İçeriğe geç
3. Bölüm

Hak Yoluna Adanmış Ruhlar

Kendini Hakk’ı anlatmaya adama, yaratılıştaki “ahsen-i takvîme” mazhariyetin gereği ve yapabilenler için payeler üstü bir payedir. Gizli-açık her vesile ile O’nu anlatıp sevdirmeye çalışanlar, gönül kapılarının O’na ve insanları O’na ulaştırmanın –gaye ölçüsünde– yanıltmayan vesilesi Hazreti Ruh-u Seyyid-il Enâm’a açılması için sürekli çırpınıp duranların, –kendileri farkına varsınlar varmasınlar– Mele-i A’lâ’nın sakinlerince alkışlandıkları/alkışlanacakları muhakkaktır. Nasıl olmasın ki, bu yolun yolcuları sevdirirler sevdiklerini ulaştıkları herkese, en müessir argümanları hâl ve temsil diliyle. Hep Hakk’ı soluklanır ve sevdirirler açıldıkları her yörede.. ve ererler bu sayede o ilâhî sevgiye perde perde. Söz Sultanı’nın: “Sevdirin Allah’ı kullarına ki seviversin O da sizi!..”5 beyanı vird-i zebânları, hep “sohbet-i Cânan” der yürürler güneşin doğup-battığı en ulaşılmaz yerlere. Bu da damla ölçüsünde küçük bir teveccühe deryalar vüs’atinde öyle ilâhî bir mukabeledir ki, “cihan-paha” sözü bile onu ifade etmez.

O’nu sevdirmeye giden yol ve vesilelerin başında Hazreti Ruh-u Seyyid-il Enâm’ın vesayet ve çizgisinde olmak gelir. O’nu bilip kabullenen ve O’nun manevî atmosferine giren, “Kelâm” sıfatından gelen nur-efşan mesajları içtenleştirip hayatına hayat hâline getirdiği ölçüde bakar-körlükten kurtulur; her şeyi basiret dürbünüyle görmeye başlar. Bir yandan gözleri kâinat mescidindeki âyâtı müşahede ederken, diğer yandan da mesmuâta açık bulunan kulakları eşya ve hâdiseler mabed-i muazzamında Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan’ın tekvinî emirleri tekrar edip durması karşısında şevkle şahlanır. Bir şair-i şehîrin:

“Varsın Sen İlâhî yine varsın, yine varsın,
Aklımda, gönlümde, ruhumda hep varsın!..”
10