İçeriğe geç

Örnek vermek gerekirse, siz, Allah’ın izni ve inayetiyle dünyanın dört bir yanına açılarak, Nâm-ı Celîl-i İlâhî’yi bayraklaştırma, ruh-i revan-ı Muhammedî’nin dört bir yanda şehbal açmasını sağlama, ruh ve mânâ köklerimizden süzülüp gelen değerleri bütün dünyaya duyurma karar ve azmi içinde bulunur ve bu konuda samimî davranırsınız. Hatta böyle bir şey aklınıza geldiği an gözleriniz dolar ve yüreğiniz çatlayacak hâle gelir. Aynı zamanda bu mefkûrenizi gerçekleştirme adına elinize geçen bütün fırsatları değerlendirirsiniz. Fakat şartlar müsait olmadığından, baştaki niyetinizi gerçekleştiremezsiniz. İşte böyle bir durumdaki mü’min için Resûl-i Ekrem Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm), onun niyetinin amelinden daha hayırlı olduğunu ve bu niyeti sayesinde o kişinin bu ameli yapmış gibi sevaba nail olacağını ifade buyurmaktadır.

286 Bkz.: el-Gazzâlî, el-Vasît 2/519.

287 Buhârî, bed’ü’l-vahy 1, îmân 41, ıtk 6, menâkıbü’l-ensâr 45, eymân 23, hiyel 1; Müslim, imâret 155.

288 el-Merğînânî, el-Hidâye 1/45; İbn Âbidîn, Hâşiye 1/108.

289 Bkz.: İmam Rabbânî, el-Mektûbât 1/160 (186. Mektup).

290 Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye s.185 (Şemme).

291 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 6/185-186; el-Beyhakî, es-Sünenü’s-suğrâ s.20.

292 Bkz.: Buhârî, rikak 31, tevhîd 35; Müslim îmân 203, 206, 207, 259.

344