- 116 -
Küçük Hüsrev Feyzi'nin bir istihracıdır.
Otuz üçüncü âyetten Hafız Ali'nin istihracının bir zeyli ve lâhikasıdır.
Sûre-i Zümer'de اَفَمَنْ شَرَحَ اللهُ صَدْرَهُ لِلاِسْلاَمِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ 1 âyet-i azîmenin mânâ-yı sarihinden başka, bir mânâ-yı işârî tabakasının külliyetinde dahil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümanı olduğuna kuvvetli bir delil buldum. Çünkü, اَفَمَنْ شَرَحَ اللهُ صَدْرَهُ لِلاِسْلاَمِ فَهُوَ 2 cümlesi, hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyazîyle bin üç yüz yirmi dokuz veya sekiz eder. Demek مَنْ külliyetinde ve فَهُوَ işaretinde dahil ve medâr-ı nazar bir fert, inşirah-ı sadır nuruyla başka bir hâlete girip eski sıkıntıdan kurtulup nuranî bir mesleğe giren bir şahsı, eski ve yeni Harb-i Umumînin gelmeye hazırlanmaları olan o dehşetli tarihe ve o ferdin vaziyetine remzen bakar.
فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ 3 deki نُورٍ مِنْ رَبِّهِ 4 kelimesi, Risale-i Nur ismine ve mânâsına hem cifrî, hem sureti, hem mânâsı, tevafuk ettiği gibi, اَفَمَنْ شَرَحَ اللهُ صَدْرَهُ لِلاِسْلاَمِ فَهُوَ cümlesinin de makam-ı cifrîsi gösterdiği
Dipnotlar
- "Allah'ın, göğsünü İslâma açtığı ve böylece Rabbinden bir nur üzerine olan kimse…" Zümer Sûresi, 39:22.
- "Allah'ın, göğsünü İslâma açtığı kimse.." Zümer Sûresi, 39:22.
- Bu şerh-i sadra münasebettar bir tevafuktur ki, Üstadımdan anladım. Yirmi beş senedir daima ve en mühim bir duası (1) اَللّٰهُمَّ اشْرَحْ صَدْر۪ى لِلْا۪يمَانِ وَالْاِسْلَامِ münâcâtı olmuş. (1) Allah'ım, göğsümü îmâna ve İslâma aç
- "…O kimse Rabbinden bir nur üzeredir…" Zümer Sûresi, 39:22.
- "…Rabbinden bir nur…" Zümer Sûresi, 39:22.