Peygamber göndermek ve gönderilecek şahsı belirlemek Allah’a ait umûr-u âliyedendir. Bu itibarla da, O’na bakan her iş ve icraat “Her işte hikmeti vardır / Abes fiil işlemez Allah.” (İbrahim Hakkı) mantığına bağlanmalı ve sonra da aklın idrak ufku ölçüsünde O’nun hikmetleri aranmalıdır. Aslında, gönderilecek elçinin bizden biri olması; hayat buutları itibarıyla duyduklarımızı duyması, bizim hoşlandıklarımızdan zevk alabilmesi, her türlü elem ve lezzetlerimizi paylaşabilmesi, zaruret saydıklarımızı ve ihtiyaçlarımızı ruhunda hissedebilmesi, hedef kitle ve muhataplarının yüklenmesi gerekli olan sorumlulukları onun da yüklenmesi, arkasından gidecek kimseler için taklit, daha doğrusu ittiba edilir olması.. hâsılı, her zaman Hak mesajlarının semavîliği içinde arzîliğini de temsil edebilmesi gibi önemli hikmet ve maslahatlardan söz etmek mümkündür; ama biz yine de, “Bu işin iç yüzünü ancak Allah bilir.”3 der, فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ4 hakikatine inkıyadımızı yeniler ve o “Alîm u Hakîm” karşısında sükûtu en büyük hikmet sayarak, dilimizi kalbimize bağlayıp temkin murakabesine dalmayı yeğleriz.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/7.
- 4 “En kesin ve mükemmel delil, Allah’ındır.” (En’âm sûresi, 6/149).