İçeriğe geç

Onun için meselenin imtihan yönünü de ihmal etmemek lazım. Siz başınızı eşiğe kor beklersiniz de, kırk sene hiç kabul edilmeyebilirsiniz. Bir fert namaz kılsa, oruç tutsa, binlerce ibadet ü taat yerine getirse de, ancak Allah’ın rahmetiyle Cennet’e gidebilir. O murad buyurursa, bütün insanlığı Cehennem’e koyar ve buna kimse bir şey diyemez; mülk O’nundur; istediği gibi tasarruf eder. O zat, bu mülâhazalarla başını bu eşikten hiç kaldırmıyor, hep vefalı davranıyor. Allah (celle celâluhu) bu şahsın zatında örnek alınacak bir yüksek karakteri ortaya koyuyor. Kırk sene Rabbine el açmış, o kapıdan başka kapı bilmemiş ve neticede bir vefa kahramanı olmuş.

İşte, bu vefa çok önemlidir. Bazen bir söz, bir tavır, bir davranış Hak katında pek hora geçer. Bilemeyiz, Erzurumluların ifadesiyle “bahane tanrısı”nın, kimi ne ile affedeceğini bilemeyiz. Bize düşen şey, kemâl-i sadâkatle O’na bağlı yaşamaktır. O’nsuz yapamayacağımızı hem vicdanımızda duymak, hem de bunu her fırsatta ifade etmektir.

Geçenlerde On İkinci Nota münasebetiyle söylemiştim, Üstad da aynı şeyi ifade ediyor: “Senden başka kapı yok ki ona gidilsin!”11 Bu genel bir mülâhazadır. İbrahim Ethem de aynı nağmeyi seslendiriyor:

هَجَرْتُ الْخَلْقَ طُرًّا فِي هَوَاكَا

وَأَيْتَمْتُ الْعِيَالَ لِكَيْ أَرَاكَا

وَلَوْ قَطَّعْتَنِي فِي الْحُبِّ إِرْبًا

لَمَا حَنَّ الْفُؤَادُ إِلَى سِوَاكَا

تَجَاوَزْ عَنْ ضَعِيفٍ قَدْ أَتَاكَا

وَجَاءَ رَاجِيًا يَرْجُو نِدَاكَا

وَإِنْ يَكُ يَا مُهَيْمِنُ قَدْ عَصَاكَا

فَلَمْ يَسْجُدْ لِمَعْبُودٍ سِوَاكَا

إِلٰهِي عَبْدُكَ الْعَاصِي أَتَاكَا

مُقِرًّا بِالذُّنُوبِ وَقَدْ دَعَاكَا

فَإِنْ تَغْفِرْ فَأَنْتَ أَهْلٌ لِذَاكَا

فَإِنْ تَطْرُدْ فَمَنْ يَرْحَمْ سِوَاكَا

Allahım, senin uğruna her şeyi terk ettim,

Cemâlini görmek için çoluk çocuğu yetim bıraktım,

217