Ah akılsız mukallit, yaramaz aptal! Sen daha ne zamana kadar tufeylîlik yapıp başkalarının “ak” dediğine ak, “kara” dediğine kara diyeceksin? Yıllar var ki sen, hep başkalarının tezgâhlayıp sahneye sürdüğü oyunlarla meşgul olup onların türkülerinde kendi dünyana ait nağmeleri araştırıyor; özüne ve safvet-i asliyene4 yüzde yüz yabancı bir sürü ecinnî düşüncesiyle uğraşıp ömür tüketiyorsun. Seni tutup ulvîleştirecek faziletlerin kol gezdiği iklimlere yükseleceğine, gidip şerlere gömüldün. Aradıklarını, hiçbir zaman bulamayacağın çorak yerlerde araştırdın. Çölde gül, mezbelelikte ıtriyattan bir şey araştırır gibi!.. Kaç defa, en aydın, en Sünnî atmosferini bırakarak, yolların en çapraşığı ile en karanlık dehlizlere yuvarlandın. Kaç defa, Ömerlerden kopup, Nazzamların5 arkasına düştün, Yavuzları terk edip Şah İsmaillerle hemdem oldun! Söyle, Allah aşkına! Sen bu milletten misin, yoksa ona hasım olanlardan mı?..
Senin siyaset ve idare anlayışın, hep başkalarını taklit ve taklitleri alkışlamadan ibaret kaldı. Kendi düşünce çizginde, hasımlarını idare edeceğine, onların, bin bir fezaat olan icraatlarına hayranlık duyup saf yığınları dalâletten dalâlete sürükledin!.. Böyle yaptın; çünkü aklını kullanmıyor ve kendi düşüncelerine itimat edemiyordun; kendi şahsiyetinden kuşku içindeydin. Böyle yaptın; çünkü suflörün sana böyle fısıldıyordu!..
Şimdi, eğer sende bir düşünce ve irade bulunduğuna inansaydım; “Bari arkandaki yığınlara acı!” diyecektim. Heyhât! Seni, bu kadar oynak, bu kadar “yüzergezer” bulduktan sonra, bunu demeye dahi cesaret edemiyorum.
Dipnotlar
- 4 Safvet-i asliye: Aslî hüviyet, öz.
- 5 Nazzam: Felsefî meselelere çok dalmış ve Mutezile mezhebinin Basra ekolünün temsilcilerinden bir şahıstır.