İçeriğe geç

Bir milleti meydana getiren fertlerden her biri, az çok diğerine tesir eder veya ondan bir şeyler alarak onun tesirinde kalır. Bunun gibi anane ve gelenekler, uzak-yakın çevrenin tesiri de yetişmede önemli birer yer işgal ederler. Bir aile reisi kendi aile fertleri arasında; milleti idare edenler de, cemiyetin çeşitli kesimleri ve fertleri arasında kuvvetli tesir ve nüfuza sahiptirler. Buna göre, bir milletin, kabiliyeti ölçüsünde yükselmenin en son noktasına ulaşması ve fonksiyonunu tamı tamına eda etmesi, o milleti meydana getiren fertlerin düşünce, tasavvur, kültürüyle ve zimamdarlarının da plân, basiret ve hasbîlikleriyle yakından alâkalıdır. İdare edenlerin eğilip fertleri görüp gözetmeleri, fertlerin de birer içtimaî varlık hâline gelme yolundaki gayretleri, bir taraftan “Herkes çoban ve herkes güttüğünden mesuldür.”1 prensibinin, diğer taraftan da “yaşama yerine yaşatma zevkine” göre akort olmanın ifadesidir.

Nesillerin yetiştirilmesiyle meşgul olanlar, bu vazifeyi hangi nam altında yerine getirirse getirsinler, üzerlerine aldıkları mesuliyetin büyüklük ve ehemmiyetini bir an bile hatırdan çıkarmamalıdırlar. Bizler, çocuklarımızın geleceğini teminat altına alma uğrunda, her yolu dener, her ihtimali değerlendirir, onların hiçbir şeye muhtaç olmamaları için her sıkıntıyı göğüsler, her zorluğa katlanır, onlara “cennet-âsâ”2 bir dünya hazırlamaya çalışırız. Acaba onları, gerçek sermaye olan ahlâk ve fazilete yükseltemediğimiz, idrak ve kültürle istikrara ulaştıramadığımız zaman, bütün himmet ve gayretlerimiz boşa gitmeyecek midir?..

111