İçeriğe geç

Bizim, birkaç asırdan beri, millî kültürümüzün mânâ köklerini teşkil eden İslâmî dinamiklere dayalı bir düşünce sistemimizin, bir hayat felsefemizin olmayışı, bize bağlı koca bir dünya ile beraber sürüm sürüm olmamızı netice vermiştir. Aristo düşüncesinde havuzlaşan Yunan felsefe sisteminin mütercimleri sayılan Kindîlerin, Fârâbîlerin, İbn Rüşdlerin ve bir mânâda İbn Sinaların düşünce ve felsefî sistemlerini, kökleri semalara dayanan, ezel kadar eski ve her çağı kucaklayacak kadar da yenilerden yeni bizim hikmetler manzumesi düşünce sistemimizden ve hayat felsefemizden ayırmak icap eder. Bizim fikir sistemimizde, lâhût, ceberût, melekût ve nâsût inişli, menşei belli ve aydınlık, yaratılış gerçeğine dayalı yorum söz konusudur. Böyle bir yorum ve tefsir kendi esprisiyle kavranabildiği takdirde, bugün de, kendi düşünce sistemimizi ortaya koymamız mümkün olacaktır ki bu aynı zamanda, dünya çapında en ciddî yenilenmelere vesile teşkil edecek ve çok zengin yollar açacaktır.

142