Yuva Tutkusu Ve Yaşama Sevinci
Soru: Adanmış ruhlar için büyük tehlike olduğu ifade edilen “haneperestlik” ne demektir? Bu maraz, sadece erkekleri alâkadar eden bir hastalık mıdır? Günümüzde, günde on-on beş saat çalıştığı hâlde işini evinde yapan insanların varlığı da düşünülürse, haneperestliğin çerçevesi nasıl belirlenmelidir?
Cevap: “Haneperest”, sıcak yuva ve cıvıl cıvıl çocuklar sebebiyle evine aşırı bağlı olan, hanesindeki huzurun ve rahatın devam etmesi için gerekirse her şeyden vazgeçmeyi göze alan; bazen de rahata düşkünlüğünden dolayı dışarıya hiç adım atmayan, halkın arasına hiç karışmayan ve insanlardan gelebilecek eziyetlerden kaçmak için kendisini âdeta dört duvar arasına hapseden insan demektir.
Ev Mahkûmları
Haneperest tabirinde, belâgat ilmi açısından “mahalli zikir, hâli murad” söz konusudur; bu söz bir mecazdır. Zira, bir insanın haneperest olmasında hanenin suçu bulunmadığı gibi ev halkının günahı da yoktur. Ayrıca haneperestlik, evde uzun ya da kısa kalma, işini kendi mekânında veya dışarıda yapmayla da alâkalı değildir. Dolayısıyla, bu ifade ile, toplumdan kopmuş, iradesini rahat ve rehavete teslim etmiş, evinde kendine has bir dünya kurup ona müdahale edebilecek her şeye karşı sırtını dönmüş, bir kısım ihtiyaçlar için dışarı çıksa bile yine gözü evde olan ve ilk fırsatta yeniden oraya kapanan, evde akşamlayıp evde sabahladığından insanlara fazla faydası dokunmayan ve ömrünü “hücre-i saadet” bildiği hanesinin duvarları arasında geçiren insan kastedilmektedir.