İçeriğe geç

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), sahabenin ileri gelenlerinden olmasına rağmen Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman gibi kimselere ezan okutmamıştır. Oysa Hz. Ebû Bekir’in yanık bir sesi vardı, Kur’ân okuduğu zaman kendisini dinletirdi. Demek ezan, ayrı bir ses, ayrı bir eda istiyor ki onu Ebû Mahzûre, İbn Ümmi Mektûm ve daha çok da –ihtimal insan ruhuna tesir eden bir sesi olduğu için– Hz. Bilal’e okutmuştur. Ona, kendi güzelliğine uygun bir elbise giydirilmesi, kulak tırmalayıcı çığırtkanlıklarla geçiştirilmemesi gerekir ki insanlar bir taraftan kelimelerin kendi gücünü, kendi müessiriyetini, diğer taraftan da eda ve icradaki güzelliği bir arada duyup namaz için çok iyi bir hazırlık ve konsantrasyona girebilsinler.

3. Sünnet Namazlar

Farz namazlara konsantre olma adına önemli olan bir diğer şey de onlardan önce eda edilecek olan nafile (sünnet) namazlarıdır. Nafile namazlar, insanın yüreğinin, namazda daha bir dolup ayrı bir dolgunluğa ulaşması adına atılan adımların bir diğerini teşkil eder. Başka bir ifadeyle henüz farzla gerçek kurbet enginliklerine açılmadan evvel, nafileler sayesinde ılgıt ılgıt ilâhî rahmet esintileriyle ruhlar bir kere daha kuşatılmış ve o âna kadar abdest ve namazla adım adım derinleştirilen konsantrasyon bir kere daha kontrol edilmiş olur. Böylece insan, nafilelerle biraz daha mesafe almış ve Allah’a biraz daha yaklaşmış olacaktır.

194