İçeriğe geç

Esasında İslâm tarihinde nifak şebekesinin menşei Pers kültürüne dayanır. Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer düşmanlığı, İslâm’ın içinde ilk nifak şebekesinin oluşmasına ve ilk nifak tohumlarının İslâm toprağına atılmasına sebep olmuştur. Ondan sonra nifak düşüncesi değişik zamanlarda, farklı boyut, farklı renk, farklı desen ve farklı şivelerle muhtelif eşrar ve füccar tarafından hep temsil edilegelmiştir. Irkçılık düşüncesi de böyle bir nifak anlayışının ürünüdür. Yıkılış dönemimizde –bir şairin dikkat çektiği gibi– işin içine ırkçılık mülâhazaları sokularak milliyet dâvâsı fıska bürünmüş, ridâ-yı diyanet yerde sürünmüş ve Türk’ün ruhu hem peygamberine hem de Allah’ına zorla âsi gösterilmeye çalışılmıştır. Sizin de çok iyi bildiğiniz bu filozof şair, işlediği günahları itiraf sadedinde, “Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhâniyetinden İstimdat” başlıklı şiirini kaleme almış ve bu şiirinde hem bize nelerin nasıl yanlış gösterildiğini ifade etmiş hem de günahlarına tevbe sadedinde kendi mazeretini serdetmiştir. Bu açıdan bizim, milliyetperverlik düşüncemizden Allah, Peygamber ve Kur’an mülâhazasını çıkarıp atmamız mümkün değildir. Hatta bırakın onları bir kenara atmayı, onları hafife alacak tavır ve davranışları bile milliyetperverlik mülâhazamızla telif edemeyiz. Bu müteal mazmunları, konuşma ve tartışmalarımızda sıradan objeler gibi kullanamayız. Onlara karşı sadece saygı duyar, tazimde bulunuruz. İşte biz böyle bir çerçevenin millileriyiz.

Millet Sevgisinin Ete-Kemiğe Büründürülmesi

335