İçeriğe geç

İnsanın ruhen, hissen ve fikren duyduğu buradaki beraberlik, orada realite plânındaki beraberliği netice verecektir. Bu­ra­da beraber yaşayanlar, orada beraber olacaklardır. Bu sebeple de, sürekli maiyyete dilbeste bulunun. Dualarınızda, tazar­ru­la­rınızda ve niyazlarınızda sürekli, اَللّٰهُمَّ مَعِيَّتَكَ اللّٰهُمَّ مَعِيَّةَ حَبِيبِكَ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ“Allah’ım, ne olur maiyyetin, Allah’ım, ne olur Ha­bi­binin maiyyeti!” deyin. Hep O’nunla oturun kalkın, hep O’nu heceleyin ve hep O’nu sayıklayın. Ta ki oraya gittiğiniz zaman bu maiyyet karşınıza çıksın. Eğer burada O’nunla olursanız, oraya gittiğinizde karşınıza çıkan sürprizler karşısında arkada bıraktığınız bu yalan ve aldatan dünyayı unutursunuz. Fakat ne acıdır ki, günümüzde kafalar bozulmuş, duygu ve düşünceler dağılmış, insanlar sonsuz hayat ve Ebedî Zât’tan daha çok dünyayı düşünüyorlar.

Esasında büyük insanların sözlerine baktığınızda onların bile dünyadan ne kadar şikâyet ettiklerini görürsünüz. Mesela Yu­nus Emre şöyle der:

“ Aciz kaldım zalim nefsin elinden
Şol dünyanın lezzetinden doyamaz.
Aynını (gözünü) almıştır gaflet gömleğin
Ömrünün gelip geçtiğini bilemez.
İlâhî, gaflet gömleğin giyene,
“ Müslüman” der misin nefse uyana?
Kazanıp kazanıp verir ziyana
Hak yoluna bir pulunu kıyamaz.
İlâhî, gafletten uyar gözümü,
Dergâhında kara etme yüzümü
Yunus eydür, gelin tutun sözümü
Dünya seven, ahireti bulamaz.”

Evet, yâri görmeye, dildârla hemdem olmaya hazır olmak lazım. Burada hep aşk mektupları yazmışsanız, orada bunların hiçbirisi zayi olmaz. Oraya gittiğinizde, “Bu mektup senden gelmişti.” derler. Orada insanın muhatap olacağı,

“ Bana Hak’tan nida geldi
Gel ey âşık ki, mahremsin
Bura mahrem makamıdır
Seni ehl-i vefa gördüm.”
67