İçeriğe geç

Bu sebeple, camilerimizin kendine has o büyüleyen güzellikleri, yabancılar da dâhil, herkesin temaşasına açık hâle getirilmelidir. Evet, herkes, o kutlu mekânların maddî-mânevî baş döndüren güzelliklerini, estetik yönünü, mimarî fevkalâdeliğini temaşa edebilmelidir. Bu maksadın tahakkuku için de camilerimizin hangi mimarî felsefenin tesirinde kalınarak inşa edildiğinin, kubbelerin, mukarnasların, nakış ve çizgilerin hangi mânâya geldiğinin düşünülüp müzakere edilebileceği zemin ve ortam oluşturulmalıdır.

Mescide Gidiş ve Orada Bulunma Adabı

Esasında A’râf Sûresi’ndeki bir âyet-i kerimede cami ve mescitlerin kapısının herkese açık tutulması gerektiğine işaret edilmektedir. Söz konusu âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: يَا بَنِٓي اٰدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُۤوا إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ“Ey Âdem’in evladı! Her namaz vaktinde mescide giderken, süsünüz olan elbisenizi giyinin. Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri asla sevmez.”82 Dikkat edildiğinde görüleceği üzere burada muhataplara يَا بَنِٓي اٰدَمَ “Ey insanoğulları!” diye seslenilmekte; “Ey Müslümanlar!”, “Ey mü’minler!” veya “Ey namaz kılanlar!” gibi bir hitap ifadesi kullanılmamaktadır. Böyle bir üslûbun tercih edilmesi, yani Hazreti Âdem’e izafe etmek suretiyle hitapta bulunulması, Müslüman olmayan insanlara da camilerin kapılarını açmamız gerektiğine bir işaret olarak anlaşılabilir. Böylece dine, dindara, cami ve mescitlere karşı belli bir önyargı içinde bulunan kimi insanlar, mescide geldiklerinde, o mescidin imrendiriciliği karşısında zamanla önyargılardan sıyrılabilir, o güzel mekânı sevip onun o sıcak ve kucaklayıcı ikliminde eriyebilirler.

92