“İn ecriye illâ alellah” âyetinin ifade ettiği neşr-i hak için enbiyâya ittibaı ifade eden istiğna düsturu dolayısıyla tebliğ ve irşad vasıtaları olan şeylerden şahsî kazanç temini olabilir mi?
“İn ecriye illâ alellah” 1 âyetinin ifade ettiği neşr-i hak için enbiyâya ittibaı ifade eden istiğna düsturu dolayısıyla tebliğ ve irşad vasıtaları olan şeylerden şahsî kazanç temini olabilir mi?
“Ecrimiz, mükâfatımız Allah’a aittir.” âyetinin geçtiği yerde bunu Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Şuayb ve Hz. Lut gibi, beş büyük peygamber kendi kavimlerine karşı söylemişlerdir.2 Başka yerlerde Hz. İbrahim ve Hz. Musa da araya girer. Fakat, “Mükâfatımız sadece Allah’a aittir.” ifadesinin geçtiği yerlerde yalnız bu beş büyük zâtı görüyoruz. Bir de sûre-i Yâsîn’de anlatılan ve büyük ızdırap çeken kahraman (Habib-i Neccar) da “Sizden, yaptıkları tebliğ karşılığında ücret ve mükâfat istemeyenlere tâbi olun!”3 demek sûretiyle, yine bu âyetin mânâsına işaret etmektedir. Hz. Nuh başka bir yerde yine, değişik bir ifade ile aynı hususa dikkati çekmektedir.4 Yani enbiyâ-i izâm, yaptıkları tebliğ vazifesi karşısında, insanlardan bir şey istememe esası üzerinde yürüdüklerine dikkat çekilmektedir:
“Ben yaptığım tebliğ vazifesi karşılığında sizden bir şey istemiyorum, ücretim ve mükâfatım münhasıran Âlemlerin Rabbi Allah’a aittir.”5
Bu söz, her peygamberin âdeta, Cenâb-ı Hakk’a karşı, verdiği bir ahd ü peymân ve bir yemindir. Onlar, peygamberlik vazifesini yapacaklarına ve bunun karşılığında hiçbir şey almayacaklarına söz veriyorlar.