Şahs-ı Mânevî
Ben bu soruyu şöyle anladım: Bu zaman cemaat zamanıdır. Cemaat içinde çok büyük fertler zuhur etse bile onlar, o cemaatten beklenen büyük işleri yapamazlar. Bu zamanda üst üste yığılmış müterakim meselelerde, hususiyle de profesyonel ehl-i dalâlet karşısında muvaffak olabilme, sağlam bir şahs-ı mânevî teşkil etmiş heyetlerin plân ve hareketine bağlıdır. Kimse tek başına bu türlü meselelerin üstesinden gelemez. “Zaman, cemaat zamanı” derken acaba cemaati teşkil eden fertleri alçaltıyor muyuz, yoksa yükseltiyor muyuz?
Evvelâ, bu zaman cemaat zamanıdır ve zamanımızda cemaat konusu daha bir ehemmiyetini artırmıştır. Yoksa Hz. Âdem’den bu yana zaman hep cemaat zamanı olmuştur. إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ diyen bizler, mâşerî vicdanla günde kırk defa bu hususu seslendirerek Allah’ın huzurunda kemerbeste-i ubûdiyetle kulluğumuzu ve Allah karşısında cemaat olduğumuzu ifade ediyor; evet “Ben” demeyip “Biz” diyerek, “Allahım, Sana kulluk ediyor ve bu konuda yardımı da ancak Senden istiyoruz!”2 şeklinde arz-ı ubûdiyette bulunuyoruz.
Dipnotlar
- 1 Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası s.2.
- 2 Fâtiha sûresi, 1/5.