Kur’ân-ı Kerim, “Ulü’l-emre itaat edin.” buyuruyor. “Ulü’l-emr” ifadesini nasıl anlamalıyız? Onlara itaatteki ölçümüz ne olmalıdır?
Kur’ân-ı Kerim, “Ulü’l-emre itaat edin.” buyuruyor. “Ulü’l-emr” ifadesini nasıl anlamalıyız? Onlara itaatteki ölçümüz ne olmalıdır?
Evet, Kur’ân ulü’l-emre itaati emrediyor: “Ey iman edenler! Allah’a, Resûlü’ne ve sizden olan buyruk sahiplerine itaat edin.”1 diyor. Yani, “Ey iman edenler, Allah’a itaat ve inkıyat dairesi içine girin. O’na karşı başkaldırıp serkeşlik etmeyin. Allah’ın Resûlü’ne -harf-i tarifle anlatılan o belli Resûle- de itaat edin.”
Biz, diğer peygamberleri de sever ve kabulleniriz. Zira biz, onlara itaat ve sevgiyi, o belli Resûl ile öğrendik. Peygamberlerin kadr u kıymetini, O’nun elimize uzattığı ölçü ile ölçüp anladık. Mesih, O’nun nurlu beyanı içinde, bizim gözümüzün önünde büyük bir peygamber olarak âbideleşti. Hz. Mesih’ten Hz. Âdem’e kadar bütün peygamberleri O’nun sayesinde tanıdık. Öyleyse, diğerlerini tanımak istiyorsanız, evvelâ o belli Resûlü tanıyınız, O’na itaat ve inkıyat ediniz!. Ve yine O’nun aydınlık ikliminde ışıktan birer yumak hâline geliniz. İşte o zaman her şey aydınlığa kavuşacaktır.
وَأُۨولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ Yani “Resûl’ün aydınlık yolunda, O’nun yürüdüğü şehrahı bulmuş, sizden olan emir sahiplerine de itaat ediniz.”
Üç-beş kişiyi idare edenden, binlerce, milyonlarca insanı idare edenlere kadar, Allah’ın gösterdiği, Resûl’ün elindeki meşalenin aydınlattığı yolda yürüyen ve o yoldan ayrılmamaya azimli, kararlı olan bütün önderlere, bütün rehberlere tâbi olunuz! Yerinde ve belli ölçüler içinde. Öbürlerinin de sözü dinlense, onlara da isyan edilmese, hatta bir ölçüde müdârat ve mümâşat yapılsa bile; mutlak itaat edileceklerin peygamber çizgisinde olmaları şarttır.