Kendisine peygamberlik payesi verilmeyen hiçbir insan, elbette ki enbiyanın ufkunu yakalayamaz. Çünkü onlar insanlığı irşad için, hususî bir donanımla gönderilmişlerdir. Hatta insanın, İmam Âzam Ebû Hanife, İmam Malik, İmam Şafiî, İmam Ahmed İbn Hanbel, İmam Evzaî, İmam Sevrî gibi insanların ufkunu bile yakalaması çok zordur. Hususiyle dört mezhep imamı, kutuplardan bile daha büyük bir ufkun insanıdır. Çünkü onlar ortaya koydukları kitaplar ve yetiştirdikleri talebelerle hayatî ve çok önemli bir ihya hareketini gerçekleştirmenin yanı başında, o ihya duygu ve düşüncesinin istikamet içinde devamı adına da çok önemli vazife görmüşlerdir.
Yeter ki Kendimizi Sıfırlayabilelim!
Evet, peygamberlerin ihraz ettikleri konumun zılliyet planındaki seviyesi bile bizim boyumuzu aşkındır. Fakat insan bütün bunlara rağmen Cenâb-ı Hak’la münasebet ve O’nun dinine hizmet noktasında himmetini hep âli tutmalı ve her zaman çok yüksek hedeflere talip olmalıdır. Bir taraftan Allah’tan bu yüce evsafı dilerken, diğer taraftan alabildiğine safvet, samimiyet ve vefa içinde meseleye sahip çıkmalıdır.