İlim taliplerinde böyle bir ruhu hâsıl etmek için ise çok ciddî bir rehabilitasyona ihtiyaç vardır. Eğer siz ilk mektepten başlayarak, orta mektepte, lisede, üniversitede ve daha sonra kariyer yaparken ilim yolcularını bu duygu etrafında rehabilite etmezseniz, onların içinden böyle bir ekip çıkaramazsınız. Bunun için icap ederse onlara ödüller vereceksiniz. Her ne kadar bizim felsefemize göre iltifat mârifete tabi olsa da, herkeste bu duygunun temsil edildiğini/edileceğini beklememek gerekir. Mârifetin ortaya çıkmasını temin için daha başta iltifata başvuracak ve maddî-mânevî ilim ehlinin hayatını teminat altına alacaksınız. Mesela diyebilirsiniz ki: “Şayet sen şu mevzuda bir araştırma yapar, şu meselenin künhüne vâkıf olursan, biz de geçim noktasında senin hayatını teminat altına alacağız. Akıl ve kalbinin ilim ve araştırma dışında maddî meselelerle meşgul olmaması için sana iki ev tahsis edecek, şöyle bir maaş bağlayacağız.” Esasında ilmî araştırmalar bir aşk meselesi, kendini ölesiye o işe adama ameliyesidir. Ancak insanlardaki o aşk duygusunun hâsıl olması da, onları rehabiliteye bağlı bir husustur.
Bilginin Transferi ve Asıl Mesele