İçeriğe geç

Bir savaşta Üsame İbn Zeyd Hazretleri, düşman saflarında bulunan birisiyle savaşırken, tam onu öldüreceği esnada o kişi, kelime-i şehadet getirir. Ancak Hazreti Üsame, adamın içinden gelerek değil de kılıç korkusuyla bunu söylediğini düşünerek onu öldürür. Hazreti Üsame gibi büyük bir sahabînin hislerine kapılıp gayz ve nefretle bir insanı öldüreceğine ihtimal verilemez. Demek ki, meselenin temel esprisini bilemiyordu. Çünkü o dönemde her şey ter ü taze olarak bildiriliyor ve sahabe tarafından da hemen hayata geçiriliyordu. Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselâm) bildirmeyince onlar nereden bileceklerdi ki! İşte bu durum, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) haber verildiğinde, O: أَفَلَا شَقَقْتَ عَنْ قَلْبِهِ“Yarıp kalbine mi baktın?” diyerek Hazreti Üsame’ye öyle itap ediyor ki, Allah Resûlü’nün bu cesur komutanı ve Zeyd İbn Hârise’nin mahdum-i âlisi olan Hazreti Üsame: “Keşke şu ana kadar Müslüman olmasaydım.” diyecekti.102 Bunun mânâsı şudur: “Keşke bu hâdiseden sonra Müslüman olsaydım da Efendim’in bu itabına maruz kalmasaydım.”

Başkalarına Hüsnüzan Nazarıyla Bakmak

Meseleyi bu kriterlere göre değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz: İbadet ü taatini şöyle böyle yerine getiren insanlar da inşaallah râh-ı felâhta ve selâmettedirler. Zira Resûl-i Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) şöyle buyuruyor: مَنْ صَلَّى صَلَاتَنَا وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا وَأَكَلَ ذَبِيحَتَنَا فَذٰلِكَ الْمُسْلِمُ الَّذِي لَهُ ذِمَّةُ اللّٰهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ فَلَا تُخْفِرُوا اللّٰهَ فِي ذِمَّتِهِ“Her kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi de yerse, işte o, Allah ve Resûlü’nün ahd ü emânını hak eden bir Müslüman’dır. Artık Allah’ın ahd ü emanına hıyanet etmeyiniz.”103 Evet, hadiste belirtilen amelleri yerine getiren bir insan, asla hafife alınacak birisi değildir.

127