeplerden biri de önde gözüken bazı insanların durdukları yerin hakkını verememeleri ve durdukları yere uygun düşünememeleridir. Onların yaşadıkları düşünce kaymaları tabana indiği zaman büyük yıkımlara sebebiyet verebilmektedir. Bu itibarla özellikle önde bulunan kimselerin müstakim düşünmeleri ve davranmaları çok önemlidir.

1 Bkz.: et-Taberânî, el-Mu‘cemü’l–kebîr 6/365; el-Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb 2/7.

2 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/178; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 5/326.

5